İngiltere Temyiz Mahkemesi, hükümetin Palestine Action grubunu "terör örgütü" olarak yasaklama kararının doğru olduğuna hükmetti. Karar, grubun yasaklı örgütler listesinde kalmasını sürdürdü.
Mahkeme, kamuoyunda tartışmalı görülen bu kararın önemli olduğunu kabul etti ancak Palestine Action’ın açık biçimde yasa dışı şiddeti teşvik ettiğini ve bunun terörizm kapsamına girdiğini belirtti. Karar, beş yargıçtan oluşan bir heyet tarafından verildi.
Palestine Action, kendisini "İsrail’in soykırım ve apartheid rejimine küresel katılımı sona erdirmeye kararlı" bir hareket olarak tanımlıyor. Grup, hedef aldığını söylediği şirketlerin ve savunma sanayii bağlantılı tesislerin çalışmasını aksatmak için "yıkıcı yöntemler" kullandığını savunuyor.
İngiliz polisi, grubun eylemlerinin bugüne kadar milyonlarca sterlinlik maddi zarara yol açtığını söylüyor. Bu kapsamda, grubun destekçilerine yönelik gözaltılar da sürdü.
Londra’daki Temyiz Mahkemesi önünde grup lehine gösteri yapan bazı kişiler de karardan sonra gözaltına alındı. Metropolitan Polis, destek eylemlerine katılanlara yönelik gözaltıların devam edeceğini açıkladı.
Yasak kararının geçmişi geçen yıla uzanıyor. Palestine Action, Haziran 2025’te Oxfordshire’daki Brize Norton hava üssüne girerek iki askeri uçağı kırmızı boyayla boyadıktan günler sonra, milletvekillerinin onayıyla yasaklı örgütler listesine alınmıştı.
Bu karar, grubun kurucularından Huda Ammori’nin açtığı davayla daha önce Yüksek Mahkeme’ye taşınmış, mahkeme şubat ayında yasağın hukuka aykırı ve orantısız olduğuna hükmetmişti. Hükümet ise kararı temyize götürdü ve şimdi Temyiz Mahkemesi bu itirazı kabul ederek yasağı yerinde buldu.
Mahkeme, karar metninde örgütün yasaklanmasının tartışmalı olduğunu ancak Palestine Action’ın yasa dışı şiddeti terörizm düzeyinde desteklediğinin göz ardı edilemeyeceğini yazdı. Aynı metinde, İçişleri Bakanı’nın bu konuda yetkili ve demokratik sorumluluğa sahip olduğu da vurgulandı.
2025’te Brize Norton olayından sonra yapılan oylamada, grubun El Kaide ve IŞİD gibi silahlı yapılarla aynı yasal kategoriye alınması eleştirilmişti. Karşı çıkanlar, grubun mala zarar verme eylemleriyle terör eylemleri arasına çizgi çekilmesi gerektiğini savunmuş, 130’dan fazla tanınmış isim de yasak kararına itiraz etmişti.
Kararın ardından yapılan açıklamada Huda Ammori, mücadeleyi Yüksek Mahkeme’ye taşıyacaklarını söyledi. Gerekirse davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar götüreceklerini de belirtti.
Ammori, yasağın ifade özgürlüğü ve protesto hakkına yönelik son derece sert bir müdahale olduğunu savunurken, insan hakları savunucuları da kararın protestoyu terörizmle aynı kefeye koyduğunu söyledi. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün Birleşik Krallık temsilcisi Thomas Bell ise, suç teşkil eden eylemlerin normal ceza hukuku çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, terör yetkilerinin bu şekilde kullanılmasının aşırı geniş ve sorunlu bir yaklaşım yarattığını ifade etti.
CAGE International’dan Anas Mustapha da kararın, yetkilerin muhalefeti bastırmak için kullanıldığını gösterdiğini savundu. Kuruluş temsilcileri, yasanın tümüyle kaldırılması gerektiğini dile getirdi.