13 Haziran'da açıklanan 2026-2030 Yapay Zeka Vizyonu ve Eylem Planı, Türkiye'nin yapay zekayı geçici bir teknoloji başlığı değil, stratejik bir öncelik olarak gördüğünü ortaya koydu. Planın temel yaklaşımı, fark etmek, istifade etmek, üretmek ve yönetmek üzerine kuruldu.
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Bölge Çalışmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Başar Baysal, bu çerçevenin Türkiye'nin teknoloji politikasında farkındalık aşamasından kapasite ve egemenlik aşamasına geçme niyetini gösterdiğini belirtti. Baysal'a göre yapay zeka çağında ülke gücü yalnızca ekonomik büyüklükle ya da askeri kapasiteyle değil, veriyi işleme ve kendi modelini üretebilme becerisiyle de ölçülüyor.
Türkiye için dar ama derin bir yol haritası
Baysal, Türkiye'nin yapay zekada her alana aynı anda yayılmak yerine bir sıklet merkezi seçmesi gerektiğini savundu. Ona göre doğru niş alanı belirleyen ülkeler, önce orada derinleşiyor, ardından bu birikimi başka alanlara taşıyor.
Bu yaklaşımı savunma sanayisindeki İHA örneğiyle açıklayan Baysal, Türkiye'nin belli bir teknoloji alanında odaklanarak öncü hale gelebildiğini hatırlattı. Aynı yöntemin yapay zeka araştırma ve geliştirme çalışmalarında da uygulanabileceğini ifade etti.
Baysal, kamu sektörünün yerli çözümlerin ilk alıcısı olmasının da önemli olduğunu vurguladı. Bu modelin savunma sanayisinde işe yaradığını, yapay zeka alanında da talep oluşturarak yerli geliştirmeleri hızlandırabileceğini söyledi.
Yapay zeka sadece geliştirici alan değil, kullanıcı alanı da olacak
Uzman değerlendirmesinde, Türkiye'nin bir alanda öncü olurken diğer sektörlerde de iyi bir kullanıcı olmasının çelişki oluşturmadığı belirtildi. Yapay zekanın iş süreçlerini dönüştürdüğü, verimlilik artışı sağladığı ve bu dönüşümün tarımdan bürokrasiye kadar çok geniş bir alana yayıldığı ifade edildi.
Bu nedenle genel yapay zeka okuryazarlığının artırılması, sektör bazlı dönüşümlere rehberlik edilmesi ve özellikle KOBİ ağırlıklı özel sektörün desteklenmesi önerildi. Baysal, yapay zeka dönüşümünün yeşil ve dijital dönüşüm başlıklarıyla birlikte ele alınması gerektiğini aktardı.
Güvenlik dili fırsat da taşıyor risk de
Zirvede yapay zekanın güvenlik ve egemenlik diliyle ele alınmasının anlaşılır olduğu belirtildi. Baysal'a göre bu çerçeve, konuyu devletlerin öncelikli gündemine taşıyabilir, kaynak ayrılmasını kolaylaştırabilir ve karar süreçlerini hızlandırabilir.
Ancak aynı çerçevenin katılımcılığı, toplumsal tartışmayı ve şeffaflığı geri plana itme riski de bulunduğu ifade edildi. Baysal, dil modeli geliştirme ve standart belirleme gibi alanlarda açıklık, çok katılımlı tartışma ve akademiyle ortak çalışmanın belirleyici olacağını söyledi.
Değerlendirmede, Türkiye'nin asıl sınavının vizyonu kalıcı bir kabiliyete dönüştürmek olduğu vurgulandı. Buna göre ülkenin önündeki iki yol birbirini dışlamıyor: Bir yanda belirli bir alanda geliştirici ve öncü olmak, diğer yanda yapay zekanın sağladığı verimlilik artışını tüm sektörlere yaymak.