Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Al Jazeera’nın gazeteci Ali Al-Dhafiri tarafından sunulan “Al Muqabala” programına konuk olarak Türkiye’nin Orta Doğu’daki yeni güvenlik yaklaşımı, bölgesel savaşlar ve Ankara’nın büyük güçlerle ilişkileri hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Yaklaşık 37 dakika süren röportajda Erdoğan’ın en dikkat çekici mesajlarından biri, Türkiye’nin savaş arayışında olmadığını ancak doğrudan saldırıya uğraması halinde kendisini savunmaktan ve gerektiğinde savaşa girmekten çekinmeyeceğini söylemesi oldu.
ERDOĞAN: SALDIRIYA UĞRARSAK SAVAŞTAN KAÇMAYIZ
Erdoğan’a, İsrail medyasında Türkiye’nin gelecekte İsrail’in karşı karşıya gelebileceği önemli rakiplerden biri olarak gösterilmesi soruldu.
Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin temel yaklaşımının savaş değil barış olduğunu vurguladı.
Ankara’nın küresel ve bölgesel barıştan yana olduğunu belirten Erdoğan, buna karşılık Türkiye’ye yönelik bir saldırı gerçekleşmesi durumunda ülkenin kendisini savunacağını açık şekilde ifade etti.
Erdoğan, saldırı halinde savaşa girmekten kaçınmayacaklarını ancak böyle bir çatışmanın yaşanmasını istemediklerini söyledi.
Bu açıklama, Türkiye’nin bölgesel askeri kapasitesinin ve yeni savunma ortaklıklarının tartışıldığı bir dönemde Ankara’dan gelen önemli bir caydırıcılık mesajı niteliği taşıdı.

MEKKE SAVUNMA ANLAŞMASI İÇİN “DÜNYAYA ÖNEMLİ MESAJ”
Röportajın merkezindeki konulardan biri Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması oldu.
Erdoğan, üç ülke arasında imzalanan anlaşmanın dünyaya önemli bir mesaj gönderdiğini söyledi.
Anlaşmanın temelinde ortak savunma anlayışı bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı, Türkiye, Suudi Arabistan veya Pakistan’dan herhangi birinin dış saldırıya maruz kalması halinde üç ülkenin birlikte hareket edebileceğini anlattı.
Erdoğan, bu mekanizmanın özünün NATO’nun kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddesindeki anlayışa benzediğini ifade etti.
Üç ülkenin “her türlü saldırıya” karşı birbirini savunabilecek bir yapı oluşturduğunu söyledi.
“MEKKE’DE İMZALANMASI ANLAŞMAYA ÖZEL BİR GÜÇ KATTI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmanın Mekke’de imzalanmasının sembolik önemine de dikkat çekti.
Erdoğan’a göre Mekke’nin tercih edilmesi anlaşmaya özel bir güç ve anlam kazandırdı.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın kendilerini savaş isteyen ülkeler olarak değil, barışı korumaya çalışan devletler olarak gördüklerini belirten Erdoğan, anlaşmayı dünya barışına yönelik önemli bir mesaj şeklinde değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı ayrıca yapının bir “Sünni ittifakı” şeklinde yorumlanmasına karşı çıktı.
Erdoğan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın tarihsel olarak barışın korunmasına önem veren ülkeler olduğunu ve yeni mekanizmanın da bu anlayışla hareket edeceğini söyledi.

MISIR’A AÇIK KAPI: “KATILMASI MÜMKÜN”
Röportajın en önemli diplomatik mesajlarından biri Mısır konusunda geldi.
Erdoğan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın yalnızca üç kurucu ülkeyle sınırlı olmadığını belirtti.
Başka ülkelerin de ilerleyen dönemde yapıya katılabileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı, Mısır’ın üyeliğine özellikle değindi.
Erdoğan, Kahire yönetiminin istemesi halinde anlaşmaya katılmasının mümkün olduğunu söyledi.
Bu açıklama, Türkiye ile Mısır arasında son yıllarda hızla normalleşen ilişkilerin güvenlik ve savunma alanına da taşınabileceğine ilişkin dikkat çekici bir siyasi mesaj oluşturdu.
Ancak Mısır’ın anlaşmaya katılımı konusunda şu aşamada kesinleşmiş bir karar bulunmuyor.

