Anayasa Mahkemesinin, boşanma sonrasında yoksulluk nafakasının şartlar sürdüğü müddetçe süre sınırlaması olmadan ödenmesini öngören düzenlemeyi iptal kararının gerekçesi Resmi Gazete'de yayımlandı. Karar, Antalya 12. Aile Mahkemesinin başvurusu üzerine 4 Haziran'daki Genel Kurul gündeminde alınmıştı.
Yeni düzenleme için 9 aylık süre
İptal hükmüyle ilgili yeni bir yasal düzenleme yapılması için öngörülen 9 aylık süre, gerekçeli kararın yayımlanmasıyla başladı. İptal edilen düzenleme, evlilik birliğinin sona ermesiyle yoksulluğa düşecek taraf lehine, geçimini sağlamak amacıyla şartlar devam ettiği sürece süre sınırı olmadan nafakaya hükmedilmesine imkan tanıyordu.
Kararda, bu hükmün nafaka borçlusu tarafa süresiz bir mali ödeme yükümlülüğü getirdiği belirtildi. Nafaka yükümlüsü ile yoksulluğa düşen eşin karşılıklı menfaatlerinin, devletin Anayasa'nın 5. ve 17. maddelerinden kaynaklanan pozitif yükümlülüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Mahkemeye somut olayın şartlarını değerlendirme yetkisi
AYM, yapılacak düzenlemelerin tarafların menfaatlerini mümkün olduğunca dengelemesi ve taraflardan biri aleyhine ölçüsüz sonuçlar doğurmaması gerektiğini vurguladı. Menfaatler arasındaki makul dengenin bozulmasının, taraflardan biri için aşırı ve olağan dışı bir külfet oluşturabileceği kaydedildi.

Kararda, boşanma sonrasında devletin pozitif yükümlülüğünün değerlendirilmesi sırasında evliliğin süresi, eşlerin yaşı, sağlık durumu, ekonomik ve sosyal şartları, nafakanın boşanma sonrasındaki hayata etkisi ve nafaka borçlusunun çalışma hayatına katılma imkanının dikkate alınması gerektiği belirtildi.
İptal edilen düzenlemede nafaka yükümlüsünün kusursuz olmasının, bu yükümlülüğün doğmasına engel olmadığı aktarıldı. Nafaka borcunun; nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi, evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması, haysiyetsiz hayat sürmesi veya taraflardan birinin ölümü gibi durumlar gerçekleşmediği sürece devam ettiği ifade edildi.
Ömür boyu yükümlülük değerlendirmesi
Kararda, bu durumlar dışında nafaka borcunun hayat boyu sürebildiği belirtildi. AYM'nin daha önceki bir kararında her durumda süresiz nafaka verilmesinin zorunlu olmadığı ifade edilmesine rağmen, uygulamada süresiz nafakanın emredici nitelikte olduğu yönündeki yaklaşımın sürdüğü kaydedildi.
Mevcut yaklaşımın, hakime yoksulluk nafakasının süresini somut olayın özelliklerine veya haklı sebeplere göre belirleme yetkisi tanımadığı belirtildi. Kararda, nafakanın belirli bir süreyle sınırlandırılmasının kanuna açıkça aykırı sayıldığı uygulamanın devam ettiği değerlendirmesine yer verildi.

Boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusuru bulunmayan eşe, evlilikten kaynaklanan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğü çerçevesinde belirli miktarda parasal katkı sağlanmasının beklenebileceği ifade edildi. Ancak bu yükümlülüğün hiçbir ölçüt belirlenmeden kategorik biçimde süresiz öngörülmesinin, kusurlu olması gerekmeyen nafaka borçlusu açısından ağır bir külfet oluşturabileceği belirtildi.
Belirli süre ve istisnai süresiz nafaka ölçütü
AYM, nafaka yükümlüsünün ömür boyu boşanmanın sonuçlarıyla bağlı kalmasının ruhsal, ekonomik ve sosyal bütünlüğü üzerindeki olumsuz etkisinin, çatışan haklar arasında kurulması gereken makul dengeyi ortadan kaldırabileceğini bildirdi.
Kararda, yoksulluk nafakasının durumun gerektirdiği ölçüde belirli bir süreyle sınırlandırılabileceği, bazı koşulların bulunması halinde ise nafaka süresinin uzatılarak yaşam boyu nafakaya hükmedilebileceği belirtildi. Bunun, devletin çatışan haklar arasında adil denge kurma yükümlülüğünün sonucu olduğu ifade edildi.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesi kapsamında irat biçiminde hükmedilecek nafakanın süresinin belirlenmesinde hakime, evliliğin süresi, nafaka alacaklısı eşin yaşı, eğitim ve sağlık durumu ile ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkanlarıyla karşılayabilme kapasitesi gibi unsurları değerlendirme yetkisi tanınması gerektiği kaydedildi.