Suriye ordusunda görev yaparken İsrailli casus Eli Cohen'in deşifre edilip yakalanmasında kritik rol oynayan "134 Numaralı Sinyal Bölüğü"nün kurucusu, emekli subay Said Caviş, operasyonun bilinmeyen yönlerini 61 yıl sonra anlattı.
Suudi Arabistan merkezli Al Majalla'da beş bölüm halinde planlanan röportaj dizisinin yayımlanan ilk üç bölümünde konuşan Caviş, Şam'ın Kürt Mahallesi'nde zorlu bir çocukluk geçirdiğini, genç yaşta Filistinli komşularından İbranice öğrendiğini ve 1951'de orduya katılarak sinyal sınıfında uzmanlaştığını anlattı.
Fikir Süveyş krizinde doğdu
Caviş, İsrail ordusunun telsiz haberleşmesini izleme fikrinin 1956'daki Süveyş krizi sırasında, Humus'ta öğrencilere ders verirken İkinci Dünya Savaşı'ndan kalma Kanada yapımı bir telsizle İsrail askeri çağrılarını yakalamasıyla doğduğunu söyledi. İlk başta alaycı tepkilerle karşılaşan projesi, 30 Eylül 1957'de resmi görevlendirmeyle hayata geçti.

İstihbarattan bağımsız olarak doğrudan Sinyal Sınıfı'na bağlı kurulan bölük için 44 astsubay eğittiğini belirten Caviş, Golan Tepeleri'nde dinleme merkezleri kurduklarını, İsrail askeri hatlarını, radyo yayınlarını ve kimliği belirsiz vericilerden Mors alfabesiyle gönderilen şifreli mesajları kayda geçirdiklerini anlattı.
İlk telgraf 1962'de yakalandı
Caviş, takip ettikleri sinyaller arasında Cohen'in sinyalinin de bulunduğunu belirterek, "Gönderdiği ilk telgrafı 1962'de yakaladık, ancak kim olduğunu veya nereden gönderdiğini bilmiyorduk" dedi.

Şam'ın Ebu Rummane bölgesinde arama çemberini daralttıklarını anlatan Caviş, şüpheyi önce binada yaşayan Suriye Havayolları pilotu üzerinde yoğunlaştırdıklarını, ancak sonuç alamadıklarını söyledi. Dosya kapatılsa da vazgeçmeyen Caviş, çatıdaki antenleri inceleyerek diğerlerinden farklı bir anten buldu; kablonun girdiği kapıda "Kamil Emin Sabit" ismi yazıyordu.
Caviş, ertesi sabah yayın saatinde elektriği dış şalterden üç kez kestiklerini ve kesintilerin kayıtta göründüğünü, böylece yayının bu evden yapıldığından kesin olarak emin olduklarını anlattı.
"Anahtarı öptüm"
1965'teki baskını anlatan Caviş, "Yukarı çıktık ve kapıyı çalmadan kırmaya karar verdik. Pencerenin üzerindeki ahşap perde kutusu dikkatimi çekti. Bir sandalye koyup kapağını açtım ve bir Kodak film kutusu gördüm. Onu açtığımda ise küçük bir Mors anahtarı ile hemen altında gizlenmiş cihazı buldum" dedi.

"Anahtarı öptüm, o anı hatırladıkça hala sevinç hissediyorum" diyen Caviş, Cohen'in cihazı gördüğünde yatağa oturduğunu ve bir daha ayağa kalkamadığını, "yıkıldığını" anlattı.
İsrail'in en önemli casuslarından biri kabul edilen Cohen, Kamil Emin Sabit takma adıyla 1962-1965 yıllarında Şam'da bulunarak devletin karar mekanizmasına ilişkin topladığı bilgileri İsrail'e aktarmıştı. Cohen, 18 Mayıs 1965'te Şam'daki Merce Meydanı'nda idam edilmişti.