Almanya'nın başkenti Berlin'de yapılacak eyalet seçimi öncesinde Sol Parti adayı Elif Eralp, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'nin 2025 seçim kampanyasını kendi siyasi programı için örnek aldığını açıkladı. Eralp, Berlin'de konut ve ulaşım maliyetlerini düşürmeye, kentteki atık toplama sorununu çözmeye ve farklı toplumsal kesimleri bir araya getirmeye odaklanıyor.
Berlin Eyalet Meclisi üyesi olan 45 yaşındaki Eralp, seçimde partisinin birinci olması ve koalisyon kurabilmesi halinde Berlin eyalet hükümetine başkanlık eden ilk göçmen kökenli ve sosyalist parti üyesi siyasetçi olacağını söyledi. Eralp, Berlinlilerin kökeni veya sosyal geçmişi üzerinden ayrıştırılmadan kentin sakinlerinin çıkarlarının öne alınması gerektiğini belirtti.
Sol Parti ankette ilk sırada
ZDF tarafından yayımlanan son ankette Sol Parti yüzde 23 destekle ilk sırada bulunuyor. Parti, Başbakan Friedrich Merz'in muhafazakar Hristiyan Demokrat Birliğinin iki puan önünde yer alırken, göç karşıtı Almanya İçin Alternatif yüzde 17 destek alıyor.
Eralp'in seçimi kazanması ve Sol Parti öncülüğünde bir koalisyon kurması, Berlin gibi kozmopolit bir kentte siyasi dengelerin değişmesi anlamına gelebilir. Eralp, kampanyasının hedeflerinden birinin aşırı sağa karşı güçlü bir mesaj vermek olduğunu söyledi.
Mamdani'nin kampanyasını Berlin'e uyarlamak istiyor
Eralp, Mamdani'nin New York'taki kampanyasında sosyal talepleri merkeze aldığını ve farklı toplulukları bir araya getirdiğini belirtti. Berlin'deki kampanyasının da büyük şehirleri daha yaşanabilir ve erişilebilir hale getirme hedefi bakımından benzerlik taşıdığını ifade etti.
Sol Parti adayının üç temel vaadi bulunuyor. Eralp kira artışlarını sınırlamak, otobüs ve tren ücretlerini düşürmek ve sokaklardaki çöp toplama sorununu çözmek istiyor.
Eralp, yüksek kiraların Berlin'deki en büyük sorunlardan biri olduğunu söyledi. Uygun fiyatlı konut ve ulaşım politikalarının, sosyal veya etnik köken fark etmeksizin kentte yaşayan herkesin günlük hayatını etkilediğini belirtti.
Aşırı sağa karşı sosyal politika vurgusu
Eralp'in kampanyası, Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyaletindeki seçimin ardından aşırı sağın güç kazanmasına ilişkin tartışmaların sürdüğü bir döneme denk geliyor. Sol Parti adayına göre Berlin'de elde edilecek bir başarı, insanların gerçek sorunlarına odaklanan ve güçlü bir programa dayanan siyasetin aşırı sağa karşı etkili olabileceğini gösterecek.
Eralp, ekibinin Almanya İçin Alternatifin güçlü olduğu bölgeler de dahil olmak üzere kapı kapı çalışma yürüttüğünü söyledi. Bazı seçmenlerin ekonomik gerileme ve toplumsal konumlarını kaybetme korkusu yaşadığını, kimi seçmenlerin ise kentteki sorunların sorumluluğunu mültecilere ve göçmenlere yükleyen aşırı sağ söylemlere yöneldiğini ifade etti.
Bu eğilimin temelinde, yoksulları ve kentte zorlanan kesimleri yeterince desteklemeyen neoliberal politikalar, kemer sıkma önlemleri ve kamu harcamalarındaki kesintilerin bulunduğunu savunan Eralp, Merz'in partisinin göç karşıtı söylemlerle Almanya İçin Alternatif'i zayıflatmak yerine güçlendirdiğini öne sürdü.
Filistin yanlısı protestolara yönelik müdahaleleri eleştirdi
Eralp, görev süresi sona eren Berlin Eyalet Başbakanı Kai Wegner'in Hristiyan Demokrat Birlik öncülüğündeki hükümetini de kentin sosyal ve ekonomik sorunlarını çözememekle eleştirdi. Eralp ayrıca Filistin yanlısı protestolara yönelik müdahalelere, son yıllarda bazı etkinliklerin iptal edilmesine ve barışçıl göstericilere karşı orantısız polis gücü kullanıldığını savundu.
Berlin'de yaşayan Filistinlilerin sorunlarının dikkate alınmadığını söyleyen Eralp, kent yönetiminin Filistinlileri, Yahudileri, Müslümanları ve şehirde yaşayan diğer tüm toplulukları kapsaması gerektiğini belirtti. Gösteri ve ifade özgürlüğünün korunmasını istediğini söyleyen Eralp, iktidara gelmeleri halinde bu alandaki uygulamaları değiştireceklerini ifade etti.
Eralp, partisinin antisemitizmle mücadele girişimlerini desteklediğini ve İsrail'in var olma hakkının yanı sıra Filistin'in var olma hakkını da savunduğunu söyledi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu hükümetinin Gazze'deki savaş suçlarıyla suçlanmasını antisemitizm olarak nitelendirmenin doğru olmadığını savunan Eralp, Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi'ndeki savaş suçu ve insanlığa karşı suç dosyalarına işaret etti.