2026 FIFA Dünya Kupası'nın başlamasıyla birlikte Video Yardımcı Hakem (VAR) uygulamaları bir kez daha futbol gündeminin merkezine oturdu. Özellikle son bir hafta içinde oynanan kritik maçlarda verilen ya da verilmeyen kararlar, taraftarlar, oyuncular ve yorumcular arasında ciddi bir kafa karışıklığına neden oldu.
Turnuvada şu ana kadar yaşanan olaylar, teknolojinin ne zaman devreye gireceği ve hangi kriterlere göre karar alınacağı konusundaki belirsizliği gözler önüne seriyor.
İngiltere-Gana maçındaki penaltı itirazı
İlk büyük tartışma Gana ile İngiltere arasındaki golsüz beraberlikle sonuçlanan maçta çıktı. Gana Teknik Direktörü Carlos Queiroz, futbolcusu Prince Kwabena Adu'nun, İngiliz savunmacı Ezri Konsa'nın müdahalesi sonrası yerde kalmasına rağmen penaltı verilmemesine sert tepki gösterdi. Queiroz, "VAR kahve içmeye gitti" ifadelerini kullanarak teknolojiye olan güvensizliğini dile getirdi. Birçok yorumcu, pozisyonun en azından hakem tarafından kenar ekranda incelenmesi gerektiğini savundu.
Brezilya'nın iptal edilen golü
Bir gün sonra Brezilya'nın İskoçya'yı 3-0 yendiği müsabakada Vinicius Junior'ın golü, Jack Hendry'ye yapılan faul gerekçesiyle VAR tarafından iptal edildi. BBC'nin Match of the Day programına konuşan eski yardımcı hakem Darren Cann, "Topa gelmeden önce hafif bir temas vardı ama bana göre bu faul seviyesinde değildi" dedi. Bu karar, önceki günkü esnek tutumla çelişkili bulunarak eleştirildi.
Almanya-Ekvador maçındaki çifte standart
Tartışmaların zirveye çıktığı an ise Almanya'nın Ekvador'a 2-1 yenildiği karşılaşma oldu. Maçta Leroy Sane'nin attığı gol, takım arkadaşı Aleksandar Pavlovic'in rakibinin başına yüksek ayakla müdahalesine rağmen geçerli sayıldı. Eski İngiltere kalecisi Joe Hart, aynı programda yaptığı yorumda, "Her oyuncu bu pozisyonu izlese hemen tehlikeli hareket der. Karar kesinlikle yanlıştı" ifadelerini kullandı.
İkinci yarının hemen başında Almanya lehine Kai Havertz'in yerde kalmasıyla bir penaltı kararı çıktı. Ancak bu kez VAR devreye girerek pozisyonun başlangıcında Sane'nin Pedro Vite'ye yaptığı faulü tespit etti ve penaltı iptal edildi. Aynı maçta bir tarafta yüksek ayak cezasız kalırken diğer tarafta benzer bir sertliğin penaltıyı iptal ettirmesi, VAR uygulamasındaki tutarsızlığı açıkça ortaya koydu.
Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi ile karşılaştırma
İlginç bir şekilde, istatistikler Dünya Kupası'ndaki VAR müdahale sıklığının Premier Lig'den çok da farklı olmadığını gösteriyor. Geçen sezon Premier Lig'de maç başına ortalama 0. 29 VAR müdahalesi yaşanırken, Dünya Kupası'nda bu rakam şu ana kadar 0. 28 seviyesinde. Hakemin kenara gelip pozisyonu izlediği durumlar ise ligde 0. 15, Dünya Kupası'nda 0. 17 olarak kaydedildi.
Buna karşın UEFA Şampiyonlar Ligi'nde çok daha müdahil bir yaklaşım benimseniyor. Bu turnuvada VAR'ın maç başına müdahale ortalaması 0. 47, kenar ekran incelemesi ise 0. 36 gibi oldukça yüksek oranlara ulaşıyor. Özellikle elle oynama konusunda UEFA'nın daha katı bir yorum getirmesi ve kişisel takdir alanını daraltması, bu farkı açıklayan en önemli etken olarak görülüyor.
Collina'nın asgari müdahale felsefesi
FIFA Hakem Komitesi Başkanı Pierluigi Collina, Dünya Kupası'nda oyunun hızlı ve akıcı olmasını hedeflediklerini, her temasın faul olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunuyor. Bu doğrultuda, "açık ve bariz hata" ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalınmaya çalışılıyor. Ancak sahadaki kararların kalitesi düştükçe, asgari müdahale politikasını sürdürmek zorlaşıyor ve tartışmalar büyüyor.
Büyük takımlar şimdilik etkilenmedi mi?
Tüm bu gürültüye rağmen, şu ana kadar VAR'ın büyük favorilere doğrudan zarar verdiği söylenemez. Brezilya'nın iptal edilen golü ve Almanya'nın kalka kalkan penaltısı dışında öne çıkan bir mağduriyet yaşanmadı. Hatta Fransa-Senegal maçında, VAR hakemi Sadio Mane'nin Kylian Mbappe'ye müdahalesi sonrası penaltı önermesine rağmen, saha hakemi bu tavsiyeyi reddederek dikkat çekici bir karara imza attı.
Dallas'taki operasyon merkezinde 30 VAR hakemiyle çalışan Collina'nın en büyük sınavı, kalan maçlarda teknolojinin güvenilirliğini yeniden tesis etmek olacak. "Az müdahale, çok fayda" sloganının geçerliliği ise sahada alınan ilk kararların isabetine bağlı olmaya devam edecek.