İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve çevresindeki bazı siyasetçilerin, seçim kampanyasında Türkiye karşıtı söylemleri öne çıkardığı öne sürülüyor. Bu söylemlerin, İsrail'in İran ve Lübnan'a yönelik saldırılarını ABD'nin baskısıyla sınırlamasının ardından yoğunlaştığı aktarılıyor.
Netanyahu, görevdeyken yolsuzluk suçlamalarıyla yargılanan ilk İsrail başbakanı olarak tanımlanıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi de 21 Kasım 2024'te Netanyahu hakkında Gazze'de savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlendiği gerekçesiyle tutuklama emri çıkardı.
Likud anketlerde geriliyor
İsrail'de yapılması planlanan 27 Ekim seçimleri öncesindeki kamuoyu yoklamalarında Netanyahu'nun Likud Partisi'nin sandalye sayısının gerilediği görülüyor. Likud'un mevcut 32 sandalyesinin bazı anketlerde 23'e, bir başka ankette ise 20'ye düşeceği öngörülüyor.
Likud ile aşırı sağ ve ultra-Ortodoks Yahudi partilerinden oluşan koalisyon ortaklarının toplam sandalye sayısının da hükümet kurmak için gereken 61'in altında kaldığı belirtiliyor. Bir ankette Netanyahu ve koalisyon ortaklarının toplam 51 sandalye elde ettiği tahmin ediliyor.
İran ve Lübnan başlıkları
Netanyahu'nun, Washington ile Tahran arasında varılan mutabakatın ardından ABD baskısıyla İran'a yönelik saldırıları sona erdirmek zorunda kaldığı aktarılıyor. Bu karar, koalisyon ortakları ve muhalefet liderleri tarafından eleştirildi.
Eski İsrail Başbakanı ve muhalefetteki Gelecek Var Partisi lideri Yair Lapid, Netanyahu'nun savaşı kaybettiğini söyledi. Eski Savunma Bakanı Avigdor Lieberman ise Lübnan'daki ateşkes üzerinden Netanyahu'yu eleştirerek onu başbakan değil, kukla olmakla suçladı.
Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir de Netanyahu'ya, ABD Başkanı Donald Trump'a gerekli durumlarda hayır denilmesi gerektiğini söyledi. Lübnan'a yönelik saldırıların da Washington'ın talebi üzerine büyük ölçüde durdurulduğu, ancak zaman zaman bombardımanın sürdüğü aktarılıyor.
Türkiye karşıtı açıklamalar
Likud milletvekili ve Diaspora İşleri Bakanı Amihai Şikli, İsrail'in er ya da geç Suriye ile savaşa gireceğini savundu. Şikli, Türkiye ve Suriye'yi İsrail açısından İran'dan daha kaygı verici bir gelişme olarak nitelendirdi.
Enerji Bakanı Eli Cohen ise Türkiye'nin Suriye'de askeri üs kurması durumunda İsrail'in de üs kuracağını söyledi. Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın da Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik eleştirel paylaşımlar yaptığı aktarılıyor.
Bu açıklamaların, İsrail'in 18 Ağustos'ta Suriye'nin İdlib ilindeki terk edilmiş Ebu Zuhur askeri hava üssüne yönelik saldırısının ardından arttığı öne sürülüyor. Muhalefet liderleri Yair Golan ve Ehud Barak, saldırının seçim hesaplarıyla bağlantılı olduğunu savundu.
Kudüs'teki Türk Başkonsolosluğu da gündemde
İsrail televizyonlarında yayımlanan bazı programlarda, işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Filistin Türk Başkonsolosluğu'nun yer aldığı binaya ilişkin ruhsatsız tadilat iddiaları gündeme getirildi. Bu yayınlarda, Kudüs Belediyesi'nin binada denetim yapmasına izin verilmediği öne sürüldü.
Başka bir televizyon programında ise Türkiye'nin Doğu Kudüs üzerinde kontrol kurmaya çalıştığı yönündeki iddialar ele alındı. Programda, Türkiye merkezli kurumların Filistinlilere yönelik insani yardım faaliyetleri ile Yunus Emre Kültür Merkezi'nin çalışmaları da işlendi.