3Z Organization ve WOVO Entertainment organizasyonuyla düzenlenen "Rooted" konser serisinin ilk ayağında Ankara’da sahne alan Sami Yusuf, bu akşam ve yarın İstanbul Kongre Merkezi’nde müzikseverlerle buluşacak.
Türkiye’de ve dünyada geniş bir hayran kitlesine sahip olan Yusuf, "Rooted" konseptiyle farklı coğrafyaların müzikal zenginliklerini ve insanlığın ortak değerlerini aynı sahnede buluşturuyor. Doğu ve Batı müzik geleneklerinden beslenen sanatçı, müziğinin felsefesini ve Türkiye ile kurduğu bağı değerlendirdi.
"Köklü olmak geleneğe kök salmak demek"
Yusuf, "Rooted" projesini gelenekle doğrudan bağlantılı bir müzikal anlayış olarak tanımladı. Geleneksel müziğin yanı sıra makamları, sembolleri, dili, kültürü ve sanatı da bu yaklaşımın parçası olarak gördüğünü belirten sanatçı, köklü bir ifade biçiminin daha samimi, organik ve otantik olduğunu söyledi.
Konserlerde halılardan kıyafetlere, müzikten enstrümanlara kadar birçok unsurun geleneğe dayandığını anlatan Yusuf, "Köklü" ifadesiyle geleneğe kök salmayı kastettiğini dile getirdi.
Farklı kültürlere ait enstrümanları ve müzikal gelenekleri bir araya getirmeyi bir sentez olarak niteleyen sanatçı, bu unsurların hiçbirini kendisinin icat etmediğini ancak aralarındaki ortak bağı görünür kılmaktan onur duyduğunu ifade etti. Bu ortak bağı Budist ve Gregoryen ilahilerinde, Endülüs ve Fas’taki Mağrip müziğinde, Türk sanat müziği ve ilahilerinde, Çin’in Taoist ve diğer geleneksel müziklerinde duyduğunu söyledi.
"When Paths Meet" projesinden orkestraya
Yusuf ve ekibi, 2022’ye uzanan "When Paths Meet" adlı projeyi Amsterdam’daki Concertgebouw’da ilk kez sahneledi. Projede Hollanda’dan bir koro, Amsterdam merkezli bir Endülüs orkestrası ile Arap dünyası, Türkiye ve farklı coğrafyalardan müzisyenlerden oluşan topluluk bir araya getirildi.
Bu yapı daha sonra "Fons Sophiae Collective" adlı orkestraya dönüştü. Yusuf, söz konusu orkestranın "When Paths Meet" konser serisinden doğduğunu ve farklı müzikleri birbirine bağlayan ortak anlayışın önemli bir parçası olduğunu anlattı.
Türkiye’deki dinleyicileriyle bağı
Müzikal yolculuğunun 2000’de belirli bir ses ve müzik anlayışıyla başladığını belirten Yusuf, zaman içinde geleneksel ve klasik müziğe yöneldiğini, müziğin içsel boyutuyla daha fazla ilgilenmeye başladığını söyledi. Sanatçı, dinleyicilerinin de bu süreçte kendisiyle birlikte geliştiğini ifade etti.
Türkiye’de ve Türkiye’nin ötesinde müziği yakından takip eden bilinçli bir dinleyici kitlesine sahip olmaktan mutluluk duyduğunu kaydeden Yusuf, Türkiye’deki konserlerde izleyicilerin müziğe yoğun biçimde odaklandığını anlattı. Dinleyicilerin enstrümanları ve makamları takip etmesinin, farklı kültürlerin müzikte kesiştiği noktaları fark etmesinin kendisi için büyük bir onur olduğunu söyledi.
"Zahid Bizi Tan Eyleme" yorumu
Yusuf, konser repertuvarında yer alan "Zahid Bizi Tan Eyleme" eserini çocukluğundan beri bildiğini ve ekibinden bir kişinin önerisi üzerine parçayı kendi yorumuyla seslendirmeye karar verdiğini anlattı. Nesimi’nin anlayışıyla örtüştüğünü belirttiği eseri geleneksel ve derinlikli bir ilahi olarak niteledi.
Sanatçı, Uşşak makamındaki melodinin sadeliğinin içinde büyük bir zenginlik bulunduğunu ve eseri defalarca dinlemenin bıkkınlık vermediğini söyledi. Gelenekten gelen bu eseri yorumlamayı kendisi için büyük bir onur ve ayrıcalık olarak değerlendirdi.
"Geriye müziğin kendisinin kalması"
Fons Sophiae Collective’in konserlerde bireysel performansın ötesinde kolektif bir yapı oluşturduğunu belirten Yusuf, geleneksel müziğin tek bir kişiyle sınırlı olmadığını dile getirdi. Sanatçıya göre birey geri çekildiğinde evrensel olan öne çıkıyor.
Yusuf, bazı bölümlerin kendi sesine uygun olmadığını ancak Fas’tan topluluğa katılan Nabyla Maan’ın, Çiğdem Gürdal’ın, İbrahim Suat Erbay’ın veya İsmail Boujia’nın ses aralıklarına uyduğunu anlattı. Sesleri müzikal açıdan birer portre gibi değerlendirdiğini belirten sanatçı, konserin amacının sanatçının geri plana çekilmesi ve geriye müziğin kalması olduğunu söyledi.
İnsan dokunuşunun önemi
Tek bir müzik tarzına bağlı kalmak yerine çok dilli ve çok kültürlü bir müzikal dünya kurduğunu belirten Yusuf, algoritmaların kendisiyle ne yapacağını bilemediğini ifade etti. Yapay zeka tartışmalarına da değinen sanatçı, insan müziğinin ve ruhun varlığını sürdüreceğine inandığını söyledi.
Yusuf, insanların ruh taşıyan, insani dokunuşa sahip eserlerden etkilendiğini belirterek kusurların müziğe özgünlük kattığını dile getirdi. Çalışmalarını "dünya müziği" olarak değil, dünya müziği geleneklerinin kutlaması olarak tanımlayan sanatçı, çok fazla konser vermeyi bilinçli olarak tercih etmediğini ancak her sahne performansının kendisini derinden etkilediğini söyledi.