İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bekir Berat Özipek, Avrupa Birliği’nin (AB) geçtiğimiz günlerde yürürlüğe giren Göç ve İltica Paktı’nı kapsamlı bir şekilde değerlendirdi. AA Analiz için kaleme aldığı yazıda Özipek, paktın "sınırları daha güvenli, insan hayatını ise daha güvensiz hale getirdiğini" savundu.
Özipek’e göre, AB’nin yeni göç ve iltica politikasını belirleyen pakt, ilk bakışta "Avrupa değerlerine bağlı, sonuç odaklı ve ortak bir iltica sistemi kuran kurallar bütünü" olarak tanımlansa da, içerdiği düzenlemeler insan hakları açısından ciddi riskler barındırıyor.
Merkez partiler destekliyor, aşırı sağ ve sol karşı çıkıyor
Paktın siyasi yelpazedeki konumuna dikkat çeken Özipek, merkezdeki sağ, sol, sosyalist ve liberal partilerin pakta destek verirken, aşırı sağcılar ile sol grupların, yeşillerin, insan hakları örgütlerinin ve iltica hakkını savunanların karşı çıktığını belirtti. Bu durumun paktın makul olduğu izlenimi yaratabileceğini, ancak destekleyen "merkezin" adalet ve hak temelli bir perspektifi temsil etmediğini vurguladı.
"Geri göndermeme ilkesi sulandırılıyor"
Prof. Dr. Özipek, paktın özünde, geri göndermeme (non-refoulement) ilkesini biçimsel olarak reddetmeden işlevsizleştirmeye çalıştığını söyledi. "Giriş yapmamış sayılma hukuki kurgusu" (legal fiction of non-entry) örneğini veren Özipek, AB topraklarına veya hakimiyet alanına giren sığınmacıların "aslında burada değilsin" denilerek iltica başvurusunun engellenmeye çalışıldığını ifade etti.
Düzensiz geçişler azalıyor, Akdeniz’de ölümler artıyor
Özipek, Frontex ve Uluslararası Göç Örgütü (IOM) verilerine atıfta bulunarak, 2026’nın ilk aylarında Avrupa’ya düzensiz geçişlerin yüzde 40 azaldığını, buna karşılık Akdeniz’deki ölümlerin ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 150’den fazla arttığını kaydetti. Yılın ilk aylarında sadece Akdeniz’de en az 990 ölüm kaydedildiğine dikkat çeken Özipek, bu rakamın 2014’ten bu yana en ölümcül başlangıçlardan birini oluşturduğunu belirtti.
AB’nin İsrail politikasıyla çelişki
Özipek, paktın "dayanışma" ve "uluslararası ortaklık" gibi kavramlarını sorgulayarak, AB’nin İsrail’in Gazze’deki saldırılarına sessiz kalmasını örnek gösterdi. "İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Gazze’nin altyapısının yok edildiğini ve yaşanmaz hale geleceği için Filistinlilerin göç etmek zorunda kalacağını söylüyor. Bu durumda AB kiminle dayanışacak? Kaynak ülkede soykırımı durdurmak için Filistinlilerle mi, yoksa göçmen olduklarında sınırlarına yaklaşmasınlar diye üçüncü ülkelerle mi? " ifadelerini kullandı.
Çözüm: Hak temelli bütünleşik politika
Prof. Dr. Özipek, göçü üreten sorunlarla değil, doğrudan göçmenlerle uğraşmanın ölümleri artırdığını belirterek, asıl ihtiyacın "kaynak ülkelerdeki şiddet, savaş ve katliamları engellemek" olduğunu vurguladı. "Göçü beraberinde getiren sorunları çözmek için ‘göç sorunu’ yerine kitlesel göç üreten durumları konuşmak gerekiyor" diyen Özipek, tüm ülkelerin gerçek bir sorumluluk paylaşımı yapması gerektiğini, ancak bunun Pakt’taki anlamda olmaması gerektiğini sözlerine ekledi.