Türkiye ile Somali arasındaki ilişkiler, 19 Ağustos 2011’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mogadişu ziyaretinden sonra insani yardımların ötesine geçerek kamu hizmetleri, güvenlik, diplomasi ve ekonomi alanlarında kurumsal işbirliğine dayalı bir yapıya dönüştü.
Büyükelçilik düzeyindeki diplomatik ilişkilerin 60’ıncı yılı olan 2026, iki ülke arasındaki işbirliğinin son 15 yıllık gelişimini değerlendirmek açısından önemli bir dönemeç oluşturuyor. Bu dönemde Türkiye’nin Somali’deki angajmanı, acil insani müdahaleden kamu kurumlarının kapasitesinin güçlendirilmesine ve sektörel ortaklıklara uzanan çok katmanlı bir nitelik kazandı.
Tarihsel bağlar diplomatik sürekliliğe zemin hazırladı
Somali, Kızıldeniz ile Hint Okyanusu arasındaki ticaret, hac ve siyasi etkileşim ağlarının tarihsel kavşaklarından biri olarak öne çıkıyor. Zeyla ve Berbera limanları çevresindeki güzergahlar, Osmanlı dünyası ile Afrika Boynuzu arasında farklı dönemlerde siyasi, ekonomik ve toplumsal temasların kurulmasına imkan sağladı.
Türkiye ile Somali arasındaki ilişkiler 9 Şubat 1966’da büyükelçilik düzeyinde kuruldu. Türkiye’nin Mogadişu Büyükelçiliği 1979’da faaliyete geçerken, iç savaş nedeniyle 1991’de ara verilen faaliyetler 1 Kasım 2011’de yeniden başladı.
Yardımlar kamu kapasitesini güçlendiren işbirliğine dönüştü
2011 sonrasında gıda, barınma ve sağlık yardımlarına hava ulaşımı, hastane hizmetleri, eğitim programları, kamu yönetimi desteği ve güvenlik personelinin yetiştirilmesi eklendi. Böylece insani yardım, iki ülke kurumları arasında süreklilik taşıyan işbirliğinin bir parçası haline geldi.
Türk Hava Yolları 2012’de Mogadişu seferlerine başladı. Mogadişu Somali-Türkiye Recep Tayyip Erdoğan Eğitim ve Araştırma Hastanesi, sağlık hizmetleriyle mesleki kapasite gelişimini aynı kurumsal yapı içinde birleştirdi. Eğitim bursları da kamu yönetimi, sağlık, akademi ve özel sektör için insan kaynağının desteklenmesine katkı sağladı.
Güvenlik işbirliği kapsamında Somali Türk Görev Kuvveti Komutanlığı, 2017’de faaliyetlerine başladı. Yapı, Somali güvenlik personelinin yetiştirilmesi ve danışmanlık hizmetlerinin sürekli bir eğitim düzenine taşınmasını amaçladı.
2024 tarihli Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması ile işbirliği kıyıların korunması, deniz kuvvetlerinin kapasitesinin geliştirilmesi, deniz haydutluğu ve yasa dışı balıkçılıkla mücadele alanlarına genişledi. Bu yaklaşımda güvenlik, kamu hizmetlerine erişim ve ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilirliğiyle bağlantılı bir devlet kapasitesi meselesi olarak ele alındı.
Somali’nin toparlanması çok taraflı destekle ilerledi
Somali, 2023’te Ağır Borç Yükü Altındaki Yoksul Ülkeler Girişimi kapsamında tamamlanma aşamasına ulaşarak 4,5 milyar dolarlık borç hafifletmesinden yararlandı. Bu gelişme, Somali makamlarının yıllara yayılan mali ve idari reformlarının çok taraflı kurumsal çerçevede karşılık bulduğu bir adım olarak değerlendirildi.
Somali toplumu ve diasporasının katkıları da ekonomik ve kurumsal toparlanma sürecinin toplumsal dayanakları arasında yer aldı. Türkiye’nin rolü ise Somali makamlarını, toplumu ve yerel aktörleri dışlayan bir yardım ilişkisi yerine kapasite inşasını destekleyen kurumsal ortaklık çerçevesinde şekillendi.
Ankara süreci bölgesel diplomasiye taşındı
Afrika Boynuzu’nda deniz ticareti, limanlar, enerji güzergahları ve balıkçılık, bölge ülkelerini birbirine bağlıyor. Somali’nin egemenliğini, iç güvenliğini ve deniz yetki alanlarını koruma kapasitesi, ticaret akışlarının sürekliliği ve deniz güvenliği bakımından bölgesel önem taşıyor.
Etiyopya ile Somaliland yönetimi arasında 1 Ocak 2024’te imzalanan mutabakat, Etiyopya’nın denize erişim arayışı ile Somali’nin egemenlik ve toprak bütünlüğü hassasiyetini aynı gerilim alanında buluşturdu. 11 Aralık 2024 tarihli Ankara Bildirisi’nde taraflar egemenlik, birlik ve toprak bütünlüğüne saygılarını teyit etti.
Ankara Bildirisi, Etiyopya’nın denize erişim beklentisinin Somali’nin egemen yetkisi altındaki ticari düzenlemeler üzerinden ele alınmasına yönelik bir müzakere zemini oluşturdu. İlk teknik görüşme 18 Şubat 2025’te yapılarak siyasi çerçeve uygulama gündemine taşındı.
Enerji işbirliği yeni bir alan oluşturdu
Türkiye ile Somali arasındaki ortaklığın ekonomik boyutu, deniz kaynakları ve enerji alanındaki çalışmalarla da genişledi. Oruç Reis’in tamamladığı sismik araştırmalar ile Çağrı Bey’in Curad-1 kuyusundaki sondaj faaliyetleri, enerji işbirliğinin teknik kapsamını artırdı.
Son 15 yılda şekillenen tablo, tarihsel bağların diplomatik süreklilik sağladığını, insani diplomasinin sağlık, eğitim, ulaştırma ve güvenlik alanlarında kurumsal derinlik kazandığını gösterdi. Afrika Boynuzu’ndaki karşılıklı bağımlılık ise ikili ilişkilere bölgesel ve stratejik bir boyut ekledi.
İlişkilerin önümüzdeki döneminde yerel istihdamın desteklenmesi, teknik bilgi paylaşımının genişletilmesi, düzenleyici kapasitenin geliştirilmesi ve toplumsal faydanın yaygınlaştırılması öne çıkan işbirliği alanları arasında bulunuyor.