ABD Dışişleri Bakanlığı Afrika İşleri Bürosu Müsteşar Yardımcısı Frank Garcia, Başkan Donald Trump'ın ikinci döneminde yardım odaklı politikadan ticaret odaklı politikaya geçişin Afrika ekonomilerinde benzeri görülmemiş bir büyümeyi beraberinde getirdiğini söyledi.
Garcia, dünyanın en hızlı büyüyen 20 ekonomisinden 9'unun Afrika'da olduğunu belirterek, "Afrika ekonomileri yardımdan ticarete geçişe olumlu yanıt veriyor. 2025'te ABD'nin Sahra Altı Afrika'ya ihracatı yüzde 23 artarak 22,6 milyar dolara ulaştı ve bu yıl da büyümeye devam ediyor" dedi.
Orta Doğu Medya Araştırma Enstitüsü (MEMRI) Proje Direktörü Anna Mahjar-Barducci ise USAID fonlarının yüzde 83 oranında kesilmesinin ardından Etiyopya, Güney Sudan ve Malavi gibi dış yardıma bağımlı ekonomilerin çökeceği yönündeki felaket senaryolarının gerçekleşmediğini vurguladı.
Mahjar-Barducci, "Afrika kıtası beklenenden çok daha dirençli olduğunu kanıtladı. Etiyopya, fon kesintilerine rağmen 2026 büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize etti. Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) projeksiyonlarına göre Sahra Altı Afrika'nın 2026'da yüzde 4,3 ila 4,6 arasında büyümesi ve yaklaşık yüzde 4,1 büyümesi öngörülen Asya'yı geride bırakması bekleniyor" diye konuştu.
Büyümenin arkasında dev hidroelektrik yatırımları, inşaat, madencilik ve kahve ihracatındaki artışın yer aldığını belirten Mahjar-Barducci, onlarca yıldır uluslararası yardım olmadan Afrika'nın çökeceği söyleminin aksine, yardımın kuruduğu bir dönemde kıtanın çökmediğini, aksine hızlandığını ifade etti.
Ticari diplomasi stratejisi
Garcia, ABD'nin bu ivmeyi değerlendirmek için özel sektör yatırımlarını teşvik etmeye, sürdürülebilir büyüme ortaklıkları kurmaya ve Afrika ülkelerini yardım alıcısı değil, yetkin ticari ortaklar olarak görmeye odaklandığını aktardı.
Büyükelçiliklerin özel sektörle doğrudan çalışarak ticaret ve yatırımı kısıtlayan politika, yasa ve düzenlemeleri tespit ettiğini, ardından ortak hükümetlerle reformlar geliştirdiğini anlatan Garcia, mevcut Trump yönetimi döneminde 37 ticari işlemin tamamlandığını ve toplam değerinin 25,67 milyar doları bulduğunu, yüzlerce yeni işlemin ise sürdüğünü kaydetti.
En fazla işlem yapılan sektörler arasında yüzde 24 ile enerji, yüzde 19 ile bilgi ve iletişim teknolojileri, yüzde 11 ile kritik mineraller ve madencilik, yüzde 8'er payla havacılık, tarım ve altyapı yer aldı.
Mahjar-Barducci, yardımın hükümetlere aktığında Brüksel, Roma veya Washington'da tasarlanan ve yerel ekonomilerin gerçek ihtiyaçlarına cevap vermeyen projeleri finanse ettiğini, yoksulluğun ise insanları girişimci, işçi ve ekonomik ortak olarak tanıyarak azaltılabileceğini savundu.
Trump yönetiminin kritik minerallere erişim veya vatandaşların sağlık verileri karşılığında fon sağlama şeklindeki daha işlemsel yaklaşımının yalnızca alaycı bir tutum olarak görülmemesi gerektiğini belirten Mahjar-Barducci, koşulsuz transferlerin reform teşvikini ortadan kaldırdığını ve yoksulluğun altında yatan sorumluları güçlendirdiğini dile getirdi.
Sağlık alanında yeni model
Üst düzey bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, yönetimin "Önce Amerika Küresel Sağlık Stratejisi" kapsamında 24'ü Sahra Altı Afrika ülkeleriyle olmak üzere 34 ikili mutabakat zaptı imzaladığını ve bu anlaşmaların 14,3 milyar doları ABD yardımı, 9,6 milyar doları ise alıcı ülkelerin ortak yatırımı olmak üzere toplam 24 milyar doları aşan yeni sağlık finansmanını temsil ettiğini söyledi.
Yetkili, bu mutabakatların hayat kurtaran bakımı sürdürmek, dirençli sağlık sistemleri inşa etmek, Amerikan vergi mükelleflerine bağımlılığı azaltmak ve ülke sahipliğini güçlendirmek için tasarlandığını belirtti.
ABD, Güney Afrika'daki PEPFAR programını ise aşamalı olarak sonlandırma kararı aldı. Yetkili, Güney Afrika'nın yönetimin politika taleplerinde kayda değer ilerleme sağlayamaması nedeniyle bu kararın alındığını, orta gelirli bir ülke olan Güney Afrika'nın kendi sağlık programlarını destekleyebilecek kapasitede olduğunu vurguladı. Güney Afrika hükümetinden ise konuya ilişkin yanıt alınamadı.