Türk Hava Yolları (THY), Çin başta olmak üzere Asya-Pasifik pazarındaki kapasitesini artırmayı ve İstanbul üzerinden Asya ile Avrupa arasında yeni bir bağlantı koridoru oluşturmayı planlıyor. THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, şirketin bölgedeki uçuş frekanslarını gelecek yıllarda yüzde 15-20 artırmayı hedeflediğini belirtti.
Çin seferleri planlanandan önce artırıldı
THY'nin 133 ülke ve 358 destinasyona ulaşan uçuş ağı içinde Doğu Asya, Güneydoğu Asya ve Okyanusya, en yüksek kârlılığa sahip bölgeler arasında bulunuyor. Şeker, geniş gövdeli uçak filosundaki gelişime paralel olarak Asya-Pasifik'teki kapasite artışının sürdürüleceğini söyledi.
Çin pazarındaki kapasite artışının öne çekildiğini belirten Şeker, Pekin, Şanghay ve Guangzhou seferlerinin planlanandan daha erken artırıldığını kaydetti. Çin'e haftalık uçuş sayısı bu yıl 10 frekanslık artışla 42'ye çıktı; mevcut trafik hakları ise haftalık 49 sefere kadar büyüme imkânı sunuyor.
THY'nin kasım ayında Çengdu seferlerine başlaması planlanıyor. Urumçi de şirketin yeni uçuş planları arasında yer alıyor.
İstanbul üzerinden yeni bağlantı koridoru hedefi
Şeker, Körfez merkezli hava yollarının Asya ve Avustralya ile Avrupa arasındaki güçlü konumuna karşı İstanbul üzerinden ikinci bir bağlantı koridoru oluşturmayı hedeflediklerini ifade etti. Uzun menzilli hatların gelecek dönemde büyüme stratejisinde daha fazla ağırlık kazanması bekleniyor.
Bu kapsamda Avrupa, Afrika ve Latin Amerika ile Uzak Doğu arasında ilave bağlantılar kurulması, bazı şehirlere ikinci ve üçüncü seferlerin eklenmesi amaçlanıyor. Orta Doğu'daki gelişmelerin ardından dar gövdeli uçaklar Orta Asya, Afrika ve Avrupa'daki bazı hatlara yönlendirilirken geniş gövdeli yolcu ve kargo uçaklarında Japonya, Çin, Avustralya, Tayland, Singapur ve Vietnam pazarlarına ağırlık verildi.
Talebin güçlü olduğu hatlara haftalık 58 ilave yolcu ve 61 kargo frekansı eklendi. Kapasite değişiminin şirketin ikinci çeyrek performansına katkı sağladığı belirtildi.
Asya'nın gelirlerdeki payı Avrupa'yı geçti
THY'nin ikinci çeyrek geliri yıllık bazda yüzde 20,5 artarak 7,2 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde yolcu gelirleri yüzde 15, kargo gelirleri ise yüzde 58 arttı; şirketin ilk yarı toplam geliri yüzde 20,8 artışla 13,1 milyar dolara ulaştı.
Jet yakıtı fiyatlarındaki artışın yılın ilk yarısında yaklaşık 1,3 milyar dolarlık ek maliyet oluşturduğu bildirildi. Çatışmaların diğer etkileriyle birlikte toplam maliyetin yaklaşık 2,1 milyar dolara ulaştığı, THY'nin ikinci çeyrekte yeni müşterilerin yaklaşık yüzde 5'ini kazandığı ve pazar payını yaklaşık 1 puan artırdığı aktarıldı.
Asya hatlarının THY'nin toplam gelirindeki payı ikinci çeyrekte 5 puan artarak yüzde 32'ye çıktı ve yüzde 27 paya sahip Avrupa'yı geride bıraktı. Asya hatlarının toplam yolcu trafiğindeki payı da yüzde 10'dan yüzde 12'ye yükseldi.
Afrika ile Asya arasındaki yolcu trafiği yüzde 70, Doğu Avrupa ile Asya arasındaki trafik ise yüzde 40 arttı. Rus hava sahasının kullanılması, bazı Doğu-Batı rotalarında daha kısa uçuş süreleri sağlıyor.
Japonya ve Avustralya planları
THY, Japonya'ya düzenlenen haftalık 25 seferi artırmayı hedefliyor. Singapur ve Vietnam'da elde edilen yeni trafik haklarının da bölgedeki büyümeyi desteklemesi bekleniyor.
Japon yatırımcılar, THY'nin uçak kiralama finansmanı ihtiyacının yaklaşık yüzde 20'sini karşılıyor. Son 20 yılda yaklaşık 9 milyar dolar değerindeki 100'den fazla uçağın finansmanında Japon yatırımcıların rol aldığı belirtildi.
Uzun menzilli büyüme planları kapsamında Sidney ve Melbourne'e 2028'den itibaren aktarmasız uçuşların başlatılması planlanıyor. Aynı dönemde uzun menzilli hatlarda Premium Economy segmentinin şirketin finansal performansına önemli katkı sağlaması bekleniyor.
Ortaklık fırsatları değerlendirilecek
Şeker, THY'nin Asya ve Güney Amerika dahil farklı pazarlarda hava yolu operasyonları, uçak bakım-onarım ve kargo alanlarında ortak girişim fırsatlarına açık olduğunu söyledi. Bu girişimlerde yüzde 30 ila 50 arasında ortaklık payının değerlendirilmesi öngörülüyor.
THY'nin uçak bakım, onarım ve revizyon alanında dünyanın üçüncü büyük sağlayıcısı konumunda bulunduğu belirtilirken, yeni ortaklıkların şirket açısından sinerji fırsatları oluşturabileceği ifade edildi.