Avrupa Birliği enerji bakanları, Orta Doğu’daki kesintilerin uzaması ve yaz seyahat sezonunun başlamasıyla birlikte jet yakıtı stoklarını koordineli biçimde devreye almayı değerlendiriyor. 26 Haziran’daki bakanlar toplantısı öncesi hazırlanan bir AB Konseyi brifingi, bu ürünün şu anda enerji piyasasında en açıkta kalan kalem haline geldiğini ortaya koyuyor.
Brifinge göre ham petrol ve doğal gaz piyasalarında şimdiye kadar büyük bir fiziksel kıtlık oluşmadı. Buna karşın, Hürmüz Boğazı’ndan geçen sevkiyatların aylardır aksaması havacılık yakıtını doğrudan baskı altına soktu ve yaz aylarında talep arttıkça riskin büyümesi bekleniyor.
Jet yakıtı için kısa vadeli risk büyüyor
AB düzeyindeki değerlendirmede, ticari arzın yıl bitmeden yetersiz kalması halinde stratejik rezervlerden, özellikle de jet yakıtı stoklarından ortak bir tahliye seçeneği masada tutuluyor. Brifingde, yaz talebinin mevsimsel zirveye yöneldiği bir dönemde bu ihtimalin "gerçek ve yakın vadeli" bir risk olduğu vurgulanıyor.
Hürmüz Boğazı’nın kapanması, dünyanın en önemli enerji geçiş noktalarından biri üzerinden tanker trafiğini ciddi biçimde azalttı. Bu durum Orta Doğu petrol ihracatının önemli bir bölümünü kesintiye uğrattı ve küresel piyasalarda dalgalanma yarattı.
Uluslararası Enerji Ajansı, ortaya çıkan açığı dengelemek için 11 Mart’ta 400 milyon varillik petrol salımını koordine etti. Ajansın Avrupa’ya yönelik acil katkılarında ise rafine ürünlerin, özellikle de jet yakıtının, bölgesel kıtlık nedeniyle önceliklendirildiği belirtildi.
Fiyat baskısı en çok rafine ürünlerde hissedildi
Petrol fiyatları çatışmanın ilk dönemindeki zirvelerden geri çekilmiş olsa da rafine ürünler üzerindeki baskı sürüyor. Brifinge göre jet yakıtı, bu dönemde ham petrolden çok daha sert yükseldi ve bazı bölgesel piyasalarda fiyatlar kriz sırasındaki en yoğun aşamada yaklaşık iki katına çıktı.
Piyasa istihbarat şirketi Kpler’den enerji analisti George Shaw, Avrupa rafinerilerinde jet yakıtı üretimini artırmaya yönelik belirgin bir yönelim bulunduğunu söyledi. Avrupa Birliği’nin rafineri kapasitesi ve üretiminin büyük bölümü Almanya, İtalya, İspanya ve Hollanda’da yoğunlaşıyor.
Shaw ayrıca ABD’den yapılan ithalatın artmasının beklendiğini, Nijerya’nın da Avrupa için önemli bir tedarikçi olduğunu aktardı. Orta Doğu’dan ise daha küçük miktarlarda yakıt geldiği ifade edildi.
Shaw, yaz aylarının ilerleyen dönemlerinde, özellikle ağustos ve eylülde tüketim arttığında arzın daha fazla zorlanacağını söyledi. Bu değerlendirme, kısa vadeli rahatlamaya rağmen piyasanın mevsimsel baskıya açık kaldığını gösteriyor.
Havacılık sektörü kurallarda geçici değişiklik istiyor
Avrupa Havalimanları sektörel birliği ACI Europe, 10 Nisan’da Avrupa Komisyonu’na gönderdiği mektupta Hürmüz Boğazı’nın üç hafta içinde açılmaması halinde AB için "sistemik" bir jet yakıtı açığının gerçeğe dönüşeceği uyarısında bulundu. Bu kaygılar, daha sonra Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol tarafından da dile getirildi.
Öte yandan bazı havayolları daha temkinli bir tablo çizdi. Air Canada ve Lufthansa, yaz boyunca kitlesel uçuş iptali beklemediklerini ve jet yakıtı sıkıntısı konusunda endişeli olmadıklarını açıkladı.
Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği de kısa vadede acil yakıt arzı sorunu beklemediğini, ancak genel piyasa dinamiklerinin yapısal kırılganlıkları ortaya koyduğunu bildirdi. Birlik, havayollarının ekstra yakıt taşımasını maliyet nedeniyle sınırlayan AB’nin "anti-tankering" kurallarının geçici olarak askıya alınmasını istedi.
Birlik temsilcisi, tedarikçilerin ve havayollarının yakıt stoklarını en çok ihtiyaç duyulan yerlere yoğunlaştırabilmesinin gerekliliğine dikkat çekti. Buna göre bu adım, binlerce ayrı istisna başvurusunun yarattığı idari yükü de hafifletebilir.
Brüksel ortak müdahale hazırlığında
AB enerji bakanları şimdiye kadar yaygın bir kıtlıkla karşılaşılmadığını kabul ediyor, ancak talep arttıkça riskin büyüdüğünü de görüyor. Kriz öncesi yüksek stok seviyeleri, ABD ve Nijerya’dan artan ithalat ile bazı sektörlerde zayıf talep bugüne kadar tüketiciye yansıyan ciddi bir kesintiyi önledi.
Brüksel’deki tartışma artık enerji güvenliği başlığı altında daha geniş bir çerçeveye taşınmış durumda. Brifinge göre Avrupa Komisyonu, üye ülkeler arasında adil dağıtım sağlamak için talep yönetimi ve stratejik rezervlerin koordineli serbest bırakılmasına ilişkin resmi öneriler hazırlıyor.
Komisyonun, tek pazarın parçalanmaması için hükümetleri tek taraflı müdahalelerden kaçınmaları konusunda da uyardığı belirtiliyor. Bu uyarı, her ülkenin kendi stoklarını ayrı ayrı devreye sokması halinde oluşabilecek dengesizlik riskine işaret ediyor.
Enerji analistleri, en iyimser senaryoda bile toparlanmanın hızlı olmayacağını değerlendiriyor. Körfez’de rafineri faaliyetlerinin yeniden normale dönmesinin aylar sürebileceği, AB’ye yapılacak ürün sevkiyatlarının ise yeniden başlamadan sonra bile 30 ila 40 gün daha yolda olacağı hesaplanıyor.
Bu nedenle, sevkiyatlar ne zaman yeniden açılsa da yaz boyunca yakıt piyasasında gerilimin sürmesi bekleniyor. AB’nin önündeki temel soru ise arz sıkışıklığı derinleşmeden önce ortak bir stok yönetimi mekanizmasının devreye girip girmeyeceği.