İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran’da yaptığı konuşmada ülkesinin baskı ve tehditler karşısında geri adım atmayacağını söyledi. Pezeşkiyan, İran’ın teslim olmayacağını vurgularken, müzakerelerin ancak ulusal onuru ve egemenliği koruyan bir zeminde mümkün olduğunu belirtti.
Pezeşkiyan, savaşın ülkesinin yararına olmadığını ancak bölgede süren "ne savaş ne barış" halinin de sona ermesi gerektiğini ifade etti. İran liderliğinin, çözüm arayışına kapı araladığına işaret ederek görüşmelerin ancak "izzet" içinde yürütülebileceğini kaydetti.
Müzakere kapısı açık, ancak çizgi değişmiyor
İran cumhurbaşkanı, dış baskıyla herhangi bir devletin zorla teslim alınamayacağını savundu. Hava saldırıları ve bombardımanla bir ülkenin boyun eğdirilemeyeceğini söyleyen Pezeşkiyan, İran’ın egemenlik ve toprak bütünlüğü konusunda geri adım atmayacağını dile getirdi.
Konuşmasında, ülkenin karşı karşıya olduğu gerilimde birlik ve dayanışma çağrısı da yapan Pezeşkiyan, tüm toplumsal kesimlerin ve güvenlik kurumlarının aynı çizgide hareket etmesi gerektiğini söyledi. Dış aktörlerin içeride ayrışma üretmeye çalıştığını, buna karşı içeride uyumun korunmasının kritik olduğunu ifade etti.
İç birlik ve ekonomik baskı vurgusu
Pezeşkiyan, görüş ayrılıklarının bölünmeye dönüşmemesi gerektiğini, farklılıkların ülkenin çıkarları için ortak bir akla bağlanması gerektiğini anlattı. Konuşmasında kadınların ve annelerin zorlu dönemde gösterdiği dirence de dikkat çekerek, onların beklentileri boşa çıkaran bir duruş sergilediğini söyledi.
İran lideri, hükümetin ciddi ekonomik ve siyasi baskılar altında çalıştığını, yaptırımların yönetimi zorlaştırdığını belirtti. Çocuklar için umutlu bir gelecek kurmanın temel görevlerinden biri olduğunu, yoksulluğun da kendisi için büyük bir kaygı olduğunu dile getirdi.
Pezeşkiyan ayrıca, Gazze’deki direnişi örnek göstererek küçük bir alanın uzun süreli baskıya rağmen teslim alınamadığını söyledi. Bu örnek üzerinden İran’ın da zorla teslim olmasının mümkün olmadığını savundu.
Konuşmanın sonunda "büyük mücadele" mesajı
Konuşmasını, toplumu yönetirken kişisel ve siyasi arzuların ötesine geçme gereğine bağlayan Pezeşkiyan, asıl sınavın sorumluluk almak ve ülkeyi krizlerden güçlendirilmiş biçimde çıkarmak olduğunu söyledi. Bu çerçevede, "büyük mücadele"nin insanın kendi nefsini aşması ve kamu yararını öncelemesi anlamına geldiğini ifade etti.