İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Barcelona'da düzenlenen World in Progress (WIP) forumunda yaptığı "Avrupa'yı Yeniden Düşünmek" başlıklı konuşmada ülkesinin dış merkezlerden yönetilmediğini vurguladı. Sánchez, "İspanya, İspanya'dan yönetilir; Washington'dan değil. Elbette Tel Aviv'den de değil, Moskova'dan ya da Buenos Aires'ten de değil. Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu yol budur" dedi.
El País gazetesi ile Cadena SER radyosunun sahibi PRISA grubunun Palau de Congressos de Catalunya'da düzenlediği forumun açılış gününde konuşan Sánchez, bu sözleri aşırı sağla ittifak kuran merkez sağ partileri eleştirirken söyledi. Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile Polonya Başbakanı Donald Tusk'ı aşırı sağa kapıyı kapatan liderler olarak örnek gösteren Sánchez, "aşılamayacak çizgiler" bulunduğunu belirtti. Ona göre bu çizgiyi aşmak, dünya genelindeki aşırı sağ hareketi finanse eden ve yönünü belirleyen yabancı liderlere ve oligarklara bağımlı güçlerle el ele yürümek anlamına geliyor.
"Avrupa'dan ayrılmak değil, katılmak isteyen ülkeler var"
Sánchez, Avrupa projesinin çöküşte olduğu yönündeki tezlere de itiraz etti. Birliğin dışarıdan nasıl görüldüğüne dikkat çeken Başbakan, Avrupa'dan ayrılmak değil ona katılmak isteyen ülkeler bulunduğunu söyledi. 2016'da AB'den ayrılma referandumu düzenleme "hatasını" yapan ülkenin bugün Birlik'le ilişkisini yeniden düşündüğünü, ileride geri dönüp dönmeyeceğinin bilinmediğini ifade etti. Sánchez'e göre AB, insanlık için "ahlaki bir fener"; insan hakları, demokrasi, sosyal ve bölgesel uyum ile ilerleme için de bir can simidi.
Bu vurgu, AB üyeliğini stratejik hedef olarak koruyan Türkiye açısından da dikkat çekiyor. Türkiye 1999'da aday ülke statüsü almış, katılım müzakereleri 2005'te başlamıştı; ancak süreç uzun yıllardır fiilen donmuş durumda. Sánchez konuşmasında aday ülkeleri tek tek saymadı, Birliğin hâlâ bir çekim merkezi olduğunu kapısını çalan ülkeler üzerinden anlattı.
Ortak gaz alımı örneği
Sánchez, Avrupa'nın bugün üç büyük tehditle karşı karşıya olduğunu söyledi: Rusya'nın Ukrayna'ya saldırılarıyla kıtaya geri dönen savaş, ABD ile Çin arasındaki sert rekabet ve enerji başta olmak üzere kaynaklar üzerindeki mücadele. Bu tehditlere ancak birlikte karşılık verilebileceğini belirten Sánchez, örnek olarak Ukrayna savaşının en zor dönemlerinde yapılan ortak gaz alımlarını gösterdi.
AB, Rusya'nın 2022'deki işgalinin ardından enerji arzını güvenceye almak için 2023'te üye ülkelerin talebini bir araya getiren ortak gaz alım platformunu devreye almıştı. Sánchez bu deneyimi "Avrupa birlik olduğunda kazanır" tezinin kanıtı olarak sundu.
"Aşırı sağ enternasyonali" uyarısı
Konuşmasının önemli bölümünü aşırı sağa ayıran Sánchez, bu akım için çatışmanın iktidara gelmenin bir aracı değil, kendi başına bir amaç olduğunu savundu. Stratejilerinin sınırları aştığını söyleyen Sánchez, "aşırı sağ enternasyonali" olarak adlandırdığı yapının Avrupa'yı içeriden zayıflatmak için ittifaklar kurduğunu belirtti.
Sözler, İspanya'nın 29 Kasım'daki genel seçime hazırlandığı döneme denk geldi. Sánchez, Toledo'ya bağlı Urda'da 69 kişinin hayatını kaybettiği tren kazası nedeniyle ilan edilen yas günlerinin ardından olağan programına bu forumla döndü. Aynı forumda konuşan Dışişleri Bakanı José Manuel Albares de Avrupa'daki seçimleri etkilemeye çalışan "dış müdahalelere" karşı uyardı.
Orta Doğu'daki savaşın faturası
Sánchez, Orta Doğu'daki "yasa dışı savaşın" ve Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin Avrupa'ya, dünyaya ve özellikle Küresel Güney'e ödettiği bedele dikkat çekti. Başbakana göre savaş, akaryakıt fiyatlarındaki artış nedeniyle bu yıl Avrupalılara 100 milyar euro ek maliyet getirdi.
Hükümetinin sekiz yıl önce yenilenebilir enerjiye yaptığı yatırımın isabetli olduğunu söyleyen Sánchez, bugün İspanya'da üretilen elektriğin yarısından fazlasının yenilenebilir kaynaklardan geldiğini hatırlattı. Konuşmasını "Daha az Avrupa isteyenlere yanıtımız çok daha fazla Avrupa olmalı. Bizi bölmek isteyenlere karşı daha fazla birlik" sözleriyle bitirdi.
Video: El País / Clash Report · Kapak fotoğrafı: Europa Press