Borsada işlem gören Avrupa futbol kulüpleri, taraftarlara ortaklık hayali sunsa da uzun vadede yatırımcıyı memnun etmiyor. Pelé Endeksi’ni izleyen son veriler, futbolun sahada heyecan üretse de piyasada aynı başarıyı gösteremediğini ortaya koyuyor.
Endeks piyasaların çok gerisinde kaldı
Aegon Varlık Yönetimi’nin 1998’e kadar uzanan verilerle takip ettiği endeks, 2025/26 sezonunda yalnızca yüzde 0,4 yükseldi. Aynı dönemde küresel hisse senetleri yüzde 27, Avrupa hisseleri ise yüzde 17 değer kazandı.
Daha uzun vadeli tablo da futbol hisseleri için parlak görünmüyor. 1998’den bu yana Pelé Endeksi yaklaşık yüzde 11 gerilerken, küresel hisse senetleri yaklaşık yüzde 678 getiri sağladı.
Bu hesapla 1998’de futbol kulüplerinden oluşan bir sepete yatırılan 1. 000 avro bugün yaklaşık 892 avroya düşmüş olacaktı. Aynı tutar küresel bir hisse senedi fonunda yaklaşık 7. 784 avroya ulaşmış olurdu.
Endeks 18 Avrupa kulübünü içeriyor
Endeks, hisseleri borsada işlem gören 18 Avrupa futbol kulübünden oluşuyor ve ağırlıklandırma piyasa değerine göre yapılıyor. Bu nedenle büyük kulüpler tabloyu daha fazla etkiliyor.
Listenin en büyük bileşeni yüzde 25 payla Manchester United olurken, Juventus ve Fenerbahçe SK onu izliyor. Endekste dokuz farklı ligden kulüpler yer alıyor; Manchester United ve Juventus gibi küresel markaların yanında Celtic FC, SL Benfica, FC Porto, Olympique Lyonnais, Borussia Dortmund, Brøndby IF ve Silkeborg IF gibi takımlar da bulunuyor.
Bu kulüplerin toplam piyasa değerinin yaklaşık 7,1 milyar avroya ulaştığı belirtiliyor. Buna karşın İspanya’dan hiçbir takım endekste yer almıyor; çünkü LaLiga kulüplerinin hisseleri halka açık değil.
Neden futbol hisseleri zayıf performans gösteriyor?
Aegon Varlık Yönetimi portföy yöneticisi ve yatırım stratejisti Jordy Hermanns, sorunun tek bir kötü sezondan kaynaklanmadığını, kulüplerin yapısında yattığını söylüyor. Ona göre borsaya açık bir şirketin amacı hissedar değerini artırmakken, bir futbol kulübünün önceliği maç kazanmak ve taraftarı mutlu etmek.
Hermanns, transfer kararları, maaş politikası, stadyum yatırımları ve finansal disiplin gibi başlıkların çoğu zaman kupa hedefinin gerisinde kaldığını belirtiyor. Bu nedenle kulüplerin uzun vadede geniş piyasalardan daha zayıf performans göstermesi şaşırtıcı görünmüyor.
Marka gücü ve büyüklük de bu tabloyu değiştirmiyor. Endekste dünyanın en bilinen kulüpleri ile daha küçük liglerden takımlar yer alsa da, ölçek ve ün yatırımların sonucunu kalıcı biçimde iyileştirmiyor.
Juventus örneği uyarı niteliği taşıyor
Juventus, futbol hisselerinin riskine dair en çarpıcı örneklerden biri olarak öne çıkıyor. Cristiano Ronaldo’nun 2018’de takıma katılmasıyla hisse fiyatı kısa süreliğine 10 avronun üzerine çıkmıştı.
Bugün hisse fiyatı 2 avronun biraz altında seyrediyor. Kulübün Serie A’yı altıncı sırada bitirmesinin ardından bu sezon hisselerde yüzde 35 değer kaybı yaşandı.
Bu örnek, futboldaki büyük transferlerin ve kısa süreli sportif heyecanın yatırımcıya otomatik kazanç getirmediğini gösteriyor. Tarihsel veriler de aynı sonuca işaret ediyor: Futbol kulüpleri taraftarlık açısından güçlü, yatırım açısından ise çoğu zaman zayıf kalıyor.
Değişim için ne gerekiyor?
Hermanns, bu kalıbın kırılması için kulüplerin getiriye daha net odaklanması gerektiğini söylüyor. Yönetim teşviklerinin hissedar çıkarlarıyla uyumlu hale gelmesi ve saha içi hırs ile saha dışı finansal disiplin arasında daha dengeli bir yapı kurulması gerektiğini ifade ediyor.
Ancak taraftar, medya ve rakip baskısının kulüpleri çoğu zaman ters yönde ittiği belirtiliyor. Bu yüzden futbol kulüpleri kültürel olarak çok değerli olsa da, yatırım aracı olarak aynı güveni vermiyor.
Neredeyse otuz yıla yayılan veriler, futbol hisselerinin sahada sadakat üretse de piyasada yatırımcıyı nadiren ödüllendirdiğini gösteriyor.