Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), son yıllarda yurt içinde geliştirdiği teknik kapasiteyi yurt dışındaki arama, sondaj ve üretim projelerine taşıyor. Şirketin Somali, Irak ve Bulgaristan’daki faaliyetleri, uluslararası enerji portföyünün genişlediği yeni bir döneme işaret ediyor.
Yurt içindeki kapasite uluslararası portföye dönüştü
2017’de ilan edilen Milli Enerji ve Maden Politikası kapsamında Türkiye’nin petrol ve doğal gazda dışa bağımlılığını azaltmak amacıyla öz kaynakların aranması ve üretime kazandırılması hedeflendi. Sakarya Gaz Sahası ile Gabar’daki petrol keşifleri, TPAO’nun sismik araştırmadan derin deniz sondajına, saha geliştirmeden üretime uzanan süreçlerde deneyim kazanmasını sağladı.
Türkiye, altı derin deniz sondaj ve iki sismik araştırma gemisinden oluşan filosuyla dünyanın dördüncü büyük enerji filosuna sahip bulunuyor. Bu kapasitenin yalnızca Türkiye’nin kara ve deniz alanlarında değil, dost ve müttefik ülkelerdeki muhtemel kaynakların aranması ve ekonomiye kazandırılması amacıyla da kullanılması öngörülüyor.

Somali, Afrika’daki ilk faaliyet oldu
TPAO’nun Afrika’daki ilk faaliyeti, 2024’te imzalanan anlaşmanın ardından Somali’de başladı. Sismik veri toplama çalışmalarının ardından Çağrı Bey sondaj gemisi, Nisan 2026’da Somali’deki CURAD-1 kuyusunda sondaja başladı. Böylece Türkiye, kendi deniz yetki alanları dışında ilk kez derin deniz sondajı gerçekleştirdi.
Somali’deki açılımın ardından Angola, Gabon ve Gambiya ile enerji işbirliği anlaşmaları imzalandı. TPAO ayrıca Pakistan’ın deniz sahalarındaki arama faaliyetlerine yönelik konsorsiyumlara katıldı.
Nisan 2025’te Macaristan merkezli MOL ile imzalanan anlaşma, TPAO’nun Buzsak ve Tamasi sahalarındaki arama ve üretim faaliyetlerine katılmasının önünü açtı. Bu proje, şirketin Avrupa’daki ilk arama-üretim faaliyeti oldu.
Kerkük’te doğrudan ortaklık adımı
TPAO, 2026’nın ilk aylarında ExxonMobil, Chevron, bp, Shell ve TotalEnergies gibi küresel enerji şirketleriyle çeşitli anlaşmalar imzaladı. Bu süreçteki en önemli adımlardan biri, BP Energy Company of Kirkuk Limited’in yüzde 15 hissesinin satın alınması oldu.
Bu ortaklıkla TPAO, bp ve ConocoPhillips ile birlikte Kerkük’teki saha geliştirme programına dahil oldu. Program, 3 milyar varil petrol eş değerinin üzerinde kaynak içerdiği değerlendirilen Baba ve Avanah kubbeleri ile Bai Hassan, Jambur ve Khabbaz sahalarını kapsıyor.
İlk aşamada sahalardaki mevcut üretimin artırılması ve ilave potansiyelin ortaya çıkarılması hedefleniyor. TPAO, Irak’ta ayrıca Missan, Badra ve Siba projelerinde faaliyet yürütüyor. Kerkük ortaklığı, şirketin Irak petrolündeki rolünü taşımacılıktan doğrudan üretim ortaklığına taşıyor.
Bulgaristan’da deniz arama ruhsatı
TPAO, Bulgaristan hükümetinin onayıyla Karadeniz’deki Khan Tervel Sahası projesinde yüzde 33 pay aldı. Shell’in yüzde 42 hisseyle işlettiği ve OMV’nin yüzde 25 paya sahip olduğu proje, yaklaşık 3 bin 800 kilometrekarelik bir alanı kapsıyor.
Türkiye’nin Sakarya Gaz Sahası’na yakın konumdaki sahada beş yıllık ruhsat süresi boyunca önce sismik araştırma yapılması, verilerin olumlu sonuç vermesi halinde arama sondajına geçilmesi planlanıyor. TPAO’nun Shell ve OMV Petrom ile aynı konsorsiyumda yer alması, şirketin Karadeniz’de kazandığı denizcilik ve sondaj tecrübesini uluslararası projeye taşıyor.
Arama ve üretim riskleri dengeleniyor
Irak’taki üretim sahası ile Bulgaristan’daki arama ruhsatının aynı dönemde portföye eklenmesi, TPAO’nun farklı risk profillerine sahip projeleri birlikte yürütmesini sağlıyor. Irak projesi mevcut üretimin artırılabileceği olgun bir hidrokarbon bölgesine erişim sunarken Bulgaristan projesi uzun vadeli keşif potansiyeli taşıyor.
Uluslararası ortaklıklar, yüksek maliyetli arama ve üretim projelerinde maliyet ile riskin paylaşılmasına ve teknik bilgi birikiminin bir araya getirilmesine imkân veriyor. TPAO açısından başarı, yalnızca imzalanan anlaşmaların sayısıyla değil, bu anlaşmaların sismik araştırma, sondaj, saha geliştirme ve üretime dönüşmesiyle ölçülecek.
Somali, Irak ve Bulgaristan’daki gelişmeler, TPAO’nun farklı coğrafyalarda kaynağa erişen, risk üstlenen ve üretime ortak olan uluslararası bir enerji şirketine dönüşme sürecinin ilerlediğini gösteriyor.