Avrupa genelinde çalışanların önemli bir bölümü, kalıcı ve tam zamanlı bir işe ulaşamadığı için sürekli geçici işlere yönelmek zorunda kalıyor. İstek dışı standart dışı istihdam olarak tanımlanan bu tablo, kıtada iş güvencesi tartışmalarını yeniden öne taşıdı.
Eurofound verilerine göre Avrupa Birliği’nde yaklaşık her 11 çalışandan biri bu gruba giriyor. Kuruma göre gerçek sayı daha da yüksek olabilir ve genç çalışanlar bu güvencesiz yapının etkisini daha sert hissediyor.
Öne çıkanlar
- AB’de yaklaşık her 11 çalışan isteği dışında güvencesiz işlerde yer alıyor.
- İtalya, yaklaşık yüzde 20 ile listenin başında bulunuyor.
- İspanya’da oran yüzde 17 seviyesinde ölçülüyor.
- Polonya, son yirmi yılda en sert düşüşlerden birini yaşadı.
- Hollanda ve Belçika’da ise yarı zamanlı çalışma bazı kesimlerde bilinçli tercih olarak öne çıkıyor.
Akdeniz kuşağı önde
İş güvencesizliği açısından Avrupa üç ayrı kümeye ayrılıyor. En yüksek oranlar Akdeniz hattındaki ülkelerde görülüyor; Finlandiya bu gruptan ayrışan istisnalardan biri olarak öne çıkıyor.
İtalya, isteğe bağlı olmayan geçici ya da yarı zamanlı işlerde çalışanların oranında yaklaşık beşte bire yaklaşarak ilk sıraya yerleşti. Bu ülkede 2006’dan bu yana bu tür istihdamda Avrupa Birliği içinde en büyük artış da kaydedildi.
İspanya’da oran yüzde 17’ye ulaşıyor. Kıbrıs, Portekiz ve Yunanistan’da ise iş güvencesi sorunu yüzde 12’nin üzerinde seyrediyor. Buna karşılık Orta ve Doğu Avrupa’daki bazı yeni üye ülkelerde oranların daha düşük olduğu görülüyor.
Kimler daha fazla etkileniyor?
Eurofound, güvencesiz işlerde çalışanların ağırlıklı olarak ilköğretim düzeyinde eğitimi olan mavi yakalı çalışanlar arasında toplandığını belirtiyor. Kuruma göre kadınlar erkeklere kıyasla daha fazla risk altında ve en belirgin farklar Fransa ile Almanya’da ortaya çıkıyor.
Daha küçük farkların ise Birleşik Krallık, Polonya ve Litvanya’da görüldüğü aktarılıyor. Eurofound, bu dengesizliğin doğrudan iş gücü piyasası ayrımcılığıyla bağlantılı olduğunu, bazı geçici sözleşmelerin de çalışanların aile sorumlulukları nedeniyle kararlılığının sorgulanması üzerinden bir eleme aracına dönüşebildiğini vurguluyor.
Polonya ve İspanya’da farklı çözümler
Polonya ile İspanya, iş piyasasını daha istikrarlı hale getirmek için farklı araçlar kullanan iki örnek olarak öne çıkıyor. Polonya’da 2016’dan bu yana yapılan iş hukuku değişiklikleri, geçici sözleşmelerin kullanımını sınırlandırdı ve bu sözleşmelere uygulanan vergiyi artırdı.
Bu adımların ardından ülkede isteğe bağlı olmayan güvencesiz işlerin oranı 2006’daki yaklaşık yüzde 22 seviyesinden 2024’te yüzde 7’ye kadar geriledi. Bu, Avrupa’daki en sert düşüşlerden biri olarak kayda geçti.
İspanya ise mevsimlik ya da aralıklı çalışanlar için fijo discontinuo adı verilen kalıcı bir sözleşme modeli getirdi. Baristalar, çiftçiler ve otel çalışanları gibi grupları kapsayan bu sistemde sözleşme döngüsel işliyor; sezon yeniden başladığında işverenin çalışanı tekrar çağırması gerekiyor.
Almanya ve Baltık ülkelerinde de benzer şekilde aşağı yönlü eğilimler dikkat çekiyor. Buna karşılık Avrupa’nın bazı zengin ekonomilerinde oranlar daha dengeli bir bantta kalıyor.
Yarı zamanlı çalışmanın gönüllü olduğu ülkeler
Avrupa’nın bazı bölgelerinde yarı zamanlı çalışma, zorunluluktan çok tercih olarak öne çıkıyor. Hollanda’da yarı zamanlı çalışanların yüzde 45’i bu düzeni tam zamanlı işe bilinçli olarak tercih ediyor.
Uzmanlar, bu modelin ülkede hem yaygın hem de kültürel olarak yerleşik olduğuna dikkat çekiyor. Belçika’da da benzer bir eğilim var; burada oran yüzde 25’e ulaşıyor.
Belçika’daki uygulamanın arkasında, çalışanların kariyer ile aile yaşamını dengelemesine yardımcı olmayı amaçlayan zaman kredisi sistemi bulunuyor. Eurofound, yarı zamanlı çalışmanın bazı gruplar için iş-yaşam dengesini güçlendirebildiğini ve bakım sorumluluğu yüksek olanlar için iş gücüne katılımı destekleyebildiğini aktarıyor.
Bağlam: Veriler, Avrupa’da iş güvencesi tartışmasının yalnızca ekonomik büyüme ile çözülmediğini; hukuk, sözleşme yapısı ve sosyal politika tercihlerinin de belirleyici olduğunu gösteriyor.