İsrail’de Binyamin Netanyahu’ya yakın isimlerin üst üste devlet görevlerine getirilmesi, yaklaşan seçimler öncesinde kurumların siyasallaştırıldığı yönündeki kaygıları büyüttü. Muhalefet, son bir haftadaki atamaların hükümetin yargı ve güvenlik aygıtı üzerinde etkisini artırma çabası olduğunu savunuyor.
Salı günü, daha önce Netanyahu’nun askerî sekreteri olarak görev yapan Roman Gofman, ülkenin dış istihbarat kurumu Mossad’ın 14. Başkanı olarak yemin etti. Gofman’ın atanması, bölgede tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde güvenlik kurumlarının başındaki isimler üzerinden yürüyen tartışmayı daha da görünür hale getirdi.
Çarşamba günü ise parlamentoda yapılan oylamada, Netanyahu’nun kişisel avukatı Michael Rabello, devlet denetçisi seçildi. Devlet denetçisi, hükümetin çalışmalarını gözeten en önemli kurumsal mekanizmalardan biri olarak görülüyor ve bu görev Knesset tarafından gizli oyla, yedi yıllık tek dönem için belirleniyor.
Rabello’nun seçimi de tartışmasız geçmedi. Habere göre, Likud Partisi’nden bazı milletvekillerine ikinci turda Rabello’ya oy verdiklerini fotoğrafla kanıtlama talimatı verildiği yönünde iddialar ortaya çıktı. Oylamanın ikinci turu, Meclis Başkanı’nın kararıyla yeniden yapıldı.
Parlamentodaki muhalefet lideri Yair Lapid, Likud’un oylamayı "kirlettiğini" söyleyerek seçimin iptal edilmesi çağrısında bulundu. Lapid, bunun serbest bir tercih değil, Likud milletvekillerine baskı uygulanması olduğunu ileri sürdü.
Perşembe günü Netanyahu, yeni askerî sekreterinin Guy Markizeno olacağını açıkladı. Bu atama da yeni bir tartışma başlattı. Bir televizyon kanalı, Markizeno için yapılan adaylık görüşmesine Netanyahu’nun ofisinde başbakanın eşi Sara Netanyahu’nun da başbakanlık personeliyle birlikte katıldığını aktardı.
Sara Netanyahu, devlet işlerine müdahil olduğu yönündeki eleştiriler nedeniyle daha önce de gündeme gelmişti. Haberde, 2023’te eski bir askerî sekreterin benzer bir görüşmede kendisini başbakandan çok Sara Netanyahu’nun sorguladığını söylediği hatırlatılıyor.
Sol görüşlü siyasetçi Yair Golan ise sosyal medya paylaşımında, İsrail’in derin bir yönsüzlük yaşadığını ve bunun Netanyahu’nun getirdiği yozlaşma, kışkırtma ve çürümeden kaynaklandığını yazdı. Bu çıkış, atamalar etrafındaki siyasi gerilimi daha da yükseltti.
Kaygılar yalnızca atamalarla sınırlı değil. Son günlerde ülkedeki toplumsal bölünme, bazı olaylarla sokakta da sert biçimde kendini gösterdi. Çarşamba günü ultra-Ortodoks gruplar, İşgal altındaki Batı Şeria’daki bir yerleşimde Yüksek Mahkeme Başkan Yardımcısı Noam Sohlberg’in evine zarar verdi.
Aynı gün, zorunlu askerlikten kaçınan ultra-Ortodoks Yahudilerin gözaltına alınması sonrası ana yollar ve demiryolları kapatıldı; bazı gösteriler şiddet olaylarına dönüştü. Eski Yüksek Mahkeme Başkanı Aharon Barak, yargıya yönelik saldırıların artmasının bir yargıç cinayetine ve hatta iç savaşa kadar varabilecek bir süreci tetikleyebileceği uyarısında bulundu.
Netanyahu hükümeti, göreve gelir gelmez yargıyı zayıflatmaya dönük sert bir gündem başlatmıştı. Bu girişim, hükümet karşıtlarının her hafta düzenlediği büyük gösterilere yol açmış, ancak 7 Ekim 2023 saldırıları ve ardından başlayan Gazze savaşı nedeniyle tempo bir süre kesilmişti.
Şimdi eleştirmenler, iktidar bloğunun seçimler gelmeden önce mümkün olduğunca çok değişikliği hayata geçirmeye çalıştığını söylüyor. Son atamalar, bu tartışmanın merkezine devlet kurumlarının bağımsızlığı, güvenlik bürokrasisinin yapısı ve yargının geleceğini yerleştirdi.