Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde ekim ayı boyunca eğitim, ekonomi, konut, göç, sosyal harcamalar ve hükümet politikalarına karşı protestolar düzenlendi. Özellikle gençlerin katıldığı eylemler Fransa, İspanya, Belçika, Avusturya, Almanya, İtalya, Arnavutluk ve Kosova'da farklı taleplerle sürdü.
Fransa'da lise eylemleri ülke geneline yayıldı
Fransa'nın başkenti Paris'in banliyösü Creteil'de 17 Eylül'de başlayan lise eylemleri ülke geneline yayıldı. Üniversite öğrencileri ve işçi sendikalarının da destek verdiği gösterilerde öğrenciler, eğitim için daha fazla kaynak ve öğretmen talep etti.
Eylemlerde çoğu reşit olmayan yaklaşık 8 bin kişi gözaltına alındı. Muhalefet, polis müdahalesi sırasında bazı öğrencilerin ağır yaralandığını savunurken, en az bir öğrencinin bir gözünü, bir öğrencinin dişlerini, bir öğrencinin de elini kaybettiği belirtildi.
Fransız öğrenciler, eğitim için ek 10 milyar avro taleplerinin karşılanmaması halinde protestoları sürdüreceklerini açıkladı. Hayat pahalılığı ve yüksek akaryakıt fiyatlarına tepki gösteren Sarı Yelekliler de 17 ve 24 Ekim'deki eylemlerde öğrencilere katıldı.
17 Ekim'deki gösterilerde 2 bin 500'den fazla dükkânın yağmalandığı, 2 bin 700 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Hükümet, olaylardan etkilenen esnafa yardım açıklarken, yağma ve şiddet çağrısı içeren çevrim içi içeriklerin kaldırılmasını da öngören bir yasa tasarısının görüşmelerini hızlandırmaya çalıştı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 26 Ekim'de dijital platformların demokrasilere zarar verdiğini söyledi. Fransa'daki eylemlerin farklı meslek gruplarının katılımıyla devam etmesi bekleniyor.
İspanya'da konut krizi protestoları büyüdü
İspanya'da konut krizi, eğitim, tarım ve göç sorunları nedeniyle ülke genelinde gösteriler düzenlendi. 87 yaşındaki Mari Carmen'in kirasını ödeyemediği gerekçesiyle 22 Eylül'de zorla evinden çıkarılması, Madrid'de başlayan ve diğer büyük kentlere yayılan konut protestolarının öne çıkan başlıklarından biri oldu.
Madrid'deki Sol Meydanı'nda 26 Eylül'de başlayan çadır eylemi Barselona, Las Palmas ve Valensiya'ya yayıldı. Eğitim çalışanları süresiz greve giderken çiftçiler Madrid ve Barselona'da traktörleriyle yolları kapattı; Kuzey Afrika'daki Sebte'de yaşanan göç krizine ilişkin protestolar da ekim ayında sürdü.
Barselona'da 24 Ekim'de yaklaşık 500 kişilik bir grubun düzenlediği gösteride dükkânlar yağmalandı ve kamu malları zarar gördü. Olaylarda 15 kişi yaralandı, 75'i reşit olmayan 128 gösterici gözaltına alındı. Bilbao'daki başka bir olayda ise 19 kişi gözaltına alındı.
Belçika'da eğitim ve bütçe politikaları protesto edildi
Belçika'da öğrenciler eğitimde personel yetersizliği, kalabalık sınıflar ve fırsat eşitliği talepleriyle okulların girişlerini kapattı. Liege ve çevresinde 1 Ekim'de başlayan eylemlerde bazı okulların önünde ateş yakıldı ve güvenlik güçlerine cisimler atıldı.
Brüksel'de 9 Ekim'de düzenlenen sendika gösterisine on binlerce kişi katıldı. Çalışanlar, öğrenciler ve kamu görevlileri bütçe kesintilerine ve satın alma gücündeki gerilemeye tepki gösterdi; grev nedeniyle toplu taşıma, hava ulaşımı, okullar ve çocuk bakım hizmetlerinde aksamalar yaşandı.

