ABD ve İran arasında yürütülen gizli diplomatik görüşmelerde, üç ay süren bölgesel çatışmayı sonlandırmak ve Hürmüz Boğazı'ndan küresel enerji taşımacılığını yeniden güvence altına almak amacıyla kapsamlı bir anlaşma taslağı ortaya çıktı. ABD Başkanı Donald Trump, anlaşmanın ana hatlarının büyük ölçüde müzakere edildiğini belirtirken, yetkililer henüz nihai bir uzlaşıya varılmadığını vurguluyor. Taslak plan, askeri gerilimin aşamalı olarak azaltılması, İran'ın nükleer programına yönelik sıkı kısıtlamalar, yaptırımların kademeli olarak kaldırılması ve bölgesel güvenlik garantilerini kapsıyor. Görüşmeler, İsrail, Lübnan ve İran destekli silahlı grupların da dahil olduğu çok cepheli çatışmaların ardından paralel diplomatik kanallarda sürdürülüyor. Anlaşmanın temelinde, İran ile İsrail arasındaki doğrudan çatışmaların yanı sıra Lübnan'daki İsrail-Hezbollah gerilimini de kapsayan çoklu cephelerde ateşkes sağlanması yer alıyor. Ayrıca, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin yeniden tesis edilmesi önemli bir madde olarak öne çıkıyor. Bu boğaz, dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatlarının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir nokta olarak enerji piyasalarında endişe yaratmıştı. Anlaşma kapsamında, boğazın kademeli olarak açılması ve İran limanlarına yönelik kısıtlamaların hafifletilmesi planlanıyor. ABD, Nisan ortasından bu yana uyguladığı deniz ablukasıyla İran'ın deniz yoluyla ihracatını ve finansal girişlerini sınırlamaya çalışıyor. Ekonomik boyut ise anlaşmanın uygulanabilirliği açısından kritik önemde. ABD, İran petrol satışları için yapılandırılmış yaptırım muafiyetleri ve yurt dışındaki İran varlıklarının serbest bırakılması konusunda görüşmeler yapmaya hazır. Ancak bu adımlar, 60 günlük bir müzakere süreci içinde aşamalı olarak hayata geçirilecek. En hassas konu ise İran'ın nükleer programı. Görüşmelere aşina kaynaklara göre, İran'ın yüzde 60 saflığa kadar zenginleştirilmiş yaklaşık 1.000 poundluk yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu teslim etmesi bekleniyor. Bu materyalin seyreltilmesi veya uluslararası denetim altında üçüncü bir ülkeye transfer edilmesi seçenekler arasında. ABD, yaptırımların kaldırılmasının bu stokların doğrulanabilir şekilde ortadan kaldırılmasına bağlı olduğunu belirtiyor. İran ise nükleer programının barışçıl olduğunu savunmaya devam ediyor. Anlaşma taslağı ayrıca, İran'ın bölgedeki müttefik milisler aracılığıyla iç işlere müdahalesinin sınırlandırılması gibi daha geniş güvenlik taahhütlerini de içeriyor. Ancak füze programları ve ABD askerlerinin bölgedeki varlığı gibi bazı hassas konular müzakere kapsamı dışında kalıyor. Rejim değişikliği veya savaş tazminatı talepleri gibi önceki siyasi söylemler ise bu çerçevede yer almıyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, diplomasinin başarı şansını artırmak için tüm imkanların kullanıldığını belirtirken, anlaşmanın başarısız olması durumunda alternatiflerin de hazır olduğunu ifade etti. Küresel petrol piyasaları, risklerin azalacağı beklentisiyle şimdiden olumlu tepki verdi. İran tarafı ise anlaşma taslağını henüz onaylamış değil ve bazı sert görüşler, diplomasiye karşı direnç sinyalleri veriyor. Taraflar, önümüzdeki 60 gün içinde bu çerçevenin bağlayıcı bir anlaşmaya dönüşüp dönüşmeyeceğinin netleşeceğini belirtiyor.