Küresel tahvil piyasalarında yüksek enflasyon, faiz artışı beklentileri ve kronik borç yükleri nedeniyle geniş çaplı satış yaşanıyor. Tahvil getirilerindeki yükseliş, hanehalkları ve şirketlerin finansman maliyetlerini artırırken kamu maliyesi üzerindeki baskıyı da güçlendiriyor.
ABD ekonomisi ikinci çeyrekte beklentilerin üzerinde büyüdü. Kişisel gelir ve tüketim harcamalarına ilişkin göstergeler ise enflasyonun ABD Merkez Bankasının yüzde 2'lik hedefinin oldukça üzerinde kaldığını ortaya koydu.
Güçlü ekonomik veriler ve tüketici harcamaları, ABD'nin 10 yıllık Hazine tahvili getirisini yukarı taşıdı. Para politikasında daha fazla sıkılaşma beklentisi küresel hisse senedi piyasalarında sert satışlara da neden oldu.
Tahvil getirilerinde tarihi yükseliş
Küresel borçlanma maliyetlerinin temel göstergesi yüzde 5,34'e ulaşarak 2002'den bu yana görülmeyen seviyeye çıktı. ABD Hazine tahvillerinin tüm vadelerindeki getiriler üçüncü çeyrekte yaklaşık 90 baz puan yükseldi; bu, yüzyılın en büyük çeyreklik artışı oldu.
Yatırımcıların tahvil satışlarını sürdürmesinde, ABD Merkez Bankasının ekim sonunda politika faizini artırabileceği beklentisi etkili oldu. Ekonomistler, ABD ekonomisinde aşırı ısınma işaretlerine dikkat çekerken piyasalar, açıklanması beklenen eylül ayı istihdam raporunda işsizlik oranının yüzde 4,1 seviyesinde kalmasını öngörüyor.

Tahvil getirilerindeki yükseliş, 30 yıllık mortgage faizini 2025'in başından bu yana ilk kez yüzde 7'nin üzerine taşıdı. Bu gelişme, konut finansmanı maliyetlerinin de arttığını gösterdi.
Artan borç yükü ve yapay zeka yatırımları
Uluslararası Finans Enstitüsünün hesaplamalarına göre büyük ekonomilerde faiz ödemeleri, küresel yapay zeka, savunma ve temiz enerji yatırımlarını geride bıraktı. ABD'nin toplam borç yükü 40 trilyon doların üzerine çıkarken Almanya hariç G7 ülkelerinde borcun gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 100 veya üzerinde bulunuyor.
Yapay zeka yatırımlarındaki hızlı artış da borç yükünün yapısal unsurlarından biri haline geldi. En büyük beş yapay zeka teknoloji şirketi, veri merkezi yatırımlarını finanse etmek için bu yıl 220 milyar dolarlık tahvil ihraç etti. Artan borçlanma ihtiyacı, faiz oranları üzerindeki yukarı yönlü baskıyı güçlendirdi.
Tahvil getirilerindeki yükseliş ABD ile sınırlı kalmadı. İngiltere'nin 30 yıllık tahvil getirisi 1998'den bu yana ilk kez yüzde 6'yı aşarken Fransa'nın 10 yıllık tahvil getirisi 2002'den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Japonya'da da tahvil getirileri birkaç on yılın en yüksek seviyelerini gördü.

Petrol fiyatları ve Avrupa piyasaları
ABD ile İran arasındaki gerilim petrol fiyatlarını yukarı taşırken enflasyon ve faiz oranları üzerindeki baskıyı artırdı. Analist Tim Waterer, petrol fiyatlarında belirgin bir düşüş yaşanmadığı veya ABD ile İran arasındaki sorun çözülmediği sürece tahvil getirilerinin yüksek kalacağını söyledi; makroekonomik baskının Avrupa'nın kırılganlığını artırdığını belirtti.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise bu sorunların Amerikan ekonomisinin genel gücünü gölgelememesi gerektiğini ifade etti. Hazine Bakanlığının uzun vadeli tahvil geri alım operasyonlarının büyüklüğünü en az iki katına çıkarma kararı piyasa likiditesini destekledi ancak tahvil piyasasındaki baskıyı sona erdirmeye yetmedi.
Uzmanlar, yüksek faiz talep eden yatırımcılar karşısında hükümetlerin mali disiplin uygulaması ve aşırı harcamaları azaltması gerektiğini belirtiyor. Petrol fiyatlarında olası bir düşüş kısa vadeli rahatlama sağlayabilirken uzun vadeli borçlanma maliyetlerinin kalıcı olarak düşürülmesi için kamu borçlarının azaltılması gerektiği değerlendiriliyor.
Tahvil piyasalarındaki dalgalanma avro bölgesi ve döviz piyasaları üzerinde de baskı oluşturdu. ING Group döviz stratejisti Francesco Pesole, Fransa'nın bütçe açıklamasının yapısal açıkları gidermekte yetersiz kalmasının ardından Fransa ile Almanya'nın 10 yıllık tahvil getirileri arasındaki farkın 130 baz puana çıktığını söyledi.
Pesole, bu farkın 150 baz puana kadar genişleyebileceği uyarısında bulundu. Tahvil piyasasındaki oynaklık avro üzerinde aşağı yönlü baskı oluştururken avro-dolar kurunun getiriler arasındaki farkın genişlemesi halinde 1,110 seviyesine gerileyebileceği belirtildi.