ABD-İRAN SAVAŞI: ERDOĞAN İSRAİL’İ İŞARET ETTİ
Erdoğan röportajda ABD ile İran arasındaki savaşa da değindi.
Türkiye’nin bu çatışmanın en kısa sürede sona ermesini ve barışın sağlanmasını istediğini belirten Cumhurbaşkanı, Ankara’nın savaşın değil barışın yanında olduğunu söyledi.
Erdoğan bununla birlikte İsrail’i savaşın temel itici aktörü olarak gördüğünü ifade etti.
İsrail’in sürekli çatışmayı teşvik ettiğini savunan Erdoğan, bunun sonucunda bölgedeki başka ülkelerin de ağır bedeller ödediğini söyledi.
Türkiye’nin mevcut tabloda çatışmanın daha da genişlemesini değil diplomatik çözümü desteklediğini vurguladı.

HÜRMÜZ BOĞAZI TÜRKİYE’NİN ÖNCELİKLERİ ARASINDA
Erdoğan’ın üzerinde ayrıntılı şekilde durduğu konulardan biri Hürmüz Boğazı oldu.
Cumhurbaşkanı, boğazın yeniden deniz trafiğine açılmasını Ankara’nın önemli önceliklerinden biri olarak tanımladı.
Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının dünya ticareti açısından ciddi sorunlara yol açtığını belirten Erdoğan, özellikle petrol ve enerji taşımacılığının kesintisiz sürdürülebilmesi açısından geçişlerin yeniden başlaması gerektiğini söyledi.
Erdoğan, boğazdan geçişin mümkün olduğunca serbest ve ücretsiz olmasının dünya ticaretinin yararına olacağını savundu.
Türkiye ve İran’ın deniz ulaşımındaki kısıtlamaların kaldırılmasını desteklediğini de belirtti.
.webp&w=3840&q=75)
KATAR’IN ARABULUCULUĞUNA ÖVGÜ
Röportajda Katar’ın bölgesel diplomasi içerisindeki konumu da gündeme geldi.
Erdoğan, Katar’ın ABD ile İran arasında yürütülen arabuluculuk girişimlerinde önemli rol oynadığını söyledi.
Doha’nın bu rolünü gelecekte de sürdürmesini beklediğini ifade eden Erdoğan, Katar’ın Suriye konusundaki katkılarına da değindi.
Cumhurbaşkanı, İslam ülkeleri arasındaki iş birliğinin ve koordinasyonun devam etmesi gerektiğini vurguladı.
SURİYELİ KÜRTLER İÇİN DİKKAT ÇEKEN MESAJ
Erdoğan’ın Kürtlere ilişkin açıklamaları da röportajın önemli bölümleri arasında yer aldı.
Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin Kürtlerle ilişkilerini korumak ve geliştirmek istediğini söyledi.
Suriye’deki Kürtlerin de barış ve istikrardan paylarını alacaklarını belirten Erdoğan, Türkiye’nin Irak, İran ve Suriye’deki Kürt topluluklarıyla birlik ve dayanışma içerisinde hareket etmeyi hedeflediğini ifade etti.
Bu mesaj, Türkiye’nin özellikle Suriye’deki yeni siyasi düzen ve Kürtlerin gelecekteki konumuna ilişkin yaklaşımı açısından dikkat çekti.
ERDOĞAN: SURİYE’Yİ ASLA YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye konusunda Türkiye’nin desteğinin devam edeceğini açık biçimde ifade etti.
Suriye’yi “kardeş” olarak tanımlayan Erdoğan, Ankara’nın ülkeyi yalnız bırakmayacağını söyledi.
Türkiye’nin yeni Suriye yönetimiyle sürekli temas halinde olduğunu ve ilişkilerin iyi seviyede ilerlediğini belirtti.
Türkiye’nin Suriye’nin istikrara kavuşması için üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye devam edeceğini söyleyen Erdoğan, Ankara’nın yeni yönetimi geçmiş dönemde desteklediğini ve bu desteği gelecekte de sürdüreceğini vurguladı.

