İran'ın Hürmüz Boğazı Yönetimi, Cuma günü yaptığı açıklamada, bu hafta Amerika Birleşik Devletleri ile imzalanan mutabakat muhtırası çerçevesinde, 60 günlük bir müzakereler dönemi boyunca ticari gemilerin boğazdan geçiş için öngörülen ücretlerden muaf tutulacağını duyurdu.
Açıklamada, bu muafiyetin güvenlik, emniyet, çevresel hizmetler ve ilgili sigorta ücretlerini kapsadığı belirtildi. Ancak, geçişin koşullu olduğu ve gemilerin su yoluna ulaşmasından en az 48 saat önce geçiş başvurusunda bulunması gerektiği şartı getirildi.
Teknik bir düzenleme mi, pazarlık kozu mu?
İranlı yetkililer, bu ön koordinasyon prosedürünün, boğazdaki seyrüsefer güvenliği ve trafik yönetimi ile bağlantılı olduğunu savunuyor. Tahran, bu süre boyunca boğaz geçişini ücretsiz ve erişilebilir olarak sunmayı hedefliyor.
Uluslararası güvenlik uzmanı Arif Dehqandar, Al Jazeera'ya yaptığı değerlendirmede, 48 saatlik başvuru süresinin, dünyanın en hassas su yollarından biri olan Hürmüz Boğazı'ndaki trafik yönetimi ve güvenlik perspektifinden uluslararası uygulamalarla uyumlu olarak görülebileceğini ifade etti.
Dehqandar, bu sürenin deniz operatörlerinin kıyı yetkilileriyle koordinasyon yapmasına, rota çakışmalarını ve ani tıkanıklıkları önlemesine olanak tanıdığını söyledi.
Jeopolitik bir araç olarak kullanılabilir mi?
Uzman, bu kuralın jeopolitik düzeyde ve güç dengeleri içinde çift işlevli bir rol oynayabileceğine dikkat çekti. Dehqandar, gemilerin önceden bir veri tabanına kaydedilmesinin, kıyı devletine etkili bir denetim aracı, yük ayrımı ve hatta doğrudan askeri harekata gerek kalmadan geçişi geciktirme veya engelleme tehdidi sağlayabileceğini belirtti.
Dehqandar, "Bu politika, 'prosedürel yönetimi' 'stratejik bir pazarlık aracına' dönüştürüyor" dedi ve nihai bir anlaşmaya varılamaması halinde, aynı sistemin İran karşıtı taraflara operasyonel kısıtlamalar getirmek veya dolaylı maliyetleri artırmak için bir mekanizmaya kolayca dönüşebileceğini ekledi.
Uzman, İran'ın attığı bu adımın ne salt teknik ne de salt politik olduğunu, hem seyrüsefer-güvenlik kaygılarını hem de pazarlık-baskı hesaplarını bir araya getiren karma bir girişim olduğu sonucuna vardı.
Hürmüz Boğazı'nın enerji ticareti için önemi
Bu adımın hassasiyeti, Hürmüz Boğazı'nın küresel enerji ticareti için taşıdığı hayati önemden kaynaklanıyor. Boğaz, Körfez'den petrol ve gaz ihracatı için ana bir geçit görevi görüyor.
Uluslararası Enerji Ajansı'na göre, 2025 yılında Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol ve petrol ürünlerinin yaklaşık %80'i Asya'ya giderken, aynı yıl boğazdan 110 milyar metreküpten fazla sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) geçti. Katar'ın LNG ihracatının %93'ü ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin LNG ihracatının %96'sı bu rotayı kullandı ve büyük kısmı Asya pazarlarına ulaştı.
Taşımacılık ve sigorta şirketleri için ücretsiz geçişin devam etmesi, boğazdaki güvenlik riskleriyle ilgili endişeleri tamamen ortadan kaldırmıyor. Lloyd's List ve S&P Global gibi denizcilik ve sigorta raporları, bölgedeki güvenlik gerilimlerinin şirketlerin boğazı geçme isteğini etkilediğini ve savaş risklerine karşı sigorta primlerinin yeniden fiyatlandırılmasına veya artırılmasına yol açtığını gösteriyor.