Afganistan’ın Herat kentinde yaşayan 20 yaşındaki Sara, Taliban’ın kadınlara yönelik baskısının günlük hayatını tamamen değiştirdiğini anlattı. Bir özel okulda İngilizce öğretmenliği yapan Sara, babasının sokakta kızların gözaltına alındığını söylemesinden sonra üç gündür evden dışarı çıkmadığını aktardı.
Sara, yaşadıkları ortamı "korkunç" diye tanımladı. Onun anlatımına göre, Taliban’ın kadınlara yönelik gözaltı ve aramalarının ardından mahallede de gerilim arttı ve insanlar evlerinden çıkmaya çekinir hale geldi.
Haberde, Taliban’ın üç gün önce barışçıl protestolara ateş açarak, şiddet uygulayarak ve göstericileri gözaltına alarak müdahale ettiği belirtildi. Erkeklerin de kadınlara destek vermek ve başörtüsü gerekçesiyle yapılan gözaltılara karşı çıkmak için sokağa çıktığı aktarıldı.
Sara, protestoların bastırılmasının ardından Taliban mensuplarının sokak sokak dolaşarak göstericileri aradığını, bazı kişileri telefonlarını kontrol ettikten sonra bilinmeyen bir yere götürdüğünü söyledi. Arkadaşlarından birinin, yaralı protestocuların tedavi edilmeden araçlara doldurulduğunu anlattığını da aktardı.
Genç kadın, artık kendi bedenine ve kıyafetine bile yabancılaştığını söyledi. Dışarı çıkarken ilk olarak gideceği yeri değil, kıyafetinin rengini, saçının görünüp görünmediğini düşündüğünü belirtti.
Sara’nın sözlerine göre baskı yalnızca dışarıda hissedilmiyor. Babası, annesi ve kardeşi de artık kıyafeti, çarşafı, ayakkabısı ve yürüyüşü üzerinden uyarılarda bulunuyor. Aile üyelerinin bunu kaygı nedeniyle yaptığını düşündüğünü, ancak bu durumun evin havasını tamamen değiştirdiğini söyledi.
Haberde, Taliban yönetiminin kadın ve erkek bedenini denetim altına alan kurallarını da öne çıkarıyor. Mayıs 2024’te yürürlüğe giren "iyiliği emretme ve kötülüğü engelleme" yasasının 35 maddeden oluştuğu, uygulamanın ana gücünün de tüm vilayetlerde görev yapan "muhtehisler" olduğu belirtildi.
Yasanın 13. Maddesinde kadının tüm bedeninin örtülmesinin zorunlu olduğu, yüzü örtmenin de "fitne korkusu" nedeniyle gerekli görüldüğü aktarılıyor. Aynı maddede kadın sesinin de "avret" sayıldığı ifade ediliyor.
Mevzuat yalnızca kadınları hedef almıyor. 14. Maddede erkekler için de sakal, saç, diz ve giyim üzerinden kurallar getirildiği; sakal tıraşının ve şeriata aykırı saç kesiminin yasaklandığı, dizin görünmesinin de soruşturma konusu yapılabildiği belirtiliyor. Kâfirlerle dostluk, kravat ve haç sembolü de yasaklar arasında sayılıyor.
Kabil Üniversitesi’nde bu yıl dağıtılan 14 maddelik bir taahhütnamede de öğrencilerden sakal bırakma, saç kesmeme, başlık takma ve "şer’i ve Afgan kıyafeti" giyme sözü istendiği aktarıldı. Bu maddelerin bir bölümü doğrudan beden ve görünüşe ilişkin kurallar içeriyor.
Herat’taki Taliban Enformasyon ve Kültür Müdürlüğü’nün de kadınların kıyafetini son gözaltıların ana gerekçesi olarak gösterdiği, resmi açıklamada bedenin "fitne" kaynağı diye tanımlandığı belirtildi. Açıklamada kadınların dışarı çıkışının da zorunlu olmayan durumlarla sınırlandığı aktarıldı.
Haberde ayrıca, Taliban’ın 2021’de yeniden iktidara gelmesinden bu yana kadınların kamusal hayattan büyük ölçüde dışlandığı vurgulandı. İnsan hakları örgütü Ravadari’nin 2025 yılında Taliban yetkililerinin en az 2 bin 559 kişiyi keyfi biçimde gözaltına aldığını bildirdiği, bunların çoğunun kıyafet, sakal ve genel davranış kurallarını ihlalle ilişkilendirildiği kaydedildi.
Uzman görüşüne göre bu baskı, yalnızca dini bir yorumdan ibaret değil; günlük hayatın, bedenin ve görünüşün siyasal denetimi anlamına geliyor. Haberde, kadınların kıyafeti üzerinden kurulan kontrolün hem aile içine hem de kamusal alana yayıldığı anlatılıyor.