Afganistan üzerine yayımlanan değerlendirmede, Taliban yönetiminin neredeyse beş yıldır güç ve şiddet yoluyla ülkeyi yönettiği, buna karşın toplum nezdinde meşruiyet kazanamadığı vurgulanıyor.
Metinde, grubun 20 yıllık çatışma döneminde savaş yoluyla iktidara ulaştığı, bu nedenle halkın geniş bir kesiminde "zorba, baskıcı ve geri" bir yapı olarak görüldüğü ifade ediliyor.
Kadın hakları ve toplumsal baskı
Yazıda Taliban’ın kadınların eğitim ve çalışma hakkını engellediği, kamu hayatında kadınlara yönelik baskıyı artırdığı ve temel hakları ihlal ettiği belirtiliyor. Bu uygulamaların, yönetimin toplumla bağını daha da zayıflattığı savunuluyor.
Değerlendirmede ayrıca azınlıklara yönelik ayrımcılık, halkın taleplerine karşı hesap vermezlik ve barışçıl protestolara sert müdahale gibi uygulamaların da yönetimin karakterini ortaya koyduğu aktarılıyor.
Yasal zemin ve sert yorumlar
Metinde Taliban döneminde bağımsız bir yasama mekanizmasının bulunmadığı, yönetimin dini yorumları merkeze alan sert bir anlayışla şekillendiği ifade ediliyor. Bu yaklaşımın, çağdaş yaşam ilkeleri ve Afgan toplumunun geniş kesimlerinin kültürel yapısıyla çatıştığı savunuluyor.
Yazıda, kadın sesinin kamusal alanda kısıtlanması, kadınların eğitime kapatılması ve yüzün zorla örtülmesi gibi kuralların dini zorunluluktan çok kabileci toplumsal alışkanlıklarla ilişkili olduğu iddia ediliyor.
Savaşın bıraktığı ağır bilanço
Değerlendirmede, Taliban ile eski Afganistan yönetimi arasındaki savaşta çok sayıda asker ve sivilin hayatını kaybettiği, intihar saldırılarının binlerce aileyi etkilediği belirtiliyor. Yazıda, yalnızca 30 Mayıs 2017’de Kabil’deki Zambak Kavşağı saldırısında yaklaşık 150 sivilin öldüğü, yaklaşık 400 kişinin de yaralandığı hatırlatılıyor.
Metin, banka, üniversite, hastane ve yolları hedef alan saldırıların Afganistan’da toplumsal hafızada derin yaralar bıraktığını, bu izlerin kolay silinmeyeceğini savunuyor.
Herat’taki baskı ve geleceğe dair karamsar tablo
Yazının son bölümünde, Herat’ta kadınlara yönelik baskı ve ildeki protestolara karşı sert tutumun da Taliban’ın mevcut çizgisini gösterdiği belirtiliyor. Metin, bu tavrın toplumda uzlaşma değil, daha fazla korku ve öfke ürettiğini ileri sürüyor.
Değerlendirme, Taliban’ın baskı ile sessizlik sağlamaya çalıştığını ancak bunun halk desteği anlamına gelmeyeceğini savunuyor. Ayrıca Afganistan’daki bağımsız gazeteciliğin baskı altında sürdürüldüğü, buna rağmen gerçeklerin kaybolmaması için çalışmanın devam ettiği ifade ediliyor.