Gazze’ye sembolik yardım ulaştırmak için yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na müdahale eden İsrail güçlerinin, gözaltına alınan uluslararası aktivistlere kötü muamele ettiği iddiaları dünya genelinde yeni bir diplomatik baskı dalgası yarattı. Cinsel saldırı, darp ve aşağılamaya ilişkin anlatımlar, çok sayıda ülkenin vatandaşları hakkında gelen şikâyetlerle birlikte gündemin merkezine taşındı.
Filo organizatörlerine göre, yaklaşık 420 kişinin gözaltına alındığı operasyonda en az 67 kişi gözaltı sürecinin ardından hastaneye kaldırıldı, bunlardan 12’si ise nihayetinde hastanede tedavi altına alındı. Organizatörler, katılımcıların yakın mesafeden plastik mermiyle vurulduklarını, yüz ve üst vücutlarına elektroşok uygulandığını ve grupların içine ses bombası atıldığını anlattıklarını aktardı.
İddialar bununla da sınırlı kalmadı. Gözaltındaki bazı kişilerin saatlerce stres pozisyonunda tutulduğu, kadınların başörtülerinin zorla çıkarıldığı ve aşağılayıcı çıplak arama, cinsel içerikli taciz, bedenin mahrem bölgelerine dönük temas ve birden fazla tecavüz vakası yaşandığı öne sürüldü. Organizatörler, anal tecavüz ve silah kullanılarak zorla penetrasyon iddialarının da dile getirildiğini söyledi.
Filo üyeleri arasında kırık kemikleri olanlar da bulundu. Organizatörlerin açıklamasına göre kaptan Arno Meys’in akciğerinde delik oluştu ve bu nedenle en az bir ay boyunca uçamayacağı belirtildi. Bir başka katılımcının ayağının, bir diğerinin ise bacağının kırıldığı; aynı hastanın iç kanama ve kalp ritim bozukluğu şüphesiyle de izlendiği ifade edildi.
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, geçen hafta Fransız vatandaşlarına yönelik "cinsel şiddet, soğuğa maruz bırakma, darp ve tekrarlanan aşağılamalar" yönünde raporlar aldığını söyledi. Bakan, bunların cezai suç kapsamına girebilecek nitelikte olduğunu belirtti. Fransa ayrıca, gözaltındaki vatandaşlarına yönelik muamelenin soruşturulması için savcılığın devreye girmesini istedi.
İtalya, Almanya, Belçika, Yunanistan, İspanya, İrlanda ve Hollanda da aralarında olmak üzere çok sayıda ülke, gözaltındaki kendi vatandaşlarına ilişkin şikâyetleri gündeme taşıdı. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, görüntüler ortaya çıktıktan sonra, elleri arkadan bağlanmış halde diz çöktürülen bazı kişilere yönelik muamelenin insan onuruyla bağdaşmadığını söyledi.
İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares ise İsrail’in maslahatgüzarını çağırdıklarını duyurarak, filo üyelerine yönelik muameleyi "dehşet verici" olarak niteledi. Başbakan Binyamin Netanyahu ise koalisyonunun dayanaklarından biri olan aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in tutumunu İsrail’in değerleri ve normlarıyla bağdaşmaz bulduğunu söyledi.
Ben-Gvir’in, elleri bağlı halde tutulan filo üyeleriyle alay ettiği görüntüler de tepkileri büyüttü. Görüntüde bazı aktivistlerin başları yere değecek şekilde diz çöktürüldüğü, bir kişinin ise "Filistin’e özgürlük" diye bağırmasının ardından güvenlik görevlisi tarafından yere itildiği görüldü.
İsrail Savunma Kuvvetleri ise askerlerin kötü muamelede bulunduğu iddialarını reddetti. Ordudan yapılan açıklamada, filonun Gazze’ye yönelik "deniz güvenlik ablukasını" ihlal etmeye çalıştığı, müdahale edilen gemilerdeki katılımcılara saygılı ve uygun davranılmasını öngören açık prosedürler bulunduğu vurgulandı. İsrail Cezaevi Servisi de cinsel istismar dahil tüm kötü muamele iddialarını kesin dille reddetti.