ŞAM’A ZİYARET MESAJI
Erdoğan ayrıca röportajda önemli bir ziyaret sinyali verdi.
Cumhurbaşkanı, en kısa zamanda Şam’ı ziyaret etmeyi planladığını açıkladı.
Türkiye’nin Suriye’nin yeniden istikrara kavuşması için askeri, siyasi ve diplomatik açıdan üzerine düşenleri yaptığını ifade eden Erdoğan, iki ülke arasındaki ilişkilerin önümüzdeki dönemde daha da güçlenebileceğinin mesajını verdi.
LÜBNAN: “İSRAİL SALDIRILARI BİZİ CİDDİ ŞEKİLDE ENDİŞELENDİRİYOR”
Lübnan’daki savaş da röportajın önemli gündem maddelerinden biri oldu.
Erdoğan, İsrail’in Lübnan’a yönelik devam eden saldırılarından ciddi endişe duyduklarını söyledi.
Türkiye’nin Lübnan’a mümkün olan her türlü desteği vermeye devam edeceğini belirten Cumhurbaşkanı, önceliğin ülkeyi mevcut çatışma ortamından çıkarmak olduğunu ifade etti.

TRUMP’LA LÜBNAN’I KONUŞTU
Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’ın son Türkiye ziyaretinde Lübnan konusunu da gündeme getirdiğini açıkladı.
Cumhurbaşkanı, Trump’a İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının sona erdirilmesi gerektiğini ilettiğini söyledi.
Washington’la bu konuda görüşmelerin sürdüğünü belirten Erdoğan, ABD’nin çatışmanın sona erdirilmesinde önemli rol oynayabileceğini ifade etti.
Erdoğan, Lübnan’daki durumda saldırgan tarafın İsrail olduğunu savunarak operasyonların mümkün olan en kısa sürede durdurulması gerektiğini söyledi.
GAZZE: “ONU YALNIZ BIRAKAMAYIZ”
Gazze konusunda Erdoğan’ın mesajı oldukça net oldu.
Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin Gazze’yi yalnız bırakamayacağını ve bölge için üzerine düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğini söyledi.
Erdoğan, Hamas’ın mevcut süreçte taahhütlerine iyi niyetle bağlı kaldığını savundu.
Buna karşılık İsrail’in Gazze ve Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürdüğünü belirten Erdoğan, İsrail tarafında aynı olumlu yaklaşımı görmediklerini ifade etti.
Trump’ın da devam eden gelişmelerden rahatsız olduğunu söyleyen Erdoğan, Ankara’nın saldırıların sona erdirilmesi için uyarılarını sürdüreceğini belirtti.
SUDAN’A DESTEK, BURHAN’A ÖVGÜ
Cumhurbaşkanı Erdoğan Sudan’daki mevcut durumdan memnun olmadığını ancak Türkiye’nin ülkeye desteğinin süreceğini söyledi.
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ile ilişkilerinin çok iyi olduğunu ifade eden Erdoğan, daha önce Burhan’ı Türkiye’de ağırladığını ve kendisiyle görüşmeler gerçekleştirdiğini hatırlattı.
Erdoğan, Burhan’ı mevcut aşamada Sudan için uygun bir lider olarak değerlendirdi.

LİBYA: TÜRKİYE YALNIZ BIRAKMAYACAK
Röportajda Libya da gündeme geldi.
Erdoğan, Türkiye-Libya ilişkilerinin istikrarlı biçimde devam ettiğini belirterek Ankara’nın Libya’yı yalnız bırakmayacağını söyledi.
İki ülkenin özellikle enerji alanında iş birliği yürüttüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı, Libya’daki petrol rezervlerinin değerlendirilmesi konusunda Türkiye Petrolleri’nin adımlar attığını açıkladı.
Bu açıklama Türkiye’nin Libya’daki ekonomik ve enerji faaliyetlerinin önümüzdeki dönemde genişleyebileceğinin işareti olarak değerlendiriliyor.
F-35: “TRUMP’IN VERDİĞİ SÖZÜ TUTMASINI BEKLİYORUZ”
Türkiye-ABD ilişkilerinde öne çıkan konulardan biri F-35 savaş uçakları oldu.
Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’ın F-35 konusunda kendisine bir söz verdiğini ve Türkiye’nin bu sözün yerine getirilmesini beklediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı, bu konunun Ankara açısından önemli olduğunu vurguladı.
Türkiye ile ABD arasındaki gündemin yalnızca savunma sanayisinden oluşmadığını belirten Erdoğan, iki ülkenin ticaret hacmini artırmaya yönelik de çalışmalar yürüttüğünü ifade etti.

