Yapay zekâ, arkeologların ve tarihçilerin uzun süredir çözemediği eski yazmaların okunmasında giderek daha önemli bir araç haline geldi. Özellikle yıpranmış, eksik, şifreli ya da insan gözüyle seçilmesi çok güç el yazmalarında yeni bir dönem başladı.
Bu alanda çalışan ekipler, yapay zekâyı makine öğrenimi ve tarihsel araştırmalarla birleştirerek Orta Çağ’a ait belgeleri çözümlemeye yöneldi. Bu belgeler arasında diplomatik yazışmalar, unutulmuş aşk mektupları ve siyasi içerikli metinler de bulunuyor.
408 sayfalık yazma çözüldü
Geliştirilen yöntemlerden biriyle, Latince el yazmalar üzerine çalışan araştırmacıların 408 sayfalık bir yazmayı çözebildiği aktarıldı. Vatikan Kütüphanesi’nde uzun süredir bulunan bu eser, yıllar boyunca okunması zor bir metin olarak kaldı.
Yazmanın içinde 34’ten fazla gizemli sembol yer alırken, Arapça bazı kelimelerin de bulunduğu belirtildi. Çözümleme sonunda metnin tıbbi tarifler ve dönemin tedavi yöntemlerine dair bilgiler içerdiği ortaya çıktı.
Yanmış parşömenlerde dijital açılım
Teknolojinin kullanıldığı bir başka çalışma da, antik dönemde Napoli yakınlarındaki Herculaneum kentinde Vezüv Yanardağı patlamasıyla zarar gören Yunanca parşömenler üzerinde yürütüldü. Bu parşömenler fiziksel olarak açılamadığı için dijital yöntemlere başvuruldu.
Burada üç boyutlu X-ray tomografisi, dijital kesit alma ve yüzey analizi gibi tekniklerle katmanlar ayrıştırıldı. Ardından yapay zekâ, mürekkep izlerini ve harflerin biçimlerini inceleyerek kayıp bölümleri yeniden oluşturmaya çalıştı.
Harfleri ve yazı biçimlerini öğreniyor
Araştırmacılar, farklı dönemlere ait el yazılarını tanıyabilen modeller de eğitiyor. Bu sayede sistemlerin yalnızca tek tek harfleri değil, belirli bir dönemin yazım alışkanlıklarını da ayırt etmesi hedefleniyor.
Uzmanlar, arşivlerde milyonlarca el yazması sayfa bulunduğunu ve bu yüzden manuel incelemenin neredeyse imkânsız hale geldiğini vurguluyor. Yapay zekâ, bu dev arşivlerin daha hızlı taranmasını ve daha önce okunamayan metinlerin yeniden değerlendirilmesini mümkün kılıyor.
Tarihi metinlere yeni erişim
Bu teknolojilerin, daha önce okunamaz görülen belgelerde saklı kalan siyasi ilişkileri, özel mektupları ve dönemin günlük yaşamına dair ayrıntıları da ortaya çıkarabildiği ifade ediliyor. Böylece yapay zekâ, yalnızca modern veri analizi için değil, tarih araştırmaları için de kritik bir destek aracına dönüşüyor.
Geliştirilen sistemlerin temel mantığı, mevcut verilerden yola çıkarak eksik harfleri, kelimeleri ve cümleleri en yüksek olasılıkla tamamlamak üzerine kurulu. Bu da özellikle hasar görmüş metinlerin anlaşılmasında tarihçilere önemli bir avantaj sağlıyor.