Filo organizatörleri, gözaltına alınan yabancı uyrukluların tamamının serbest bırakıldığını bildirdi. Öte yandan, uzmanlar ve insan hakları çevreleri, bu tartışmanın yalnızca filo katılımcılarıyla sınırlı kalmadığını, İsrail’in farklı gözaltı merkezlerindeki uygulamalarına dair daha geniş bir soru işaretini yeniden görünür kıldığını belirtiyor.
Birleşmiş Milletler’in geçen hafta yayımladığı rapor da tartışmayı daha da büyüttü. Raporda İsrail ve Rusya, çatışma ortamında cinsel şiddet uyguladığı iddia edilen aktörlerin yer aldığı kara listeye eklendi; ayrıca geçen yıl "olası gelecek listelenme" için uyarıldıkları aktarıldı. Aynı raporda Hamas da daha önce bu listeye alınmıştı.
BM raporuna göre, 2023-2025 döneminde Gazze Şeridi ve işgal altındaki Batı Şeria’dan en az 31 Filistinli kadın, erkek ve çocuğa yönelik cinsel istismar doğrulandı. Rapor, tecavüz, nesneyle tecavüz, toplu tecavüz girişimi, cinsel organlara fiziksel şiddet, genital bölgelere hedefli ateş, çıplak arama, vücut içi arama, zorla çıplak bırakma ve tecavüz tehdidi gibi ihlalleri sıraladı.
Raporda ayrıca, İsrail ordusunun Mart ayında bir Filistinli tutukluya toplu tecavüzle suçlanan beş askere yönelik suçlamaları düşürdüğü hatırlatıldı. İsrail medyasında yayımlanan görüntülerde, Sde Teiman askeri üssü ve gözaltı merkezindeki bir tutuklunun enstrümanlarla çevrili bir alana götürüldüğü, daha sonra sendeleyerek ilerlediği görülmüştü.
Bu vakaya ilişkin iddianamede, askerlerin tutukluya bıçakla anal saldırıda bulunduğu ve ciddi iç yaralanmalara yol açtığı öne sürülmüştü. Olayın 5 Temmuz 2024’te meydana geldiği belirtildi. Eski ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, video yayımlandığında insan hakları ihlali iddialarını "dehşet verici" sözleriyle değerlendirmişti.
İsrail’in Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Danny Danon ise BM Genel Sekreteri António Guterres’in ofisiyle ilişkileri kestiklerini söyledi, cinsel şiddet iddialarını reddetti ve Guterres’i antisemitik yalanlar yaymakla suçladı. BM raporu ise doğrulanan vakaların, İsrail’in gözaltı alanlarına erişimin sınırlı olması nedeniyle, görülen tablonun tamamını yansıtmaktan uzak olabileceğini belirtti.
İnsan hakları örgütü HaMoked’e göre mayıs ayında İsrail hapishanelerinde 9 bin 300’den fazla kişi bulunuyordu. Bunların 3 bin 300’den fazlasının, yargılanmadan ya da olağan hukuki süreçler işletilmeden, çoğu zaman gizli delillere dayanarak süresiz tutulduğu eleştirilerine konu olan idari gözaltı altında olduğu aktarıldı.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi de 7 Ekim 2023’ten bu yana Filistinli tutukluları ziyaret etmesine izin verilmediğini söylemişti. Bu durumun, İsrail Yüksek Mahkemesi’nin bu hafta Kızılhaç’ın Filistinli mahkûmları ziyaret edebilmesinin önünü açan kararının ardından değişebileceği belirtildi.
Uzmanlar, küresel ölçekte İsrail’in tutuklu muamelesine ilişkin incelemenin arttığını ancak henüz ciddi bir uluslararası yaptırım adımı atılmadığını söylüyor. Uluslararası savaş suçları alanında çalışan Stephen J. Rapp, bu sürecin ilk sorumluluğunun İsrail’in kendisinde olduğunu, iddiaların tam olarak araştırılıp yargı önüne taşınması gerektiğini vurguladı.