Birleşmiş Milletler iklim zirveleri öncesinde düzenlenen Pre-COP toplantılarının bu yılki durağı Fiji ve Tuvalu oldu. 5-8 Ekim'de Fiji, Tuvalu ve Avustralya'nın ortak ev sahipliğinde gerçekleştirilen görüşmelere 50'yi aşkın ülkeden bakan ve müzakereci katıldı.
Toplantıların ana gündemini Antalya'da yapılacak COP31 öncesinde karar taslaklarının ve diplomatik önceliklerin şekillendirilmesi oluşturdu. Görüşmelerde elektrifikasyon hedefi, adil geçiş mekanizması, uyum finansmanı ve Pasifik ülkelerinin finansmana erişim talebi öne çıktı.
Fiji'deki görüşmelerden Antalya'daki anlaşmaları önceden belirleyen bağlayıcı bir metin çıkmadı. Buna karşın toplantı, COP31'de gündeme gelmesi beklenen başlıkları ve Pasifik ülkelerinin zirveden beklentilerini görünür hale getirdi.
Çatı karar için uzlaşma
Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı ve COP31 Müzakereler Başkanı Chris Bowen, 7 Ekim'de Avustralya ile Türkiye'nin başkanlık öncülüğünde hazırlanacak bir çatı karar üzerinde anlaştığını açıkladı. Çatı karar metni, zirvenin siyasi mesajını taşıyacak ve tarafların onayına sunulacak.

Metnin hazırlanma biçimi netleşse de içeriği büyük ölçüde açık kaldı. COP31 Başkanlığı, zirveyi bir "uygulama COP'u" olarak konumlandırırken elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının 2035'e kadar yüzde 35'e çıkarılmasını hedefler arasında sıraladı.
2035 ulusal katkılarını henüz sunmayan ülkelerin harekete geçirilmesi ve ortak başkanlıkların taraflara gönderdiği mektupta yer verilen adil geçiş mekanizması ile uyum finansmanının artırılması da öncelikler arasında bulunuyor.
Elektrifikasyon hedefinin hangi kaynaklardan sağlanacağı ise müzakerelerin önemli başlıklarından biri olacak. Eylül ayında açıklanan taahhüt taslağı elektriğin temiz kaynaklardan üretilmesini şart koşmazken bazı ülkeler hedefin temiz elektrik üzerinden tanımlanmasını talep ediyor.
Finansman konusunda ise Fiji'deki toplantıda Pasifik Dayanıklılık Fonu'na yaklaşık 15 milyon dolarlık yeni taahhüt açıklandı. Ancak fonun toplam kaynağı, COP31 için belirlenen 500 milyon dolarlık hedefin yarısına ulaşmadı.
Pasifik ülkeleri beklentilerini bildiriyle ortaya koydu
Toplantıların Fiji ve Tuvalu'da yapılması, iklim krizinin Pasifik'teki etkilerini müzakere gündeminin merkezine taşıdı. Tuvalu'nun ortalama yüksekliği deniz seviyesinden yaklaşık iki metre olarak ifade edilirken, ülke kıyı taşkınları ve iklim kaynaklı risklerle karşı karşıya bulunuyor.

Liderlerin ziyaret ettiği ve Yeşil İklim Fonu tarafından desteklenen bir kıyı uyum projesinin hayata geçirilmesi sekiz yıl sürdü. Bu örnek, Pasifik ülkelerinin finansmana yalnızca miktar açısından değil, projelerin uygulanma hızına ilişkin beklentisini de ortaya koydu.
Fiji Başbakanı Sitiveni Rabuka, iklim politikalarının başarısının Tuvalu'nun geleceği üzerinden değerlendirilmesini istedi. Rabuka, beş yıl içinde Tuvalu'nun kıyı korumasını genişletecek desteğe, 10-20 yıl içinde ise yolların yapılmasına ve toprağın kuru kalıp kalmadığına bakılması gerektiğini söyledi.
Türkiye ve Avustralya'nın da aralarında bulunduğu 26 ülke ve bölgenin desteklediği Taku Pakasoa Bildirgesi, 1,5 derece hedefinin korunması için eylemlerin hızlandırılmasını, 2035 ulusal katkılarını sunmayan ülkelerin bu adımı atmasını ve fosil yakıtlardan adil, düzenli ve hakkaniyetli geçişi savunuyor.
Bağlayıcı olmayan bildirge, bir müzakere metni yerine eylem çağrısı niteliği taşıyor. Pasifik ülkeleri, COP31'den beklentilerini soyut hedeflerden çok kıyı koruması, ulaşım ve toprağın kullanılabilirliği gibi somut sonuçlar üzerinden tanımlıyor.
Türkiye'nin finansman girişimi
COP31 Başkanlığı'nın 24 Eylül'de açıkladığı İklim Uygulama Köprüsü girişimi, ülkelerin iklim ve kalkınma hedeflerini finansman çekebilecek projelere dönüştürmelerine yardımcı olmayı amaçlıyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın uygulama ortağı olduğu girişimin ilk beş pilot ülkesi Etiyopya, Fiji, Endonezya, Pakistan ve Özbekistan olarak açıklandı.

Fiji'nin pilot ülkeler arasında yer alması, Pasifik ülkelerinin finansmana erişim ve bürokratik süreçlerin yavaşlığına ilişkin talepleri açısından önem taşıyor. Palau Cumhurbaşkanı Surangel Whipps, yardım için gereken bürokratik sürecin yavaşlığını, su alan bir kanonun deliğinin beklerken büyümesine benzetti.
Girişimin başarısı, iklim planları ile finansmana hazır projeler arasındaki süreci kısaltıp kısaltamayacağıyla değerlendirilecek. COP31'de çatı kararın elektrifikasyon ve finansman başlıklarında Taku Pakasoa Bildirgesi'yle uyumlu bir dil taşıması, Pasifik ülkelerine verilen desteğin somut bir sonuca dönüşmesini sağlayabilir.
Pre-COP toplantısında 50'yi aşkın dünya lideri davet edilmesine rağmen Pasifik dışından yalnızca iki liderin katıldığı ifade edildi. Buna rağmen Pasifik ülkelerinin talepleri kayda geçti ve Türkiye bu taleplere destek verdi.
Antalya'daki COP31'de tartışmaların merkezinde, iklim hedefleriyle uygulama arasındaki farkın ne ölçüde kapatılacağı bulunacak. Pasifik ülkeleri açısından nihai ölçüt, alınan kararların yıllar içinde Tuvalu gibi ülkelerde kıyıların, yolların ve tarım alanlarının korunmasına yansıyıp yansımadığı olacak.