Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erhan Akkaş’ın değerlendirmesine göre İran, Ermenistan ve Gürcistan üzerinden Karadeniz’e, oradan da Avrupa’ya ulaşabilecek alternatif bir ticaret bağlantısı geliştirmeye çalışıyor. Bu arayış, Türkiye’nin lojistik konumunu kısa vadede sarsacak ölçekte güçlü bir alternatiften çok, İran’ın ulaşım seçeneklerini çeşitlendirme girişimi olarak öne çıkıyor.
Kuzey-Güney Koridoru’nda çalışmalar sürüyor
İran’ın Ermenistan güzergâhındaki girişiminin ana unsurlarından birini Kuzey-Güney Karayolu Koridoru oluşturuyor. İran sınırından başlayarak Ermenistan üzerinden kuzeye uzanan koridorun Gürcistan üzerinden Karadeniz’e bağlanması ve İran’ın farklı ticaret güzergâhlarına erişimini artırması hedefleniyor.
Koridorun güneyindeki 32 kilometrelik Kajaran-Agarak kesiminde iki tünel ve 15 köprüyü kapsayan inşaat çalışmaları yürütülüyor. Şubat 2026 itibarıyla bu bölümdeki fiziki gerçekleşmenin yüzde 40’ın üzerine çıktığı, Ermenistan makamlarının ise kesimin 2027 yılı içinde tamamlanmasını öngördüğü aktarılıyor.
İran ile Ermenistan arasındaki Aras Nehri üzerinde ikinci bir köprü inşa edilmesi girişimi de Ağustos 2026’da yeniden gündeme geldi. Bu bağlantının hayata geçirilmesi, iki ülke arasındaki kara yolu ulaşımının güçlendirilmesi açısından önem taşıyor.
Demiryolu ve kapasite sorunları bulunuyor
İran’ın Karadeniz’e uzanan hattının mevcut ulaşım ağlarıyla aynı ölçekte bir seçenek haline gelmesinin önünde altyapı sorunları bulunuyor. İran ile Ermenistan arasında doğrudan demiryolu bağlantısının olmaması ve taşımacılığın büyük ölçüde kara yoluna dayanması, hattın kapasitesini ve ulaşım hızını sınırlayan başlıca unsurlar arasında gösteriliyor.
Ermenistan’daki bazı kara yolu kesimlerinde kapasite ve fiziki koşulların geliştirilmesine ihtiyaç duyuluyor. Demiryolu bağlantısının kurulması ile kara yolu altyapısının iyileştirilmesi, hattın daha yüksek taşıma kapasitesine ve daha hızlı ulaşım imkânına kavuşması için belirleyici görülüyor.
İran ulaşım seçeneklerini çeşitlendirmeye çalışıyor
Avrasya’daki ulaşım ağlarının güvenliği ve sürekliliği, Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında daha fazla önem kazandı. Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeler de ticaret ve enerji akışlarının belirli geçiş noktalarına bağlı olduğunu ortaya koyarken, İran’ın farklı yönlere uzanan bağlantılara sahip olma arayışını güçlendirdi.
Bu çerçevede İran’ın Ermenistan üzerinden Karadeniz’e açılma girişimi yalnızca Türkiye ile rekabet üzerinden değerlendirilmiyor. Girişim, mevcut bağlantılara alternatif oluşturma ve İran’ın ticaret güzergâhlarını çeşitlendirme çabası olarak ele alınıyor.
Zengezur Koridoru ve İran’ın güvenlik yaklaşımı
İran, Trump tarafından Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Rotası olarak da adlandırılan TRIPP konusunda Ermenistan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne vurgu yapıyor. Tahran ayrıca projenin İran’a karşı güvenlik amacıyla kullanılmaması gerektiğine ilişkin kaygılarını dile getiriyor.
Ermenistan tarafı ise TRIPP’in İran açısından ekonomik fırsatlar yaratabileceğini savunuyor. Bu yaklaşım farklılığı, İran’ın yeni ulaşım bağlantılarını ekonomik getirilerinin yanı sıra güvenlik boyutuna göre de değerlendirdiğini gösteriyor.
Kalkınma Yolu ile karşılaştırma
Basra Körfezi ile Avrupa arasında bağlantı kurması planlanan Kalkınma Yolu Projesi, Büyük Faw Limanı’ndan başlayarak Irak üzerinden Türkiye sınırına uzanacak yaklaşık 1. 200 kilometrelik kara ve demiryolu ağını kapsıyor. Projenin yaklaşık 17 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilmesi öngörülüyor.
Kalkınma Yolu bütünleşik bir kara ve demiryolu ağı üzerine kurulurken, İran’ın Karadeniz bağlantısı Ermenistan ve Gürcistan üzerinden kara ulaşımının yanı sıra Karadeniz’de deniz taşımacılığını da içeriyor. Basra Körfezi-Karadeniz Koridoru’nun İran, Ermenistan, Gürcistan ve Avrupa’daki bağlantıları bir araya getiren çok modlu bir yapı olarak tasarlanması, iki girişim arasındaki temel farklardan birini oluşturuyor.
Bu farklılıklar nedeniyle İran’ın Karadeniz bağlantısının kısa vadede maliyet, hız ve taşıma kapasitesi bakımından Kalkınma Yolu ile aynı ölçekte rekabet oluşturmasının güç olduğu değerlendiriliyor. Buna karşılık söz konusu hat, İran’ın farklı ticaret yönlerine erişimini artırabilecek stratejik bir seçenek olarak öne çıkıyor.
Rekabet bağlantılar arasında şekilleniyor
İran’ın Ermenistan ve Gürcistan üzerinden Karadeniz’e ulaşma arayışının, Türkiye’nin mevcut lojistik konumunu kısa vadede değiştirecek ölçekte bir alternatif haline gelmediği değerlendiriliyor. Bölgesel ulaştırma rekabetinin tek tek koridorların kapasitesinden çok, farklı bağlantıların birbirine nasıl bağlandığı üzerinden şekilleneceği belirtiliyor.
Bu yaklaşım, Türkiye açısından gelişmenin doğrudan bir tehditten çok lojistik kapasitenin ve uluslararası bağlantıların çeşitlendirilmesi gerektiğine işaret ettiğini ortaya koyuyor. Türkiye’nin avantajını korumasında demiryolları, limanlar, sınır geçişleri ve farklı uluslararası koridorları birbirine bağlayan bütünleşik bir lojistik ağın etkili olacağı değerlendiriliyor.