Gösteriler 17 ve 24 Ekim'de de devam etti. Ekim ayı boyunca ülke genelindeki eylemlerde 600'den fazla kişi gözaltına alındı ve bunların bir bölümü tutuklandı.
Üniversite ve kamu yayıncılığı politikaları tepki çekti
Avusturya'nın başkenti Viyana'da yüzlerce öğrenci, 14 yaşın altındaki kız çocuklarına yönelik başörtüsü yasağını protesto etti. 22 Ekim'de ise on binlerce öğrenci, akademisyen, araştırmacı ve üniversite çalışanı, üniversitelere yönelik tasarruf planlarına karşı yürüdü.
Çekya'nın başkenti Prag'da kamu yayıncılarının finansmanını değiştirme planına karşı düzenlenen gösterilerde protestocular, Çek Televizyonu ve Çek Radyosunun bağımsızlığının korunmasını istedi. Kamu yayıncılarının çalışanları 3 Kasım'da bir günlük grev yapacaklarını açıkladı.
Almanya ve İtalya'da güvenlik politikaları tartışıldı
Almanya'da silahlanma ve olası zorunlu askerlik uygulamasına karşı gösteriler düzenlendi. Stuttgart'taki eyleme yaklaşık 15 bin kişi katılırken, göstericiler askeri harcamaların artırılmasına karşı çıktı ve sosyal harcamaların yükseltilmesini istedi.
Berlin, Leipzig ve Hamburg'daki üniversitelerde de protestolar yapıldı. Göstericiler eğitim ve sosyal harcamalardaki kesintilerin geri alınmasını, üniversitelere ayrılan kaynakların artırılmasını ve silah sevkiyatlarının durdurulmasını talep etti. Filistin ve Gazze'deki gelişmelere ilişkin eylemler de Almanya'nın ekim ayı gündeminde yer aldı.
İtalya'da Milano, Bologna ve Torino'daki hükümet karşıtı protestolar sırasında polisle göstericiler arasında arbede çıktı; bazı dükkânlar ve süpermarketler zarar gördü. Milano'daki iki günlük olayların ardından hükümet, kente polis güçlerine ek olarak 500 asker gönderdi. Roma'da 24 Ekim'de başbakanlık binasına yürümek isteyen gruba polis tazyikli suyla müdahale etti.
Arnavutluk ve Kosova'da protestolar sürdü
Arnavutluk'ta öğrencilerin 13 Ekim'de Tiran'da başlattığı eylemler, eğitim koşullarının yanı sıra yolsuzluk iddiaları, işsizlik ve artan yaşam maliyetine yönelik tepkilerle ülkenin farklı şehirlerine yayıldı. Bazı olaylarda polis göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullandı; kamu binaları ve iş yerleri çevresinde taş ve molotofkokteyli kullanılan saldırılar ile küçük çaplı yangınlar meydana geldi.
Kosova'nın başkenti Priştine'de, eski Kosova Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi ve eski Kosova Kurtuluş Ordusu yöneticilerinin Lahey'de savaş suçlarından mahkûm edilmesinin ardından başlayan protestolar ekim ayının başında da devam etti. Göstericiler, Lahey'deki mahkemenin yetkilerinin sınırlandırılmasını istedi.
Priştine'deki protestolarda polis göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullandı. Kosova Cumhurbaşkanı Justina Shiroka Pula'nın yasa değişikliğini Meclis'e iade etmesinin ardından benzer eylemlerin yeniden düzenlenebileceği belirtildi.
İpek kentinde 25 Ekim'de Arlinda Zekaj'ın kayınbiraderi tarafından öldürülmesinin ardından Priştine'de 28 ve 29 Ekim'de kadın cinayetlerinin önlenmesi talebiyle gösteriler düzenlendi. Eylemciler, kadınlara yönelik şiddet vakalarının ele alınış biçimine tepki göstererek sorumluların araştırılmasını ve görevini yerine getirmeyen yetkililer hakkında tedbir alınmasını istedi.