“İSRAİL BİZİM MUHATABIMIZ DEĞİL, ABD İLE KONUŞUYORUZ”
Erdoğan F-35 ve Türkiye-ABD ilişkilerindeki diğer konularda İsrail’in taraf olmadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin doğrudan muhatabının Washington olduğunu belirterek söz konusu meseleleri ABD yönetimiyle görüştüklerini ifade etti.
Bu açıklama, Türkiye’nin F-35 sürecinde İsrail’in olası itirazlarını siyasi müzakerenin doğrudan tarafı olarak görmediğinin mesajı niteliğinde.
RUSYA: “İLİŞKİLERİMİZ ÇOK İYİ”
Erdoğan, Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinin de çok iyi seviyede olduğunu söyledi.
İki ülke yöneticilerinin doğrudan temas ve diplomatik kanallar üzerinden sürekli iletişim halinde olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, Türk bakanların Rus mevkidaşlarıyla düzenli olarak görüştüğünü ifade etti.
Bu temasların Ankara-Moskova ilişkilerinin yönetilmesinde önemli rol oynadığını belirtti.
AB ÜYELİĞİ ARTIK TÜRKİYE’NİN ÖNCELİĞİ DEĞİL
Röportajdaki en dikkat çekici Avrupa mesajı ise Türkiye’nin AB üyeliği konusunda geldi.
Erdoğan, Avrupa’nın Türkiye’yi uzun yıllardır birliğe kabul etmediğini ve mevcut şartlarda da üyeliğe hazır görünmediğini söyledi.
Türkiye’nin AB üyelik kapısını tamamen kapatmadığını ancak konunun artık Ankara’nın temel öncelikleri arasında bulunmadığını açıkça ifade etti.
Erdoğan, “Avrupa Birliği bizim için öncelik değil” mesajını verdi.
Cumhurbaşkanı ayrıca Türkiye’nin dışarıda bırakılmaya devam edilmesi halinde asıl kaybedenin Avrupa Birliği olacağını savundu.

ERDOĞAN’DAN ARAP DÜNYASINA MESAJ
Erdoğan röportajın sonunda Arap dünyasına da doğrudan mesaj verdi.
Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin Arap halklarının tamamına sevgiyle yaklaştığını belirterek birlik ve dayanışma çağrısı yaptı.
Erdoğan, bölge ülkelerinin birbirlerine zarar vermemesi ve birlikte hareket etmeye devam etmesi gerektiğini söyledi.
RÖPORTAJIN ANA MESAJI: BÖLGESEL SAVUNMA VE DİPLOMASİ AYNI ANDA
Erdoğan’ın Al Jazeera röportajı bir bütün olarak değerlendirildiğinde Ankara’nın yeni bölgesel politikasında iki hattın aynı anda öne çıktığı görülüyor.
Bir yanda Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması gibi caydırıcılığı artırmayı hedefleyen yeni güvenlik yapıları bulunuyor.
Diğer yanda Erdoğan, Türkiye’nin savaş yerine barış, arabuluculuk ve diplomatik çözümü tercih ettiğini özellikle vurguluyor.
Cumhurbaşkanı’nın “saldırıya uğrarsak savaşmaktan kaçmayız” mesajı ile “biz savaş değil barış istiyoruz” söylemini aynı röportajda birlikte kullanması, Türkiye’nin yaklaşımını caydırıcılık ile diplomasi arasında kurulan bir denge üzerinden tanımladığını gösteriyor.
Mısır’a Mekke Anlaşması için açık kapı bırakılması, Şam’a ziyaret sinyali verilmesi, Gazze ve Lübnan’a desteğin vurgulanması, Hürmüz Boğazı’nın açılması çağrısı, Trump’tan F-35 sözünü yerine getirmesinin istenmesi ve AB üyeliğinin artık öncelik olmadığının söylenmesi ise röportajı Türkiye’nin güncel dış politikasının neredeyse bütün ana başlıklarını kapsayan geniş bir siyasi mesaj haline getirdi.