İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılmasının (Brezxit) üzerinden on yıl geçmesinin ardından, iki önemli İngiliz gazetesi konuyu farklı perspektiflerden ele alan analizler yayınladı.
AB'nin çökmediği görüşü
The Guardian'ın analizine göre, Brezxit, bazı destekçilerinin beklediği gibi AB'nin çökmesine yol açmadı. Aksine, birliğin diğer üyeleri için bir 'uyarı' işlevi gördü ve ülkeleri üyelikte kalmaya veya birliğe katılmaya teşvik etti.
2016 referandumu sonrasında, Fransa, Hollanda ve İtalya gibi ülkelerin de AB'den çıkacağına dair beklentiler oluşmuştu. Ancak bu senaryolar gerçekleşmedi. Hiçbir ülke İngiltere'nin ardından AB'den ayrılmadı.
Eski Avrupalı yetkililere göre, Brezxit, birlikten ayrılmanın yüksek siyasi ve ekonomik maliyetinin bir örneği haline geldi. Bu durum, AB içinde kalmanın ayrılmaktan daha güvenli ve istikrarlı olduğu fikrini güçlendirdi.
Birlikte iş birliği güçlendi
The Guardian'ın tespitlerine göre, bir dağılma dalgası yerine, Avrupa Birliği, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve küresel jeopolitik gerilimlerin de etkisiyle genişleme hedeflerinde ilerleme kaydetti.
Ukrayna ve Moldova ile katılım müzakereleri başladı, Batı Balkan ülkelerinin şansı arttı. İzlanda ve Norveç gibi ülkelerde de üyelik tartışmaları yeniden gündeme geldi. Bu durum, Avrupa'daki ruh halinin 'ayrılık yerine yakınlaşma' yönünde değiştiğini yansıtıyor.
Rapor, Avrupa iş birliğinin Kiev'e destekte ve 'Avrupa Barış Tesisi' gibi askeri finansman mekanizmalarının başlatılmasında güçlendiğini belirtiyor. Ancak bazı yetkililer, İngiltere'nin ayrılmasının teknoloji ve piyasalar gibi alanlarda ekonomik ve düzenleyici politikaların çeşitliliğini zayıflattığını kabul ediyor.
Brezxit ekonomik bir başarısızlık değil
The Telegraph'ta Daniel Hannan imzalı makale ise, Brezxit'in on yıl sonra, Avrupa'da kalma yanlılarının uyardığı gibi ekonomik bir başarısızlık olmadığını savunuyor.
Hannan, 2016 referandumunun demokratik ve nihai bir karar olarak ele alınması gerektiğini belirterek, oylamanın meşruyeti konusundaki şüphelerin veya yeni bir referandum çağrılarının devam etmesini eleştiriyor.
Yazara göre, kalma kampanyası sırasında dile getirilen ani bir resesyon, piyasaların çöküşü ve işsizliğin artması gibi felaket senaryoları gerçekleşmedi.
Ekonomik yavaşlamanın farklı nedenleri
Makalede, Brezxit'in ekonomik etkisi üzerindeki mevcut tartışmanın abartılı olduğu ileri sürülüyor. İngiltere'deki bazı ekonomik yavaşlamanın, yüksek vergiler, düzenlemeler ve katı iklim politikaları gibi iç faktörlere bağlı olduğu, AB'den ayrılmayla ilgili olmadığı iddia ediliyor.
Hannan, AB'ye geri dönme yanlısı kesimin, düzenleyici ve ticari bağımsızlığın potansiyel kazanımlarını göz ardı ettiğini ve bunun yerine 'yüzde 4 büyüme kaybı' gibi tahmini rakamlara odaklandığını savunuyor.
Yeniden yakınlaşma endişesi
Yazı, mevcut hükümetin politikalarını da eleştiriyor. 'Yeniden ayarlama' adı altında, çevresel ve ticari sistemlerin uyumlaştırılması gibi konularda Brüksel'e kademeli tavizler verildiği, bunun karşılığında net kazanımlar elde edilmediği öne sürülüyor.
Hannan, bu adımların ekonomik olarak düşünülmüş bir seçimden ziyade siyasi bir baskıyı yansıttığını belirtiyor. Brezxit yanlılarının, İngiltere'nin AB'den bağımsızlığın faydalarını kullanmak yerine, parçalı politikalar ve biriken tavizler yoluyla dolaylı olarak Avrupa etki alanına geri döndüğü görüşünde olduğunu aktarıyor.