Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nun daha adil, kapsayıcı ve etkili hale getirilmesi gerektiğini belirterek veto mekanizmasının kaldırılmasını istedi.
Erdoğan, BM'nin 81. Genel Kurulu dolayısıyla bulunduğu New York'taki Türkevi'nde değerlendirmelerde bulundu ve gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Genel Kurul çalışmalarında 130'dan fazla ülkenin devlet ve hükümet başkanı düzeyinde temsil edildiğini, toplantıların "Güveni Yeniden İnşa Etmek, Dönüşümü Yönetmek" temasıyla yapıldığını söyledi.
BM'de veto mekanizmasının kaldırılması çağrısı
Genel Kurul konuşmasında çok taraflılığa desteğini vurguladığını belirten Erdoğan, daha kapsayıcı, adil ve etkili bir küresel sisteme ihtiyaç olduğunu ifade etti. Gazze'deki durumu uluslararası toplumun gündemine taşıdığını ve bölgesel sahiplenmeye dayalı yaklaşımını anlattığını kaydetti.
Erdoğan, BM'de 190'dan fazla ülkenin iradesinin beş ülkenin veto yetkisiyle sınırlandırıldığını belirterek bu yapının küresel istikrarı ve huzuru koruyamayacağını söyledi. Meseleyi yalnızca Türkiye'nin daha fazla söz sahibi olması olarak görmediğini ifade eden Erdoğan, Afrika, Asya, Latin Amerika, İslam dünyası, Avrupa ve diğer bölgelerin hakkaniyetli biçimde temsil edilmesi gerektiğini dile getirdi.
Veto mekanizmasının kaldırılması ve Genel Kurul'un daha güçlü ve etkin hale getirilmesi çağrısı yapan Erdoğan, seçilmiş üyelerin belirli sürelerle görev yaptığı, yeniden görev almak isteyenlerin uluslararası toplumun güvenini kazanmak zorunda olduğu bir sistem önerdi. Erdoğan, küresel sorunlara yalnızca beş ülkenin değil, bütün üyelerin çözüm üretmesi gerektiğini söyledi.
New York'ta yoğun temas trafiği
Erdoğan, New York ziyaretinde BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in yanı sıra Vietnam, Libya, Kuveyt, Kosova, Lübnan, Gürcistan, Katar, Senegal, Birleşik Krallık, Japonya, Polonya, Bangladeş, Ermenistan, Irak ve Ukrayna'dan muhataplarıyla görüştüğünü açıkladı.
Görüşmelerde ikili konuların yanı sıra bölgedeki istikrarsızlık ve çatışmaların önlenmesi için atılabilecek adımların ele alındığını belirten Erdoğan, ABD'nin iş çevreleri ve düşünce kuruluşlarıyla yapılan toplantılarda Türkiye'deki yatırım ve ticaret fırsatlarını anlattığını söyledi.
Erdoğan ayrıca ABD ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerini bir araya getiren toplantıya ABD Başkanı Donald Trump'ın daveti üzerine katıldığını, Orta Doğu'ya güvenlik ve istikrar getirilmesine ilişkin görüş ve önerilerini paylaştığını aktardı.
Hürmüz Boğazı ve Karadeniz mesajı
Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin azalmasının meselenin yalnızca İran ile ABD arasındaki bir konu olmadığını gösterdiğini belirten Erdoğan, boğazın gemi trafiğine kapatılmasına karşı olduklarını söyledi. Erdoğan, seyrüsefer serbestisinin korunmasının Avrupa'yı, Asya'yı, enerji piyasalarını, taşımacılığı ve milyonlarca insanın günlük hayatını etkilediğini ifade etti.
Sorunların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi için Hürmüz Boğazı'nın açılması gerektiğini belirten Erdoğan, yeni cepheler yerine yeni diplomasi kanallarının kurulması çağrısında bulundu.

Karadeniz'in savaşın cephesi olmaması gerektiğini söyleyen Erdoğan, ticari gemiler için seyrüsefer güvenliğinin yeniden sağlanmasının gıda güvenliğine katkı vereceğini ve savaşın yayılmasını önleyeceğini belirtti. Tarafların sorumlu davranmasını beklediklerini ifade eden Erdoğan, tahıl koridorunun yeniden kurulması için diplomatik girişimlerin hızlandırıldığını ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile konuyu görüştüğünü açıkladı.
Gazze için kalıcı ateşkes ve siyasi güvence vurgusu
Erdoğan, Gazze'de akan kan durmadan, ateşkes kalıcı hale gelmeden ve Filistinlilerin kendi topraklarında onurlu bir geleceğe sahip olması sağlanmadan Orta Doğu'ya kalıcı barış gelemeyeceğini söyledi.
Gazze'de kalıcı barış ve istikrar için tarafların çözüm iradesi ortaya koyduğunu belirten Erdoğan, İsrail'in saldırılarını sürdürerek barışı baltaladığını ifade etti. Savaşın yeniden başlamasını önleyecek mekanizmaların kurulması, Gazze'nin yeniden imarının hızlandırılması ve Filistinlilerin siyasi geleceğinin güvence altına alınması gerektiğini dile getirdi.
Savunma sanayisi ve F-35 görüşmeleri
Türkiye'nin F-35 programına dönüşü konusunda ABD Başkanı Donald Trump'ın olumlu bir irade ortaya koyduğunu belirten Erdoğan, bu yaklaşımın somut adımlara dönüşmesini beklediklerini söyledi.
Türkiye için yerli savunma sanayisinin öncelikli olduğunu vurgulayan Erdoğan, KAAN başta olmak üzere savaş uçakları, hava savunma sistemleri ve savunma sanayisi kabiliyetleri üretmek istediklerini açıkladı. İngiltere ile Eurofighter konusunda çalışmaların sürdüğünü de belirtti.
"Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin açıklama
Erdoğan, "Terörsüz Türkiye" sürecinin günübirlik bir konu olmadığını ve Türkiye'nin yaklaşık yarım asırlık bir sorundan kurtulması anlamına geldiğini söyledi. Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasal çerçeveyi oluşturduğunu, ilgili mekanizmaların kurulduğunu ve kurumların sahadaki süreci takip ettiğini belirtti.
Çerçeve yasanın uygulanabilmesi için örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye sürecinin tamamlanması gerektiğini ifade eden Erdoğan, sürecin ilgili birimlerin kontrolünde adım adım ilerlediğini kaydetti.
İklim gündemi ve Antalya'da COP31 hazırlığı
Erdoğan, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı'na 9-20 Kasım'da Antalya'da ev sahipliği yapacağını hatırlattı. Antalya'da dünyanın farklı bölgelerinden 100 bin katılımcının ağırlanacağını belirten Erdoğan, Sıfır Atık Hareketi ve özellikle gıda israfının önlenmesine yönelik çalışmaları da anlattığını söyledi.
Erdoğan, Türkiye ile ABD arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin gelecek yıl 100. Yılının dolacağını belirterek iki ülke arasındaki ilişkiler açısından 2027 yılını önemli bir dönüm noktası haline getirmeyi hedeflediklerini ifade etti.