ABD’de planlanan veri merkezlerinin büyük bölümü, son bir yılda kuraklıkla mücadele eden bölgelerde toplanıyor. Yapılan değerlendirmeye göre 809 planlı veri merkezinin 517’si, yıl boyunca kurak koşulların yaşandığı yerlerde bulunuyor.
Veri merkezleri, sunucuları soğutmak için yüksek miktarda suya ihtiyaç duyuyor. Büyük tesislerin günde 5 milyon galona kadar su tüketebildiği, bunun da yaklaşık 50 bin kişinin günlük kullanımına eşdeğer olduğu belirtiliyor.
Kuraklık haritası genişliyor
ABD anakarasının yüzde 60’ından fazlası şu anda farklı kuraklık evrelerinde yer alıyor. Özellikle güneydoğu ve batıda yağış ve kar eksikliği tarım alanlarını kuruturken, ağır bir yangın sezonu korkusunu da büyütüyor.
Uzmanlar, iklim krizinin kuraklıkların süresini ve şiddetini artırdığını, buna veri merkezlerinin su ve enerji talebinin ek baskı oluşturduğunu söylüyor. Sektörün 2023’te yaklaşık 17 milyar galon olan yıllık su talebinin 2028’de 73 milyar galona çıkması bekleniyor.
Şirketler neden kurak bölgeleri seçiyor?
Teknoloji şirketleri, Google, Meta, Microsoft ve Amazon gibi devlerin yeni veri merkezleri için milyarlarca dolar harcadığı bir dönemde, çoğu zaman kuru ve seyrek nüfuslu bölgeleri tercih ediyor. Bunun nedeni arasında arazi maliyetinin düşük olması, vergi teşvikleri ve kuru iklimin ekipmanlarda daha az aşınma yaratması yer alıyor.
Utah’ta Manhattan’ın iki katı büyüklüğünde bir veri merkezi kompleksinin onaylanması, Washington’daki Walla Walla bölgesinde planlanan bir Amazon tesisinin de kuraklıkla anılması dikkat çekiyor. Teksas’ta ise Pecos ve Carson bölgelerindeki büyük yeni tesislerin, yakın dönemde kuruyan alanlara geldiği aktarılıyor.
Çiftçiler ve yerel topluluklar tedirgin
Kuraklıkla birlikte artan su kullanımı, bazı bölgelerde yerel itirazları da güçlendiriyor. Özellikle kırsal ve daha muhafazakâr alanlarda enerji faturalarıyla birlikte su erişimi tartışmaları, bazı projelerin küçültülmesine ya da iptal edilmesine yol açtı.
Çiftçiler, suyu dikkatli kullanmaları yönünde baskı görürken yeni veri merkezlerinin neredeyse sınırsız suya erişim elde etmesinden endişe ediyor. Uzmanlar, gelecekte suyun sınırlı hale gelmesi durumunda önceliğin konutlara ve işletmelere mi, yoksa veri merkezlerine mi verileceği sorusunun sert bir tartışmaya dönüşebileceğini söylüyor.
Şirketlerin savunması ve teknik geçiş
Veri merkezi işletmecileri ise sektörün toplam su kullanımının tarım gibi çok daha büyük tüketicilere kıyasla hâlâ sınırlı olduğunu savunuyor. Ayrıca golf sahaları ve çim alanlarının da veri merkezlerinden daha fazla su tüketebildiğini öne sürüyorlar.
Sektör, standart buharlaşmalı soğutma sistemlerinden daha verimli kapalı devre soğutmaya geçişi hızlandırdığını söylüyor. Ancak bu yöntem suyu azaltırken daha fazla enerji gerektiriyor ve bu enerjinin önemli bir bölümü hâlâ fosil yakıt kaynaklarından sağlanıyor.
Meta’nın Louisiana planı örnek oldu
Meta’nın Louisiana’da planladığı büyük veri merkezi, bu gerilimi açık biçimde gösteren projelerden biri olarak öne çıkıyor. Tesis kapalı devre soğutma kullanacak olsa da, enerji ihtiyacının 10 doğalgaz santralinin üretimine denk olacağı ve bunun da hem su hem de emisyon baskısı yaratacağı belirtiliyor.
Şirket, tesisin yılda yaklaşık 1 milyar galon su kullanmasını beklediğini ve bu suyun içme suyundan değil, tarımda kullanılan bir akiferden sağlanacağını açıkladı. Meta, su verimliliğini önceliklendirdiğini ve arazinin tarım için kullanılması durumuna göre daha düşük etki hedeflediğini ifade ediyor.
Yapay zekânın su ayak izi daha da büyüyebilir
Yapay zekânın toplam su etkisinin yalnızca veri merkezleriyle sınırlı olmadığı da vurgulanıyor. Ocak ayında yayımlanan bir çalışmaya göre, yüzyılın ortasına kadar yapay zekâ büyümesi için küresel ölçekte ihtiyaç duyulacak ek suyun yalnızca yüzde 4’ünden veri merkezleri sorumlu olacak.
Çalışmaya göre asıl yükü enerji üretimi ve yarı iletken üretimi taşıyacak. Uzmanlar, suyun site seçiminde çoğu zaman ilk kriter olmadığını, ancak büyük teknoloji şirketleri arasında su yönetiminin önemine dair giderek artan bir ortak kanaat bulunduğunu söylüyor.