Amerika Birleşik Devletleri kurulduktan kısa bir süre sonra, ülkenin üçüncü başkanı Thomas Jefferson, yeni ulusun İngilizceden ayrı bir dil geliştirmesi gerektiğine inanıyordu. 1813'te arkadaşı John Waldo'ya yazdığı mektupta, "Yeni koşullar yeni kelimeler, yeni ifadeler ve eski kelimelerin yeni nesnelere aktarılmasını gerektiriyor" diyerek, hızla büyüyen nüfusun ve geniş coğrafyanın dili zenginleştireceğini savunuyordu.
Noah Webster'ın Yazım Devrimi
Jefferson'ın sözleri, sözlük yazarı Noah Webster'ın çalışmalarıyla ete kemiğe büründü. Webster, Amerikan İngilizcesinin yazımında köklü değişiklikler yaparak İngilizceden ayrışmasını sağladı. "Onur" anlamındaki "honour" kelimesindeki 'u' harfini atıp "honor" yaptı; "centre" yerine "center", "travelled" yerine "traveled" yazımını getirdi. "Draft"ı "draught"ın yerine koydu. Bazı önerileri – "tongue"u "tung", "leather"ı "lether" yapmak gibi – tutmadı. Ancak American Spelling Book adlı ders kitabı bir asırda yaklaşık 100 milyon kopya satarak İncil'le yarıştı.
Yerli Dillerden ve Göçmenlerden Gelen Kelimeler
Yeni kelimeler yalnızca yazım reformundan ibaret değildi. Amerikan İngilizcesi, Kızılderili dillerinden "skunk" (kokarca), "raccoon" (rakun), "chipmunk" (sincap), "moose" (kanada geyiği), "opossum" (keseli sıçan) ve "caribou" (geyik türü) gibi hayvan isimlerini aldı. Fransızcadan "prairie" (çayır), Hollandacadan "cookie" (kurabiye) gibi kelimeler de dile yerleşti.
İlginç bir şekilde, Amerikalılar İngiltere'de unutulmaya yüz tutmuş bazı eski İngilizce kelimeleri de yaşattı. Sonbahar anlamına gelen "fall", 16. Yüzyılda İngiltere'de kullanılıyordu; ancak Yeni İngiltere'deki muhteşem sonbahar renkleri sayesinde Amerika'da kalıcı oldu. Yine de "gotten" gibi arkaik gramer formları ABD'de varlığını sürdürürken İngiltere'de "got"a dönüştü.
İngiltere'nin Tepkisi ve Dil Tartışmaları
Bu dilsel farklılaşma İngilizleri rahatsız etti. Daha 1756'da yazar Samuel Johnson, "Amerikan diyalekti"ni "geniş alana yayılmış her dilin kaçınılmaz bozulma izi" olarak nitelendirmişti. 19. Yüzyılda Amerikan basınında, İngiliz modasına özenen "dude" karakteri tiye alınarak İngiliz kelimeleriyle dalga geçildi; "trousers" (pantolon) kelimesinin yerini "pants" aldı. Oscar Wilde 1887'de "Bugün Amerika ile her şeyimiz ortak, dilimiz hariç" diyerek espri yaptı.
Modern Amerikan İngilizcesi ve Dijital Çağ
Günümüzde dil evrimi devam ediyor. Birmingham Üniversitesi'nden dilbilimci Jack Grieve, 2013-2014 yılları arasında Twitter verilerini analiz ederek ABD'de en çok yeni kelimenin hangi bölgelerde üretildiğini inceledi. Batı Yakası'nda "amirite" (haksız mıyım? ), Derin Güney'de "boolin" (rahatlamak), Kuzeydoğu'da "lituation" (çok olumlu durum) gibi ifadeler ortaya çıktı. En yüksek yaratıcılık Afroamerikan nüfusun yoğun olduğu bölgelerde görüldü; bu topluluklarda sosyal kimliği ifade etme isteğinin daha güçlü olabileceği düşünülüyor.
Teknoloji, bu yeni kelimelerin ülke geneline ve hatta Atlantik'in ötesine yayılmasını hızlandırıyor. Jefferson'ın öngördüğü tam bir dil ayrışması gerçekleşmemiş olsa da Amerikan İngilizcesi, 250 yılı aşkın süredir kendi yolunu çizerek küresel İngilizceyi zenginleştiriyor.