Steven Spielberg’in yeni filmi Disclosure Day, gösterime girmeden önce gelen eleştirilerde çoğunlukla olumlu bir tablo çizdi. Bilim kurgu gerilim türündeki yapım, yönetmenin uzaylı yaşamı ve insanlığın evrendeki yeri üzerine yıllar sonra yeniden döndüğü bir film olarak öne çıkıyor.
Film, ABD hükümetinin akıllı uzaylı yaşamının varlığını gizlediği bir komployu konu alıyor. Hikâye, gerçeği dünyaya açıklamaya çalışan küçük ve kararlı bir grubun, savaş ve yok oluşun eşiğindeki düzeni sarsmasıyla ilerliyor.
Yapımın başrollerinde Josh O’Connor, Emily Blunt, Colman Domingo, Colin Firth, Eve Hewson ve Wyatt Russell yer alıyor. Senaryoyu Spielberg’in sık çalışan isimlerinden David Koepp yazdı; görüntü yönetmenliğinde Janusz Kaminski, kurguda Sarah Broshar ve müzikte John Williams bulunuyor.
Filme ilişkin ilk değerlendirmeler 9 Haziran’da yayımlanmaya başladı. Universal Pictures yapımı olan film, 12 Haziran’da dünya çapında sinemalarda gösterime girecek. Eleştiriler sonrası film, Rotten Tomatoes’ta 138 yorum üzerinden yüzde 84 puan aldı; Metacritic skoru ise 74 olarak ölçüldü.
Eleştirmenlerden övgü ve itirazlar
The Hollywood Reporter’dan David Rooney, filmi Spielberg’in sinema büyüsünü en iyi anlayan yönetmenlerden biri olduğunu gösteren bir yapım olarak niteledi. Rooney, filmin Close Encounters ve E. T. ile akrabalık taşıdığını, ancak yönetmenin bu kez devlet gücünün gizlilik, manipülasyon ve aldatma boyutuna daha olgun bir yerden baktığını yazdı.
Rooney ayrıca, filmin korku, bilinmeyenle ilgili endişe ve insani yakınlık temalarını taşıdığına dikkat çekti. Ona göre Disclosure Day, umut, hakikat, empati ve hatta maneviyat üzerine kurulu, tempolu bir hikâye sunuyor.
The Guardian’dan Peter Bradshaw, filme dört yıldız vererek yapımı "çok eğlenceli ve bütünüyle absürt bir uzaylı-komplo macerası" diye tanımladı. Bradshaw, Roswell ve ekin çemberleri gibi iki ünlü efsaneyi Spielberg’in ciddiyetle ama alaycı bir dengeyle işlediğini belirtti.
IndieWire’dan David Ehrlich de filmin samimiyetini övdü. Ehrlich, yapımın temelde eğlenceli ve hafif bir seyirlik olmasına rağmen Spielberg’in içten anlatımından ödün vermediğini, yönetmenin insanları büyüklük duygusu taşıyan bir gösterinin içine çekme becerisini hâlâ koruduğunu yazdı.
Empire yazarı Dan Jolin, filmin Spielberg için son filmi The Fabelmans kadar kişisel hissettirdiğini belirtti. Jolin, 35 mm filmle çekilen yapının John Williams müziğiyle birlikte klasik büyük stüdyo sinemasını hatırlattığını, tren sekansının da yönetmenin eski dönem aksiyon sahnelerini anımsattığını söyledi.
Vulture’dan Bilge Ebiri, Spielberg’in korku türüne olan yakınlığının bu filmde de hissedildiğini yazdı. Ebiri’ye göre film, karakterlerin travmatik bir gerçekle yüzleşip bunun ötesine geçmeye çalıştığı, yer yer dağınık ama duygusal olarak güçlü bir iş olarak öne çıkıyor.
Öte yandan The AV Club’dan Monica Castillo, filmin güçlü fikirlerine rağmen yan hikâyeler, uzayan kapanışlar ve dağınık kalan ayrıntılar nedeniyle ivmesini kaybettiğini savundu. Castillo, yapımın Spielberg’in standartlarına göre ortalama kaldığını, buna karşın yine de heyecan veren bir seyir sunduğunu yazdı.
BBC’den Nicholas Barber ise daha sert bir değerlendirme yaptı. Barber, filmi ilgisiz karakterlerin birbirini kovaladığı daha sıradan bir bilim kurgu yapımına benzetti ve Colin Firth’ün canlandırdığı karakteri klişe bir kötü olarak niteledi. Buna karşın, Spielberg’in filme yerleştirdiği iyimserliğin bazı izleyiciler için çekici olabileceğini de kabul etti.