Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31) Başkanı Murat Kurum, Antalya’da düzenlenecek COP31’in çalışma gündemini açıkladı. Kurum, gündemin sıfır atık, yeşil üretim, denizler ve okyanusların yanı sıra elektrifikasyon başlıklarına odaklanacağını söyledi.
Kurum, Fiji’de düzenlenen COP31 öncesi toplantılar kapsamındaki genel liderler oturumunda konuştu. Tuvalu ziyaretinin ardından katıldığı toplantıların, kasım ayında Antalya’da yapılması planlanan konferansın hazırlıkları açısından önemli bir aşama olduğunu belirtti.
İklim gündeminde ortak hareket çağrısı
Türkiye’nin farklı tarafları birlik, dayanıklılık ve ortak çalışma temelindeki bir vizyon etrafında buluşturmayı hedeflediğini belirten Kurum, tartışma aşamasından uygulamaya geçilmesi gerektiğini ifade etti. Kurum, iklim kriziyle mücadele için diyaloğun ve uzlaşının güçlendirilmesi, somut adımlar atılması çağrısında bulundu.
Kurum, küresel ortalama sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlama hedefinin korunması ve ülkelerin belirlediği ulusal katkıların güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca 2030’a kadar yenilenebilir enerji kapasitesinin üç katına çıkarılması ve enerji verimliliğinin iki kat artırılması çağrısı yaptı.
Fosil yakıtlardan düzenli, adil ve hakkaniyetli bir geçişin önemine işaret eden Kurum, elektrifikasyon, enerji depolama ve elektrik şebekelerinin dönüştürülmesinin enerji güvenliğini güçlendireceğini ve maliyetleri düşüreceğini belirtti. Kurum, bu adımların fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılmasına katkı sağlayacağını kaydetti.
Elektriğin enerji kullanımındaki payının 2035’e kadar yüzde 35’e çıkarılmasının COP31’de ele alınacak temel konulardan biri olacağını açıklayan Kurum, Türkiye’nin 2050’ye kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşmak için çalışmalarını sürdüreceğini söyledi.
Denizler ve okyanuslar için koruma vurgusu
Kurum, denizler ve okyanusların Dünya’nın iklimini düzenleyen en önemli sistemler arasında bulunduğunu ve en büyük karbon yutaklarını oluşturduğunu belirtti. Bu alanların gıda güvenliği açısından da temel bir role sahip olduğunu ifade eden Kurum, okyanusların ısınması ve asitlenmesi, deniz seviyesinin yükselmesi ile biyolojik çeşitlilik kaybına karşı mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.
Küçük ada devletleri açısından deniz seviyesindeki yükselme ve sellerin varoluşsal tehdit oluşturduğunu belirten Kurum, bu ülkelerin egemenliklerinin, deniz alanlarının ve haklarının iklim değişikliğinin etkileri karşısında korunmasının önemini vurguladı.
Kurum ayrıca okyanuslarla ilgili bilimsel çalışmaların güçlendirilmesi, gençlerin ve yerli halkların iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik uluslararası çabalara daha fazla katılması çağrısında bulundu.
İklim finansmanı ve dayanıklılık fonu
İklim finansmanının adil biçimde dağıtılması gerektiğini belirten Kurum, uluslararası finans sisteminden küçük ada devletleri ile en az gelişmiş ülkelere hibe ve uygun koşullu finansman sağlanmasını istedi. Gelişmiş ülkelere de Pasifik Dayanıklılık Fonu’na katkı sunma çağrısı yaptı.
Fiji’deki COP31 öncesi toplantılara Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, Fiji Başbakanı Sitiveni Rabuka, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen, Fiji Enformasyon, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Linda Tabuya, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi İcra Sekreteri Simon Stiell ile yerli halklar ve gençlerin temsilcileri katıldı.