Kolombiya Cumhurbaşkanı Abelardo de la Espriella, göreve başlamasından günler sonra İsrail’le ilişkileri yeniden geliştirmek için bir dizi adım attı. De la Espriella, işgal altındaki Suriye toprağı Golan Tepeleri’nde İsrail egemenliğini tanıdı.
Bu kararla Kolombiya, Golan Tepeleri üzerindeki İsrail egemenliğini tanıyan ABD’den sonra ikinci ülke oldu. Uzmanlar, kararın uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına ve BM Şartı’na aykırı olduğu değerlendirmesinde bulundu.
Kudüs büyükelçiliği yeniden açılacak
De la Espriella, seçim kampanyasında verdiği sözü yerine getirerek Kolombiya’nın Kudüs’teki büyükelçiliğini yeniden açacağını video mesajıyla duyurdu. İsrail, Kudüs’ü başkenti kabul ediyor ancak kentin statüsü ihtilaflı ve ülkelerin çoğu Kudüs’ün tamamı üzerindeki İsrail egemenliğini tanımıyor.
Kolombiya yönetimi ayrıca, eski Cumhurbaşkanı Gustavo Petro’nun Ekim 2023’te Filistin’de büyükelçilik açmak için başlattığı ayrı planı dondurdu. Yönetim, bu temsilciliğin hiçbir zaman faaliyete geçmediğini açıkladı.
Kolombiya, Ağustos 2018’de Filistin’i özgür, bağımsız ve egemen bir devlet olarak tanımıştı. Bu adım, Batılı ülkelerin 2024’te İspanya, İrlanda ve Norveç’le başlayan, 2025’te Fransa ve Birleşik Krallık’la devam eden yeni tanıma dalgasından önce geldi.
Ekonomik ve diplomatik iş birliği genişletiliyor
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Golan Tepeleri kararını video mesajıyla memnuniyetle karşıladı ve De la Espriella’ya teşekkür etti. Bogota yönetimi Tania Gilinski’yi İsrail büyükelçisi olarak atarken İsrail de Vivian Aisen’i Kolombiya temsilcisi olarak görevlendirdi.
İki ülke, vatandaşları için karşılıklı vize muafiyetini 1 Eylül’den itibaren uygulama konusunda anlaştı. Ayrıca Kolombiya-İsrail İki Uluslu Ekonomik Komisyonu kuruldu ve Kolombiyalı bir heyetin ekim ayında İsrail’i ziyaret etmesi planlandı.
Bogota, Petro döneminde durdurulan kömür ihracatını İsrail’e yeniden başlatma yönünde de adım attı. De la Espriella hükümeti, Kolombiya’nın Gazze’deki soykırım davasıyla bağlantılı olarak Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’ndaki başvurusuna yaptığı önceki müdahaleden çekilme sürecini de başlattı.
Uzmanlar ABD ile yakınlaşmaya işaret ediyor
Eski Kolombiya BM temsilcisi ve büyükelçi Arlene Beth Tickner, politika değişikliğinin temel amacının İsrail’den çok ABD hükümetine bağlılık ve yakınlık göstermek olduğunu söyledi. Uluslararası Kriz Grubu’nun Kolombiya uzmanı Glaeldys Gonzalez ise değişimin tamamen bir dönüş olarak tanımlanmasının tabloyu abartabileceğini belirtti.
Gonzalez’e göre De la Espriella’nın yaklaşımında, liderin "Yahudi-Hristiyan değerleri" savunusuna dayanan ideolojik yakınlığı ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadeleye odaklanan güvenlik gündemi etkili oluyor. İsrail ve ABD, silahlı gruplara ve uyuşturucu çetelerine karşı yürütülen askeri mücadelede ortak olarak görülüyor.
Gonzalez, yeniden canlanan ilişkilerde askeri ekipman ve güvenlik teknolojilerinin, özellikle silahlı ve suç örgütlerinin artan insansız hava aracı kullanımına karşı hava savunma sistemleri ile yapay zekâ uygulamalarının öne çıkabileceğini ifade etti. Golan Tepeleri’nin tanınmasını da Kolombiya’nın Washington’ın dış politika çizgisiyle daha geniş kapsamlı uyumunun bir parçası olarak değerlendirdi.
Chatham House uzmanı Mariano Aguirre Ernst, kararın hızının Trump yönetimiyle uyuma işaret ettiğini ve Kolombiya’daki muhafazakâr siyasi çevrelere, özel sektöre ve orduya mesaj verdiğini söyledi. Ernst, gelişmeyi Petro döneminde karmaşıklaşan siyasi, ticari, askeri ve istihbarat bağlarının yeniden kurulması olarak niteledi.
İsrail açısından meşruiyet ve ekonomik çıkar
İbrani Üniversitesi öğretim üyesi Daniel Wajner, başka bir ülkenin İsrail egemenliğini tanımasının yalnızca sembolik değil, pratik bir ağırlık da taşıdığını belirtti. Wajner, Kolombiya’nın Washington’a yakınlaşma arayışında Tel Aviv’i bir köprü olarak gördüğünü ve bu yaklaşımın 2000’li yıllarda Álvaro Uribe dönemindeki çizgiyi hatırlattığını söyledi.
Wajner ayrıca İsrail yönetiminin, eleştiriler, boykotlar ve yaptırımlarla karşı karşıya olduğu dönemde dünya ülkeleriyle ilişkilerini sürdürebildiğini göstermek istediğini ifade etti. Tickner de İsrail’le ilişkilerin Gazze ve işgal altındaki topraklardaki uygulamaların yol açtığı itibar kaybını dengeleme amacı taşıyabileceğini savundu.
Uzmanlar, İsrail’in Latin Amerika stratejisinin askeri iş birliği, istihbarat ve siber güvenlik teknolojilerinin satışıyla uzun yıllara dayandığını belirtti. Bu iş birliğinin geçmişte Kolombiya güvenlik güçlerinin FARC ve ELN gibi solcu gerilla gruplarıyla mücadelesinde kullanılan desteği de kapsadığı aktarıldı.
Karara yönelik eleştiriler
Golan Tepeleri kararının açık bir uluslararası hukuk ihlali olduğunu söyleyen Tickner, adımın De la Espriella’nın aradığı itibar kazanımının aksine Kolombiya ve Kolombiya’nın çıkarları açısından ciddi zarar doğurabileceği uyarısında bulundu. Tickner, genişleyen güvenlik iş birliğinin Kolombiya’yı İsrail’in de dahil olduğu ABD ortak operasyonlarına çekebileceğini ve bölgedeki ABD-İsrail askeri varlığını artırabileceğini belirtti.
Kararın açıklandığı gün Kolombiya’da 7,4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremde yüzlerce kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi yaralandı; uzmanlar, bu gelişmenin kamuoyunun dikkatini dış politikadan kurtarma çalışmalarına yönelttiğini değerlendirdi.
Ernst, De la Espriella’nın yaklaşımını ABD ve Avrupa’daki aşırı sağ hükümetlerin kullandığı daha geniş bir siyasi çizginin parçası olarak yorumladı. Gonzalez ve Ernst, Kolombiya ile İsrail arasındaki ilişkilerin geleneksel seyrine dönmesini beklerken Ernst, Petro’nun kopuşunu gelecekte ülke yeniden sola yönelmediği sürece tekrarlanması beklenmeyen bir istisna olarak nitelendirdi.