ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, Haziran 2026'da imzalanan savaşın sona ermesi anlaşması öncesinde iki telefon görüşmesi yapıldı. Bu görüşmelerde Netanyahu'nun çok sert sözler işittiği belirtildi.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance da Netanyahu hakkında şiddetli açıklamalarda bulunarak onu hatalar yapmakla suçladı. Vance'in açıklamalarında Netanyahu'ya yönelik ağır bir azarlama ve uyarının yer aldığı ifade edildi.
İran politikasındaki derin ayrılık
İki lider arasındaki bu çelişkinin, Trump'ın İran'la müzakere ve anlaşma politikaları ile Netanyahu'nun anlaşmayı eleştirip İran'a karşı savaşın sürdürülmesi çağrısı yapmasından kaynaklandığı öne sürüldü. Netanyahu'nun Lübnan'ın güneyindeki savaşı tırmandırması da ayrı bir gerilim noktası olarak gösterildi.
Dört ay süren savaşın, bu çelişkinin patlamaya dönüşmediğini kanıtladığı, ancak diğer yandan İslami rejimin direnç gösterme ve ABD'ye karşı savaşta denkliğini koruma kapasitesini ortaya koyduğu iddia edildi. Bu durumun, ABD açısından savaşın anlamsızlığına işaret ettiği değerlendirildi.
ABD'ye yönelik olumsuz sonuçlar
Trump'ın Netanyahu'nun politikalarına öncelik vermesinin, İran'a savaş ilanıyla sonuçlandığı ve bu kararın yanlışlığının kanıtlandığı savunuldu. İran'ın tepkileri ve Hürmüz Boğazı'nı kapatması gibi gelişmelerin, küresel bir ekonomik krize ve ABD'nin uluslararası alanda yalnızlaşmasına yol açtığı öne sürüldü.
ABD içinde ise, savaşın çoğunlukla ABD'nin değil, İsrail'in savaşı olarak görüldüğü ve bunun Trump'ın içerideki popülaritesinin yüzde 36'ya düşmesine neden olduğu iddia edildi. Ayrıca, İsrail pasaportu taşımanın bazı Avrupa ülkelerinde ayrımcılığa uğramaya sebep olduğu belirtildi.
Netanyahu'nun kişisel motivasyonları
Netanyahu'nun savaşı sürdürme ısrarının arkasında, savaş durduğunda yolsuzluk ve Aksa Tufanı öncesi işlediği iddia edilen hatalarla ilgili yargılanma korkusunun yattığı öne sürüldü. Hükümet başkanı olarak kalmanın onu hapse girmekten koruduğu savunuldu.
Trump'ın, Netanyahu ile ittifakı ve onu takip etmesi nedeniyle sayısız olumsuzluk yaşadığı ve ikili arasındaki çelişkinin patlamasının kaçınılmaz bir sonuç olduğu değerlendirildi. Vance'in, İsrail'in savaşta kullandığı silahların üçte ikisinin Amerikalı vergi mükellefleri tarafından karşılandığı yönündeki açıklaması ve Trump'ın Netanyahu'ya "yeter artık" dediği iddia edilen sözlerinin bu gerilimin göstergesi olduğu ifade edildi.
Sonuç olarak, güç dengesinin Trump ve Netanyahu'nun aleyhine, İran'ın lehine döndüğü ve bunun savaşı sona erdiren anlaşmanın imzalanmasına yol açtığı savunuldu.