Netflix’in film birimi başkanı Dan Lin, sinemada gösterim talep eden yönetmenlerle çalışmayacaklarını söyledi. Açıklama, şirketin Warner Bros. Pictures’ı satın alma planı etrafında süren tartışmaları yeniden büyüttü.
Netflix’in Warner Bros. ’u almak istemesi, uzun süredir stüdyo düzenini ve sinema salonu modelini nasıl etkileyeceği sorusunu gündemde tutuyor. Şirketin üst düzey isimleri daha önce büyük bir değişiklik yapmayacaklarını savunsa da, satın almanın ardındaki stratejiye ilişkin kuşkular devam ediyor.
Sinemaya dönüş beklentisi yerine platform odaklı yaklaşım
Şirketin niyetine ilişkin tartışmalarda, Warner Bros. ’un güçlü fikri mülkiyet portföyünün Netflix için esas çekim noktası olduğu değerlendirmesi öne çıkıyor. Bu çerçevede Batman gibi büyük yapımların sinema salonları yerine platform aboneliği üzerinden izlenmesi ihtimali konuşuluyor.
Netflix CEO’su Ted Sarandos da daha önce sinema modelinin eski kaldığını, izleyicilerin evde izlemeyi tercih ettiğini söylemişti. Satın alma sürecinin ardından şirketin filmleri kısa bir sinema süresiyle gösterip ardından platforma taşıyacağı yönündeki beklentiler de güçlendi.
Bu beklenti içinde en dikkat çekici ayrıntı, Netflix’in 17 günlük bir gösterim penceresini tercih ettiği haberleri oldu. Bu süre, geleneksel 90 günlük sinema gösterim takviminden ve daha yeni kabul edilen 45 günlük uygulamadan belirgin biçimde daha kısa görünüyor.
Dan Lin ne söyledi
Dan Lin, The New York Times ile yaptığı söyleşide, sinema salonunda gösterim isteyen bir grup yönetmen olduğunu ve bu isimlerle çalışmayacaklarını açıkladı. Sözleri, Netflix’in bazı filmleri sınırlı biçimde sinemaya verse bile, sinema öncelikli çalışma biçimini benimseyen yaratıcılarla aynı çizgide buluşmak istemediği yorumlarına yol açtı.
Bu yaklaşım, film üretiminde seçenekleri daraltabileceği gerekçesiyle eleştiriliyor. Büyük bütçeli yapımların hangi kanalda ve ne kadar süreyle gösterileceği sorusu, Hollywood’daki güç dengeleri açısından da önemini koruyor.
Warner Bros. Tartışmasının etkisi
Yazıda, Paramount ve David Ellison’ın Warner Bros. Için devreye girmesinin de bu nedenle önemli olduğu vurgulanıyor. Paramount’un stüdyoyu mevcut sinema modeliyle yönetmeye daha yakın bir tutum sergileyeceği, bu yüzden izleyiciler açısından daha geleneksel bir çizgi anlamına gelebileceği belirtiliyor.
Ellison’ın daha geniş kitlelere hitap eden eğlence anlayışını benimsediği, Top Gun: Maverick ve Mission: Impossible serilerinin de buna örnek gösterildiği aktarılıyor. Bu yaklaşımın, siyasî ya da ideolojik vurgudan çok hikâye ve gösteri tarafını öne çıkardığı değerlendirmesi yapılıyor.
Sonuç olarak tartışma, yalnızca bir şirket satın alımından ibaret görünmüyor. Sinema salonlarının geleceği, büyük stüdyoların nasıl yönetileceği ve yapımcıların hangi dağıtım modeliyle çalışacağı soruları yeniden merkezde yer alıyor.