Kanada’da Türkiye vatandaşları için kaydedilen daimi oturum izni sayısında dikkat çekici bir artış yaşandı. 2025’in ilk yedi ayında 870 olan sayı, 2026’nın aynı döneminde 2 bin 995’e yükseldi.
Böylece bir yıllık dönemde 2 bin 125 kişilik artış kaydedilirken, yükseliş oranı yüzde 244,3 olarak hesaplandı.
Veriler yılın yalnızca ilk yedi ayını kapsıyor ve 2026’nın tamamına ilişkin toplamı göstermiyor. Artış oranının yüksekliğinde, geçen yılın aynı dönemindeki 870 kişilik görece düşük başlangıç seviyesinin de etkisi bulunuyor.

Türk öğrencilere verilen izinlerde yüzde 50 artış
Türkiye vatandaşlarına verilen öğrenim izinlerinde de yükseliş kaydedildi. 2025’in ilk yedi ayında 805 olan öğrenim izni sayısı, 2026’nın aynı döneminde 1.205’e çıktı.
Bu değişim yaklaşık yüzde 49,7’lik artışa karşılık geliyor.
Öğrenim izni Kanada’da geçici statü sağladığı için söz konusu rakamlar doğrudan daimi oturum hakkı kazanıldığı anlamına gelmiyor. Kanada göçmenlik sisteminde daimi oturum, çalışma izni, öğrenim izni ve diğer geçici statüler ayrı kategoriler altında değerlendiriliyor.
Kanada göç politikasını sıkılaştırıyor
Türk vatandaşlarına yönelik rakamlardaki artış, Kanada’nın özellikle geçici göç konusunda daha sıkı politikalar uygulamaya başladığı bir dönemde gerçekleşti.
Kanada hükümeti; konut, sağlık, eğitim ve diğer kamu hizmetleri üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla geçici nüfusun toplam nüfus içindeki payını 2027 sonuna kadar yüzde 5’in altına indirmeyi hedefliyor.
Bu kapsamda özellikle uluslararası öğrenci ve geçici çalışan sayısının sınırlandırılması amaçlanırken, belirli sektörlerde ihtiyaç duyulan nitelikli çalışanlara yönelik göç programları devam ediyor.
Sağlık, inşaat, teknoloji, yapay zeka, enerji ve ileri teknoloji üretimi, iş gücü ihtiyacının öne çıktığı alanlar arasında gösteriliyor.
Dört ülkede toplam artış yüzde 63
Türkiye, Irak, İran ve Suriye vatandaşlarına verilen daimi oturum izinlerinin toplamı da 2025’in ilk yedi ayındaki 7 bin 870 seviyesinden 2026’nın aynı döneminde 12 bin 830’a yükseldi.
Dört ülkenin toplamındaki artış yaklaşık yüzde 63 olurken, Türkiye vatandaşlarındaki yüzde 244,3’lük yükseliş oran olarak daha yüksek gerçekleşti.