İsrail’in çok cepheli savaşının maliyeti ağırlaşırken, savunma harcamaları bütçenin üzerine daha fazla yük bindiriyor. Hükümetin savaş döneminde artırdığı borçlanma, kamu maliyesi üzerindeki baskıyı derinleştirirken eğitim ve sağlık harcamalarında kesinti endişelerini de büyütüyor.
Savaş faturası 405 milyar şekele çıktı
İsrail Merkez Bankası Başkanı Amir Yaron, 7 Ekim 2023 sonrasında başlayan ve birbirine bağlı bölgesel çatışmalara yayılan savaşın toplam maliyetinin nisan sonu itibarıyla 405 milyar şekele, yani yaklaşık 138 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Yaron, bu rakamın gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 17’sinden fazla olduğunu söyledi.
Maliye Bakanlığı da İran’a karşı yürütülen askeri kampanyanın devlete ek 35 milyar şekele mal olduğunu hesapladı. Bu tutar, ateşkesin 8 Nisan’da yürürlüğe girmesine kadar oluşan ilk maliyet olarak paylaşıldı.
Savunma bütçesi iki kattan fazla büyüdü
Mart sonunda kabul edilen 2026 bütçesinin ardından hükümet, savunma bakanlığının bütçesinin Ekim 2023’ten bu yana iki katından fazla arttığını duyurdu. Aynı dönemde savaş çabasını finanse etmek için hükümetin 2024 ve 2025’te uluslararası piyasalarda yoğun biçimde borçlandığı belirtildi.
Hazine verilerine göre kamu borcunun milli gelire oranı yüzde 69’un üzerine çıktı. Savaş öncesinde bu oran yüzde 60 civarındaydı. Vergiler ve sosyal güvenlik katkılarındaki artış da kamu üzerindeki yükü büyüttü.
Ekonomide ikinci maliyet: büyüme ve gelir kaybı
Hebrew Üniversitesi’nden ekonomi profesörü Esteban Klor, İsraillilerin savaşı iki kez ödediğini söyledi. Klor’a göre ilk maliyet, sosyal harcamaların ve kamu hizmetlerine yapılan yatırımların geniş çaplı bütçe kesintileriyle düşmesi; ikinci maliyet ise ekonomik büyümenin zarar görmesi.
Klor, eğitim kalitesinin, altyapının ve sağlık sisteminin bu baskıdan olumsuz etkileneceğini ifade etti. Ekonomide savaşın ilk şokunun bir ölçüde atlatılmasına rağmen, 2026’nın ilk çeyreğinde yıllıklandırılmış bazda yüzde 3,3 daralma yaşandığı da kaydedildi.
Seferberlik üretimi etkiliyor, gelirler geriliyor
2023 Ekim’inden bu yana on binlerce yedek askerin sürekli seferber halde tutulması da üretim tarafında baskı oluşturuyor. Klor, çalışanların önemli bir bölümünün iş yerinde değil orduda bulunmasının üretimi zayıflattığını anlattı.
İsrail Demokrasi Enstitüsü’nün 1 Haziran’da yayımladığı ankete göre katılımcıların yüzde 31’i 7 Ekim 2023’ten bu yana ücretlerinde ya da gelirlerinde düşüş yaşadığını söyledi. Etkinin özellikle serbest çalışanlar ve en düşük gelir grubundaki kişilerde daha sert hissedildiği belirtildi.
Hükümet içinde ‘travma ekonomisi’ uyarısı
Maliye Bakanlığı bütçelerden sorumlu başkan yardımcısı Tamar Levy-Boneh, Herzliya’daki ekonomi konferansında "travma ekonomisi" uyarısı yaptı. Levy-Boneh, 7 Ekim’in yarattığı şok ve başarısızlık duygusunun orduyu sürekli daha fazla kaynak istemeye itebileceğini söyledi.
Levy-Boneh, güvenlik kurumlarının ihtiyaçlarını yaşam standardını zedelemeden karşılaması gerektiğini ve bu süreçte kendi sorumluluğunu da üstlenmesi gerektiğini vurguladı.
Netanyahu daha fazla askerî özerklik istiyor
Başbakan Binyamin Netanyahu ise daha farklı bir çizgi izliyor. Netanyahu, Eylül 2025’te İsrail’in savaş odaklı bir "Süper Sparta"ya dönüşmekten başka seçeneği olmadığını söylemişti.
İsrail’in Lübnan’daki saldırısı ve İran savaşı konusunda ABD Başkanı Donald Trump ile görüş ayrılıkları oluşurken, Netanyahu daha fazla kendi kendine yetme çağrısı yapıyor. 3 Mayıs’ta da önümüzdeki on yıl içinde ulusal savunma sanayisine 350 milyar şekel yatırım yapılacağını doğruladı ve bunun "ezici hava üstünlüğü" sağlamak için gerekli olduğunu söyledi.
Bu tablo, savaşın yalnızca cephede değil, bütçede ve günlük yaşamda da ağır bir fatura yarattığını ortaya koyuyor. Artan askerî harcama ile sosyal hizmetlerin geleceği arasındaki denge, İsrail ekonomisinin önündeki en büyük başlıklardan biri haline gelmiş durumda.