ABD'nin Los Angeles kentinden Türkiye'ye gelen 75 yaşındaki Craig Burns, eşi Arife Üçüncüoğlu Burns ile birlikte Sinop'a yerleşti. Burns'un kente taşınma kararında Türk mutfağına duyduğu ilginin yanı sıra Sinop'un sakin yaşamı, doğal güzellikleri, kültürel yapısı ve eşinin Sinoplu olması da etkili oldu.
Burns ve eşi, 2021 yılının sonlarında Sinop'a geldi. Çift, 2022 yılında kente tamamen taşınarak yaşamını burada sürdürmeye başladı. Uzun yıllar Los Angeles'ta yaşayan Burns, ABD kentindeki kalabalık, yoğun trafik ve hızlı yaşam tarzıyla Sinop'un daha dingin yapısını karşılaştırdı.
Sinop’un sakinliği ve aile bağı öne çıktı
Burns, Sinop'u yalnızca yemekleriyle değil, günlük hayatın daha huzurlu ilerlemesi, doğal çevresi ve kültürel dokusuyla da değerlendirdi. Eşinin Sinoplu olması, kenti tanıma ve burada kalıcı bir yaşam kurma kararını destekleyen unsurlardan biri oldu.
Burns ayrıca Sinop'un iklimini ABD'deki Seattle-Tacoma bölgesine benzetti. Los Angeles'ın hareketli yaşamından sonra Sinop'un daha sakin yapısının kendisi için önemli bir fark oluşturduğunu belirten Burns, kentin doğal güzelliklerini ve yaşam temposunu beğendiğini ifade etti.
Türk mutfağına ilgisini videolarla anlatıyor
Emekli olduğunu anlatan Burns, farklı restoranları ziyaret ederek Türk yemeklerini deneyimlediği videolar hazırlıyor. Türk mutfağını Amerikan yemeklerine göre daha doğal, taze ve çeşitli bulan Burns, Türkiye'deki yöresel tatların yalnızca tek bir kente özgü olmadığını, ülkenin farklı bölgelerinde geniş bir çeşitlilik sunduğunu söyledi.
Burns'un özellikle Sinop mantısının cevizli ve yoğurtlu çeşitlerini beğendiği belirtildi. Balıklar arasında ise palamudu hamsiye tercih ettiğini söyleyen Burns, Sinop'taki yemek deneyimlerini kentin günlük yaşamıyla birlikte değerlendiriyor.
Burns'un Sinop'a yerleşme hikâyesi, 13 Ocak 2026'da aktarılan yerleşme sürecinin ardından 17 Eylül 2026'da yemek ve yaşam tercihleriyle daha geniş bir çerçevede ele alındı. Bu hikâye, Sinop'un bazı yabancılar için yalnızca ziyaret edilen bir yer değil, aile bağı, emeklilik, doğal çevre, sakinlik ve yerel mutfak gibi unsurların bir araya geldiği kalıcı bir yaşam alanı olarak da görülebildiğini ortaya koyuyor.