Bir terapist, insanların uzun süredir "tükenmişlik" sandığı duygunun çoğu zaman aslında bunaltı olabileceğini söyledi. Ona göre bu iki durum benzer görünse de aynı sorunu anlatmıyor ve yanlış etiket, yanlış çözüm arayışını da beraberinde getiriyor.
Uzman, koruyucu çalışma programlarının ve sosyal medyada dolaşan yüzeysel içeriklerin bu karışıklığı artırdığını anlattı. İnsanların artık "Tükenmişim" sözünü, eskiden "Yorgunum" demeleri gibi kullandığını dile getirdi.
Uzmanın anlattığına göre biri bir kez tükenmiş olduğuna karar verdiğinde, bu düşünceyi doğrulayacak işaretler aramaya başlıyor. Toplantıda sıkılmak ya da yoğun bir takvim karşısında zorlanmak, kişiye kendi kendini etiketleme için yeni kanıtlar gibi görünebiliyor.
Tükenmişlik için Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı tanım da bu ayrımı netleştiriyor. Buna göre tükenmişlik, uzun süre yönetilemeyen iş stresi sonucunda ortaya çıkan bitkinlik, işe karşı umursamazlık ve işte verim düşüşüyle tanımlanıyor.
Bunaltı ise daha geçici bir sorun olarak anlatılıyor. Uzman, böyle bir durumda kişinin iş yükünü azaltma, yardım isteme ya da önündeki işi parçalara ayırma gibi adımlarla rahatlayabildiğini söyledi.
Uzmanın verdiği işaretlerden ilki, kişinin yaşadığı sıkıntının önündeki engellerden kaynaklanan bir hayal kırıklığı olup olmadığı. Kişi hâlâ ortaya koyduğu işin önemini önemsiyorsa bunun bunaltıya daha yakın olduğu, tamamen kopmuş hissediyorsa bunun tükenmişliğe daha çok benzediği aktarıldı.
Bir diğer ayrım, tatil veya izin sonrası hissedilen toparlanma üzerinden yapılıyor. Kısa bir hafta sonu ya da birkaç günlük mola kişiyi az da olsa toparlıyorsa durumun bunaltı olabileceği, uzun bir tatilden sonra bile aynı dağınık ve yıpranmış hissin sürmesi halinde tükenmişlik ihtimalinin güçlendiği belirtildi.
Uzman, izin günlerinin nasıl geçirildiğine de dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Sürekli koşturulan, dinlenmeye zaman bırakmayan bir tatilin kişinin kendini değerlendirmesini zorlaştırabileceğini ifade etti.
İşleri yetiştirememe baskısı ile hiçbir şey yapmak istememe hali arasındaki farkın da önemli olduğu anlatıldı. Bunaltı yaşayan kişinin genellikle "Yapacak çok şeyim var, zamanım yok" diye düşündüğü; tükenmişlik yaşayan kişinin ise işi bitirmeye kendini veremediği ve çabayı anlamsız bulabildiği kaydedildi.
Fiziksel belirtiler de bu ayrımın parçası olarak sunuldu. Bunaltıda omuzların kasılması, mide sıkışması ve uykuya dalmada zorlanma görülebilirken, tükenmişlikte duygusal ve bedensel uyuşukluk hissinin öne çıkabildiği belirtildi.
Uzman, bunaltı yaşayanların yeni bir işe ya da uzun bir ara vermeye hemen ihtiyaç duymayabileceğini söyledi. Bunun yerine, sorunu adıyla koymanın, ertelenen işe on dakika ayırmanın ya da gün içindeki yükü daha küçük parçalara bölmenin rahatlama sağlayabileceğini aktardı.
Gerçek tükenmişlik durumunda ise daha ciddi bir müdahalenin gerekebileceği ifade edildi. Uzman, uzun süreli izin, terapi ya da görev değişikliği gibi seçeneklerin bu durumda gündeme gelebileceğini söyledi ve emin olunmadığında bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmenin önemine dikkat çekti.