Rusya’nın İrkutsk kentinde Sibirya ve Uzak Doğu Veba Araştırma Enstitüsünde çalışan 28 yaşındaki bir laborant, 29 Eylül 2026’da ağır zatürre nedeniyle hastaneye kaldırıldı ve 2 Ekim’de hayatını kaybetti. Ölümün ardından temaslı yaklaşık 200 kişi izlemeye alındı.
Rus sağlık otoriteleri, hayatını kaybeden laborantın ve temas ettiği kişilerin tekrar tekrar yapılan 5 bin 500’den fazla testinde herhangi bir etkene rastlanmadığını açıkladı. Temaslıların hiçbirinde hastalık görülmediği, ikinci vaka bulunduğu yönündeki iddianın da gerçeği yansıtmadığı bildirildi.
İrkutsk’taki olay neden küresel kaygı yarattı?
Olayın, veba araştırmaları yapan bir enstitüde meydana gelmesi ve komşu bölgenin yöneticisinin önce ölümün vebadan kaynaklandığını söyleyip daha sonra bu ifadesini "muhtemelen" şeklinde düzeltmesi, yerel bir sağlık olayının kısa sürede uluslararası kaygıya dönüşmesine neden oldu.
Rusya’nın ulusal halk sağlığı kurumu Rospotrebnadzor, ölümü "nedeni belirlenemeyen zatürre" olarak tanımladı. Kurum, vebayı da kapsayan testlerin negatif çıktığını ve temaslılarda yeni vaka görülmediğini açıkladı.
Dünya Sağlık Örgütü ise hastalık etkeninin belirlenememesi nedeniyle tam tabloya sahip olmadığını belirterek şeffaflık çağrısı yaptı. Örgüt, 10 Ekim tarihli değerlendirmesinde hastalığın yayıldığına dair kanıt bulunmadığını, ancak ölüme neyin yol açtığının bilinmediğini ve laboratuvar kaynaklı bulaş ihtimalinin o aşamada tamamen dışlanamayacağını kaydetti.
Bir hastalığı salgına dönüştüren koşullar
Bir hastalığın salgına dönüşmesinde insandan insana kolay bulaşma, toplumda bağışıklığın bulunmaması veya zayıf olması ve hastalığın belirti göstermeden yayılabilmesi belirleyici oluyor. Kovid-19’un küresel ölçekte ağır sonuçlar doğurmasında hızlı bulaşma, başlangıçta bağışıklık bulunmaması ve belirti göstermeyen kişilerin virüsü yayabilmesi etkili oldu.
Çalışmalara göre Kovid-19 bulaşlarının yaklaşık yüzde 44’ü, kişilerin henüz belirti göstermediği dönemde gerçekleşti. Bu durum, hastalığın insanlar işe, toplu taşımaya ve uçaklara binmeye devam ederken fark edilmeden sınırları aşmasına yol açtı.
İrkutsk’taki olayda etken veba olsa bile akciğer vebasının çoğunlukla belirgin belirtiler gösteren kişilerle yüz yüze yakın temas yoluyla bulaştığı ve erken başlanan antibiyotiklerle tedavi edilebildiği değerlendirildi. Etkenin başka bir mikrop olması halinde ise yaklaşık 200 temaslı arasında yeni vakalar görülmesi beklenirdi.
Yaklaşık 200 temaslının bir hafta boyunca her gün test edilmesine rağmen yeni vaka ortaya çıkmaması, olayda salgının temel unsurlarından biri olan bulaş zincirinin raporlanmadığını gösterdi. Bölgede benzer vakalarda veya hastane yatışlarında artış bildirilmeyince, olayın mevcut kanıtlarla bir salgının habercisi gibi görünmediği sonucuna varıldı.
Kovid-19 sonrası salgın hazırlıkları
Kovid-19 deneyimi, tehdidin erken fark edilmesinin yanı sıra aşı, ilaç ve testlere hakkaniyetli erişimin ve ülkeler arasında bağlayıcı işbirliğinin önemini ortaya koydu. Salgın sonrasında Dünya Sağlık Örgütü ve üye ülkeler, salgın hazırlık planlarını yeniden değerlendirmeye başladı.
Uluslararası Sağlık Tüzüğü’nde yapılan ve Eylül 2025’te yürürlüğe giren değişikliklerle, "uluslararası önemi olan halk sağlığı acil durumu"nun üst basamağı olarak "salgın acil durumu" kavramı tanımlandı. Ülkelerden, tüzüğün uygulanmasını koordine edecek ulusal birimler belirlemeleri istendi.
Salgın sırasında aşıya erişimde ülkeler arasında büyük eşitsizlikler yaşandı. Mayıs 2025’te kabul edilen DSÖ Pandemi Anlaşması, anlaşmaya katılan üreticilerin salgın döneminde ürettikleri aşı ve ilaçların yüzde 20’sini, en az yarısı bağış olmak üzere, Dünya Sağlık Örgütüne ayırmasını öngördü.
Anlaşma görüşmelerinde, yeni ve riskli bir etkenle karşılaşan ülkelerin durumu hızlı biçimde Dünya Sağlık Örgütü ve diğer ülkelerle paylaşması, bilgi sağlayan ülkenin geliştirilecek aşı ve ilaçlardan adil biçimde yararlanması da ele alındı. Ancak bu konuda uzlaşı sağlanamadığı için anlaşma imzaya açılamadı.
Türkiye’nin salgın deneyiminden çıkan başlıklar
Türkiye’de filyasyon organizasyonu, yerli test kitlerinin hızlı üretimi ve kısa sürede PCR tanı ile gen dizileme kapasitesinin kurulması, salgın dönemindeki güçlü yönler arasında gösterildi. Dünya Bankasından sağlanan 250 milyon dolarlık krediyle yerli aşı üretimi, erken uyarı ve laboratuvar altyapısının geliştirilmesi hedeflendi.
Pandemi Fonu destekli bir projeyle de insan, hayvan ve çevre sağlığının izlenmesi ve değerlendirilmesine yönelik kapasitenin bütünleştirilmesi amaçlandı. Salgın hazırlığında uluslararası düzenlemelerin yanı sıra bu düzenlemelerin ülke yasalarına, topluma ve sağlık hizmeti sunanlara kadar her düzeyde uygulanması gerektiği vurgulandı.
Bir sonraki salgın için sorumluluklar
Toplumların salgın tehdidi karşısında doğru bilgiyi sosyal medya iddiaları yerine resmi kaynaklardan takip etmesi gerekiyor. Hekimlerin, nedeni açıklanamayan vakalarda seyahat ve meslek öyküsünü sorgulaması ve şüpheli durumları vakit kaybetmeden bildirmesi önem taşıyor.
Karar vericiler açısından ise erken uyarı ve sürveyans sistemlerinin güçlendirilmesi, yüksek riskli laboratuvarlarda biyogüvenlik denetimlerinin tavizsiz uygulanması, ulusal salgın planlarının tatbikatlarla sınanması ve uluslararası bilgi paylaşımı yükümlülüklerine uyulması öne çıkıyor.
İrkutsk’taki olay, mevcut kanıtlar ışığında yeni bir salgının başlangıcı olarak değerlendirilmiyor. Ancak olay, küresel sağlık güvenliğinde erken, eksiksiz ve şeffaf bilgi paylaşımının önemini yeniden ortaya koydu.