Donald Trump’ın siyasi müttefiklerine, hatta 6 Ocak saldırısıyla bağlantılı isimlere kadar uzanabilecek bir "Anti-Weaponization Fund" kurma girişimi, Cumhuriyetçi çevrelerden gelen sert tepkiler sonrası şimdilik çöktü. Plan, Trump’ın çevresinin dağıtacağı bir kaynak olarak görülürken, ABD Adalet Bakanlığı’nın geçici başındaki Todd Blanche bunu kapattığını açıkladı.
Yazıda, bu fon girişiminin yalnızca para planı değil, Trump’ın yıllardır sürdürdüğü "devlet bana karşı silahlandırıldı" anlatısının da parçası olduğu belirtiliyor. Ancak metin, bu anlatının dayandığı temel suçlamaların resmi incelemelerle desteklenmediğini savunuyor.
Rusya soruşturması meşru bulundu
Trump’ın en çok hedef aldığı başlıklardan biri olan Rusya soruşturması için daha önce yapılan resmi değerlendirmelerin, soruşturmanın meşru biçimde başlatıldığını ve siyasi bir kumpas olmadığını ortaya koyduğu aktarılıyor. 2019 tarihli Adalet Bakanlığı başmüfettişliği raporu, 2020’de yayımlanan iki partili Senato İstihbarat Komitesi raporu ve 2023’te özel yetkili savcı John Durham’ın nihai raporu bu sonuca işaret eden incelemeler arasında sayılıyor.
Metin, bu raporların bazı soruşturma yöntemlerini eleştirse de, Rusya incelemesinin bir "aldatmaca" ya da "cadı avı" olmadığı sonucunu değiştirmediğini vurguluyor. Senato raporunun ve özel savcı Robert Mueller’in final raporunun da Moskova’nın 2016 seçimlerine gizli biçimde müdahale ettiği ve bunun bir kısmının Trump’ın kazanmasına yardımcı olmayı amaçladığı değerlendirmesini doğruladığı hatırlatılıyor.
Soruşturma sürecinde Paul Manafort, Michael Flynn, George Papadopoulos ve Roger Stone gibi isimler hakkında ciddi iddianameler çıkması da, metne göre, ortada uydurma bir baskı değil, somut hukuki sonuçlar olduğunu gösterdi. Trump’ın daha sonra bu isimlerin tamamını affetmesi ise süreci siyasallaştıran adım olarak sunuluyor.
Seçim ve belge davaları da yeniden gündemde
Trump’ın ikinci büyük şikâyeti, 2020 seçim sonucunu değiştirme çabaları ve başkanlıktan ayrılırken yanında tuttuğu gizli belgeler nedeniyle karşılaştığı federal soruşturmalarla ilgili. Metin, her iki soruşturmanın da yasal dayanağı olduğunu, 6 Ocak Komitesi önünde ifade veren birçok Cumhuriyetçinin Trump’ın iktidarda kalmak için muhtemel suç teşkil eden adımlar attığını söylediğini aktarıyor.
Senato’nun iki partili çoğunluğunun Trump’ı azil suçlamaları üzerinden mahkûm etmeye yaklaşması da bu çerçevede anılıyor. Metne göre, jüri ya da yargıçların Trump aleyhine verdiği kararlar, dosyaların ciddiyetine işaret ediyor.
Belgeler davasında ise Ulusal Arşivler ile Adalet Bakanlığı’nın 2021 ve 2022 boyunca Trump’tan belgeleri geri istemek için girişimlerde bulunduğu, belgeler iade edilseydi kovuşturmanın hiç açılmayacağı vurgulanıyor. Buna rağmen Trump’ın bazı materyalleri geri vermediği, avukatlarından birinin de tüm belgelerin iade edildiğini sertifikalandırdığı halde bunun doğru olmadığı belirtiliyor. Mar-a-Lago’ya yapılan FBI baskınında en yüksek gizlilik derecesine sahip 25 kutu belgenin bulunduğu aktarılıyor.
Smith’in açtığı federal davalar, Trump 2024 seçimlerini kazanınca ve oturan bir başkanın federal suçlardan yargılanamayacağı yönündeki Adalet Bakanlığı politikası nedeniyle kapandı. Metin, bu kapanışın davaların zayıflığından değil, başkanlık makamına ilişkin hukuki kuraldan kaynaklandığını savunuyor.
New York davaları ve MAGA’nın iddiaları
Trump’ın New York’ta vergi usulsüzlüğü ve iş kayıtlarını yanlış düzenleme suçlamalarıyla da mücadele ettiği hatırlatılıyor. Stormy Daniels’a yapılan sus payı ödemelerinin gizlenmesiyle bağlantılı bu dosyalarda da jüri ya da yargıçların Trump aleyhine karar verdiği belirtiliyor.
Metin, Biden döneminde federal hükümetin sağ gruplara karşı silahlandırıldığı yönündeki MAGA iddialarını da tek tek ele alıyor. Richmond’daki FBI saha ofisinden sızan, "radikal-gelenekçi Katolik" ideolojisini iç ekstremist şiddete giden olası bir yol olarak gören iç notun geri çekildiği, bunun da tek bir genç analistin çalışması olduğu ve soruşturma ya da kovuşturmaya dönüşmediği aktarılıyor.
Benzer biçimde, okul kurulu toplantılarındaki protestolarla ilgili şikâyetler üzerine Adalet Bakanlığı’nın yerel yetkililerle görüşülmesini isteyen bir not yayımladığı, ancak bunun da muhafazakârlara karşı geniş çaplı bir operasyon doğurmadığı ifade ediliyor.
6 Ocak ve yeni güç kullanımı tartışması
Yazının en sert bölümü 6 Ocak isyancılarıyla ilgili. Metin, Trump ve MAGA çevresinin hüküm giyen isyancıları haksız kovuşturmaların mağduru gibi sunduğunu, Beyaz Saray sitesinde de bu iddianın tekrarlandığını belirtiyor. Trump’ın kurmak istediği fonun da bu şiddet yanlısı isimlere milyonlar aktarma ihtimali nedeniyle kaygı yarattığı kaydediliyor.
Yazı, bu kovuşturmaları "devletin silahlandırılması" olarak nitelendirmenin büyük bir çarpıtma olduğunu savunuyor. 6 Ocak’ta yaşananların herkesin gözü önünde gerçekleştiği, sonrasındaki adalet arayışını baskı diye sunmanın da Orwellvari bir tersyüz etme olduğu ileri sürülüyor.
Metnin son kısmı, Trump’ın kendisini mağduriyet siyasetiyle yeniden konumlandırmasına odaklanıyor. Ona göre Trump ve çevresi, Deep State tarafından hedef alındığını söyleyerek kendi yargı süreçlerini meşrulaştırmaya çalışıyor; buna karşılık, Trump’ın aslında devletin nasıl gerçekten kullanıldığını kendisine açtırdığı yeni soruşturmalarla gösterdiği savunuluyor.