AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa'nın hibrit saldırılara karşı kendi önlem planına ihtiyaç duyduğunu belirterek bir Avrupa Güvenlik Konseyi kurulmasını gündeme taşıdı.
Von der Leyen, 16 Eylül'de Strazburg'daki Avrupa Parlamentosu Genel Kurulunda yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında, güvenlik tehditlerinin görüşülmesini sağlayan NATO Antlaşması'nın 4. Maddesini destekleyecek bir mekanizma oluşturulması gerektiğini söyledi. Avrupa'nın kendi 4. Maddesine, başka bir ifadeyle acil durum güvenlik protokolüne sahip olması gerektiğini ifade etti.
Önerilen mekanizmanın bir üye ülke tarafından devreye sokulması ve tüm üyelerin Avrupa çapındaki müdahaleyi koordine etmek, gerilimin tırmanmasını önlemek ve saldırıların etkilerini azaltmak amacıyla bir araya gelmesi planlanıyor.
Von der Leyen, Avrupa'nın güvenliğine odaklanacak platformda Kanada, Ukrayna, İngiltere ve Norveç gibi ortakların da yer alabileceğini belirtti. Mevcut güvenlik risklerinin niteliği ve boyutunun bu fikri daha acil hale getirdiğini kaydeden von der Leyen, Avrupa Güvenlik Konseyi fikrini hayata geçirmek için çalışacaklarını açıkladı.

Yeni askeri komuta önerilmiyor
Kent Üniversitesi Siyaset ve Uluslararası İlişkiler Profesörü Richard G. Whitman, Avrupa Güvenlik Konseyi'ni Avrupa'nın güvenlik mimarisindeki kurumsal boşluğu doldurabilecek pragmatik bir model olarak değerlendirdi.
Whitman'a göre yapı, NATO ile AB arasındaki kurumsal boşluğu kapatmalı; AB üyeleriyle İngiltere, Norveç, Ukrayna ve muhtemelen Türkiye gibi Birlik dışındaki önemli ortakları üst düzey bir forumda buluşturmalı. Konseyin ayrıca Avrupa'nın gerektiğinde bağımsız hareket etmesini sağlayacak ortak bir stratejik tutum geliştirmesi, kıtanın farklı bölgelerindeki tehdit algılarını yönetmesi ve NATO'nun Avrupa ayağıyla AB'nin dış politikasındaki uyumu güçlendirmesi gerektiğini söyledi.
Whitman, Konseyin yeni bir askeri komuta merkezi ya da NATO'nun 5. Maddesine alternatif olmaması gerektiğini belirtti. Önerilen yapının bürokratik açıdan hafif, siyasi açıdan ise etkili bir formatta çalışmasını savundu.
Türkiye'nin katılımı siyasi sorunlara bağlı
Türkiye'nin NATO'nun güney kanadı açısından stratejik önem taşıdığını belirten Whitman, AB üyelerinin yanı sıra İngiltere, Norveç, Ukrayna ve bazı konularda Türkiye'nin birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

Whitman, Türkiye için doğrudan ve daimi üyelik yerine, siyasi olarak mümkün olduğunda Konseye dahil edilmesini önerdi. Türkiye'nin katılımının ele alınan konuya ve üstlenebileceği işleve göre düzenlenebileceğini söyledi.
Kıbrıs meselesinin NATO ile AB arasındaki kurumsal işbirliğini yaklaşık 20 yıldır büyük ölçüde tıkadığını öne süren Whitman, buna rağmen Türkiye'nin Avrupa güvenlik mimarisinin dışında bırakılamayacağını kaydetti.
Konseyin işleyişi henüz netleşmedi
Avrupa Reform Merkezi Direktör Yardımcısı Ian Bond, Avrupa Güvenlik Konseyi önerisinin içeriği ve işleyişi konusunda henüz yeterli ayrıntı bulunmadığını belirtti. Bond, NATO ile önerilen yapı arasındaki temel farklardan birinin ABD'nin masada bulunmaması olacağını söyledi.
Bond, oluşumda hangi ülkelerin yer alacağının kritik bir soru olduğunu ifade etti. Büyük ülkelerin daha güçlü bir sese sahip olmasının muhtemel olduğunu belirten Bond, Rusya'ya sınırı bulunan küçük ülkelerin de güvenlik tartışmalarının dışında bırakılamayacağını vurguladı.
Konseyin karar alan bir yapı olarak çalışmasının zor olabileceğini değerlendiren Bond, AB kurumlarının Birlik üyesi olmayan ülkelerin de katıldığı bir toplantıda 27 üyenin önceden belirlediği ortak tutumdan taviz veremeyeceğini söyledi. Bu nedenle Konseyin karar organından çok danışma platformu olarak işleyebileceğini belirtti.
Bond, yapının Avrupa Konseyi veya Kuzey Atlantik Konseyi gibi üyelerinin uyguladığı kararlar alan bir kurumdan ziyade Ukrayna konusunda faaliyet gösteren Gönüllüler Koalisyonu'na benzeyebileceğini ifade etti. Daimi ve dönüşümlü üyelik konusunda ise henüz açıklanmış bir model bulunmadığını kaydetti.

Türkiye'nin olası Konseydeki yerine ilişkin Bond, Türkiye'nin NATO üyesi olması nedeniyle Avrupa güvenliği tartışmasının dışında bırakılamayacağını söyledi. Türkiye'nin katılımının, çözülmesi gereken siyasi sorunlara bağlı olduğunu belirten Bond, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin AB üyesi olması ve Türkiye tarafından tanınmamasının önemli bir sorun oluşturduğunu ifade etti.
Bond, Türkiye'nin yalnızca belirli konular kapsamında Konseye katılabileceğini de değerlendirdi. Türkiye'nin Ukrayna konusunda Gönüllüler Koalisyonu'na katıldığını belirten Bond, konu bazlı katılımın mümkün olduğunu ancak bu durumda ortaya çıkacak yapının gerçek anlamda bir Avrupa Güvenlik Konseyi olmayabileceğini söyledi.