Almanya, Türkiye’nin COP31 öncesinde gündeme getirdiği elektrikleşme hedefini desteklediğini açıkladı. Alman tarafı, bu yaklaşımın Paris Anlaşması’nın uygulanmasını hızlandırabileceğini belirtti.
Almanya Çevre Bakanlığı’ndan kıdemli bir yetkili olan Jochen Flasbarth, Türkiye’nin gelecek yıl kasım ayında yapılacak küresel iklim zirvesine başkanlık ederken Paris Anlaşması’nı ilerletme konusunda kararlı göründüğünü söyledi.
Açıklamalar, COP31 hazırlıklarının yürütüldüğü Bonn’da yapıldı. Antalya’da düzenlenecek zirve öncesinde binlerce iklim müzakerecisi bu hafta ve gelecek hafta teknik metinleri şekillendiriyor, görüş ayrılıklarını daraltıyor.
Bonn sürecinde ev sahibi Türkiye zirveyi üstlenirken, resmi müzakereleri Avustralya yürütecek. Bu aşama, siyasi liderlerin U. N. Iklim konferansında alacağı kararlar öncesinde metinlerin olgunlaştırıldığı kritik bir zemin olarak öne çıkıyor.
Görüşmelerin arka planında Orta Doğu’daki savaşın enerji ve emtia fiyatlarını yükseltmesi de var. Fosil yakıta bağımlı ekonomilerin tedarik şoklarına daha açık hale geldiği uyarısı, yenilenebilir enerji çağrılarını güçlendiriyor.
Türkiye ve Avustralya, ülkeleri güvenilir olmayan enerji ithalatına karşı yenilenebilir kaynaklara yönelmeye teşvik ediyor. Türkiye, Bonn’da küresel enerji talebinin 2035’e kadar yüzde 35’inin elektrikle karşılanmasını hedefleyen bir öneri sundu.
Bu öneri, taşımacılık, ağır sanayi ve ev ısınmasında petrol, kömür ve gaz kullanımının azaltılmasını amaçlıyor. Elektrikli sanayi fırınları, elektrikli araçlar ve ısı pompaları gibi teknolojilerin daha geniş kullanımına geçilmesi hedefleniyor.
Türkiye’nin gündeme taşıdığı diğer başlıklar arasında küresel atık artışının 2035’e kadar yarı yarıya azaltılması ve döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15’e çıkarılması da yer alıyor.
Flasbarth, elektrikleşmenin ulaşım, inşaat ve sanayi sektörlerinde giderek öncelik haline gelmesini memnuniyetle karşıladığını söyledi. Bu sektörleri başarılı bir enerji dönüşümünün omurgası olarak tanımladı.
Yetkili, elektrikleşme hedefinin şebekelere, yenilenebilir enerjiye ve modern altyapıya yatırım için güçlü bir mesaj verdiğini ifade etti. Ayrıca bunun şirketler, yatırımcılar ve hükümetler açısından öngörülebilirlik sağladığını ve enerji dönüşümünü hızlandırabileceğini söyledi.
Dünya genelinde enerji talebinin yaklaşık yüzde 20’si şu anda elektrikle karşılanıyor. Kalan bölümün büyük kısmı fosil yakıtlardan geliyor; biyoyakıt ve atıkların payı ise yaklaşık yüzde 10 seviyesinde bulunuyor.
Bonn’daki on günlük yıllık Haziran İklim Toplantıları’na bu yıl yaklaşık 6 bin 500 delege katılıyor. Hükümetler, bilim çevreleri, iş dünyası ve sivil toplum temsilcileri, neredeyse tüm U. N. üyesi ülkeleri temsilen toplantılarda yer alıyor.
Çevre örgütleri de hedefe olumlu yaklaşırken, WWF’den Fernanda de Carvalho, elektrikleşme hedefini memnuniyetle karşıladıklarını söyledi. Ancak bu hedefin Paris Anlaşması’na hizmet etmesi için fosil yakıtlardan uzaklaşmayı açık biçimde hızlandırması gerektiğini vurguladı.
De Carvalho, yalnızca daha fazla elektriğin yeterli olmayacağını, bu elektriğin kömür, petrol ve gazla üretildiği durumda dönüşümün tamamlanamayacağını belirtti. Gelişmekte olan ülkelerin adil ve etkili bir geçiş için finansman ve teknoloji desteğine ihtiyaç duyacağını da ekledi.
Türkiye’nin COP31 başkanı olarak görev yapacak Murat Kurum, salı günü yaptığı açıklamada hedefin aileleri ve işletmeleri dalgalı enerji piyasalarına karşı korumayı amaçladığını söyledi. Kurum, bu hedefe destek verecek ülkelerden oluşan bir koalisyon kurmaya çalışacaklarını ifade etti.
Kurum ayrıca, özellikle gelişmekte olan ekonomilerle yakın çalışarak teknik yardım, kapasite geliştirme ve finansmana erişimi kolaylaştırmak için çaba göstereceklerini söyledi. Elektrik hedefinin, yaklaşık 200 ülkenin katılacağı COP31’de resmî bağlayıcı bir anlaşma değil, gönüllü bir taahhüt olması planlanıyor.
İran savaşıyla birlikte petrol ve gaz piyasalarında yaşanan aksamalar, bazı ülkelerde elektrikleşme eğilimini hızlandırmış durumda. Güney Kore, Japonya ve İtalya’da çatışma sonrasında elektrikli araç talebinin yükseldiği belirtiliyor.
Elektrikleşme, doğrudan fosil yakıt kullanımını düşük karbonlu kaynaklardan üretilen elektrikle değiştirdiği için sera gazı emisyonlarını azaltıyor. Küresel elektrik üretiminin ekonominin diğer sektörlerinden daha hızlı karbonsuzlaştığı da vurgulanıyor.