Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, İran’ın kuzeybatısında yerli çiftlik hayvanı ırklarını korumak ve sürdürülebilir biçimde geliştirmek amacıyla yeni bir proje başlattı. Proje, ulusal ortaklar ve İran Tarım Cihadı Bakanlığı ile iş birliği içinde yürütülüyor.
"İran’ın kuzeybatısında Nesli Tehlike Altındaki Yerli Hayvan Gen Havuzunu Güçlendirme ve Geliştirme" başlığını taşıyan proje için bir başlangıç çalıştayı düzenlendi. Toplantıya devlet yetkilileri, teknik uzmanlar, araştırmacılar, yetiştiriciler ve yerel paydaşlar katıldı.
Yerel topluluklar merkeze alındı
Çalıştayda, değerli hayvan genetik kaynaklarının korunmasıyla kırsal yaşamın güçlendirilmesi için izlenecek yöntemler ele alındı. Projenin temel yaklaşımını, yerel toplulukların sürece doğrudan katılımı oluşturuyor.
FAO’nun İran Temsilcisi Farrukh Toirov, yerli hayvan ırklarının iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve gıda güvensizliği gibi küresel sorunlara karşı dirençli gıda sistemleri kurmada kritik rol oynadığını söyledi. Toirov, bu genetik kaynakların korunmasının yalnızca biyolojik çeşitlilik için değil, gelecekte sürdürülebilir gıda üretimi ve dayanıklı kırsal geçim kaynakları için de gerekli olduğunu vurguladı.
Bölgede öne çıkan ırklar
İran’ın kuzeybatısında iki hörgüçlü deve, Sarabi sığırı, Mahabadi keçisi ve Markhoz keçisi gibi değerli yerli ırklar bulunuyor. Bu ırklar, ülkenin tarımsal biyoçeşitliliğinin önemli bir parçası olarak görülüyor.
Bu hayvanların, kırsal ve göçebe topluluklar için yalnızca ekonomik gelir sağlamadığı, aynı zamanda kültürel kimlik ve dayanıklılık açısından da önem taşıdığı belirtildi.
FAO’nun son değerlendirmelerine göre dünya genelinde 8 bin 800’den fazla yerel ve sınır ötesi çiftlik hayvanı ırkı bildirildi. Bunların yüzde 70’ten fazlasının yok olma riski altında sınıflandırılması, koruma çalışmalarına olan ihtiyacı daha da artırıyor.
18 aylık uygulama planı
Proje, 18 ay boyunca topluluk temelli ıslah programlarının kurulmasını destekleyecek. Ayrıca soy kütüğü kaydı ve performans izleme sistemleri oluşturulacak, genetik materyalin korunmasına yönelik adımlar atılacak.
Çalışmalar kapsamında meraların rehabilitasyonu, süt ve moher işleme tesislerinin güçlendirilmesi ve hayvan yetiştiricileri, teknik uzmanlar ile politika yapıcılar için kapsamlı eğitimler de planlanıyor.
Buna paralel olarak, yerli ırklardan elde edilen ürünler için değer zincirlerinin geliştirilmesi ve yeni pazar fırsatlarının oluşturulması hedefleniyor. Böylece kırsal bölgelerde gelirlerin ve ekonomik dayanıklılığın artırılması amaçlanıyor.
Kırsal kadınların rolü
Projede kırsal kadınların ekonomik güçlenmesine de özel önem veriliyor. FAO, hedef bölgelerde hayvancılık sistemlerinde kadınların önemli bir rol üstlendiğini belirtiyor.
İşleme tesislerine destek, değer zinciri geliştirme ve hedefe dönük kapasite artırma çalışmalarıyla kırsal kadınların ekonomik katılımının ve liderliğinin güçlendirilmesi planlanıyor.
Önceki koruma çalışmalarıyla bağlantı
Yeni program, FAO’nun ülkedeki önceki koruma girişimleri üzerine inşa ediliyor. Bunlar arasında iki hörgüçlü deve koruma çalışmaları ile göçebe yetiştiricilere yönelik mobil veterinerlik ve üreme hizmetleri yer alıyor.
Kuruluş, bu yeni adımın biyoçeşitlilik koruması ile kırsal kalkınma arasındaki bağlantıyı daha da güçlendirdiğini belirtiyor.
Proje, aynı zamanda 2026 Uluslararası Meralar ve Göçebeler Yılı’nın hedefleriyle de uyumlu ilerliyor. Bu yıl, göçebe toplulukların biyoçeşitlilik korunması, gıda güvenliği ve ekosistem yönetimindeki rolünü öne çıkarıyor.