Türkiye, Libya'nın batısındaki hükümete verdiği askeri ve siyasi desteğin ardından, son dönemde ülkenin doğusundaki güçlerle de işbirliğini genişletti. Al Jazeera'nın özel kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Ankara ile Libya'nın doğusundaki Genel Komutanlık arasındaki temaslar siyasi görüşmelerin ötesine geçerek askeri ve teknik alanlara yayıldı.
Türk Savunma Bakanlığı ve Libya Genel Komutanlığı'ndan yapılan resmi açıklamalarda "askeri işbirliğinin güçlendirilmesi", "eğitim" ve "tecrübe paylaşımı" ifadeleri öne çıkarken, özel kaynaklar tarafların askeri tesislerin geliştirilmesi, gözetleme ve izleme sistemleri ile Genel Komutanlığa bağlı subayların Türkiye'de eğitilmesi konularında mutabakata vardığını iddia ediyor. Bu projelerde Türk savunma sanayii şirketlerinin de yer aldığı belirtiliyor. Ancak söz konusu detaylar henüz resmi makamlarca doğrulanmadı.

Saddam Haftar kritik rol üstleniyor
Al Jazeera'ya konuşan güvenlik kaynakları, askeri işbirliğinin artık sadece Libya'nın batısıyla sınırlı kalmadığını, doğu bölgesine de eğitim, kapasite geliştirme ve askeri altyapının iyileştirilmesi başlıklarında yayıldığını ifade etti. Bu yakınlaşmanın önemli bir kısmını, Libya'nın doğusundaki güçlerin komutan yardımcısı Saddam Haftar'ın yürüttüğü; Haftar'ın Türk Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve üst düzey askeri yetkililerle sık sık bir araya geldiği kaydedildi.
Uzmanlar ne diyor?
Libyalı ulusal güvenlik uzmanı Faysal Burayka, Al Jazeera'ya yaptığı değerlendirmede, bu yakınlaşmanın Türkiye'nin Libya politikasında bir dönüşüme işaret ettiğini söyledi. Burayka, "Ankara artık ilişkilerini sadece batıyla sınırlı tutmuyor; doğudaki Genel Komutanlık ile eğitim, teknik işbirliği ve askeri ziyaretleri kapsayan kanallar açtı" dedi. Bu sürecin Genel Komutanlığa askeri ortaklıklarını çeşitlendirme fırsatı verirken, Türkiye'ye de nüfuzunu Libya'nın doğusuna ve güneyine genişletme imkanı tanıdığını belirten Burayka, ilişkinin henüz stratejik ittifak düzeyine ulaşmadığını, çünkü ilan edilmiş bir savunma anlaşması olmadığını ve Genel Komutanlığın Mısır, Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri ile ilişkilerini sürdürdüğünü vurguladı. Ancak Burayka, Mısır sınırı yakınında ya da Libya'nın güneyinde kalıcı bir Türk askeri varlığının Kahire ve Cezayir'in hassasiyetini artıracağı uyarısında bulundu.
Mısırlı askeri uzman ve Arap Stratejik Araştırmalar Kurumu Başkanı Tuğgeneral Samir Ragıb ise bu gelişmelerin Mısır için bir kriz ya da endişe kaynağı olmadığını düşünüyor. Al Jazeera'ya konuşan Ragıb, Türkiye'nin doğu Libya ve Halife Haftar ile işbirliğinin, özellikle Mısır-Türkiye koordinasyonunun askeri dahil her düzeyde en üst seviyeye çıktığı bir dönemde olumlu olabileceğini ifade etti. Ragıb, Libya'nın güneyinde, Mısır sınırından uzak bir üssün Mısır için sorun teşkil etmediğini, Kahire'nin yalnızca Mısır'ın batı sınırına bitişik doğu Libya bölgesiyle ilgilendiğini söyledi.
Ragıb ayrıca, Haftar ile Türkiye arasındaki askeri işbirliğinin Mısır'ın stratejik hedeflerine hizmet edebileceğini, çünkü bunun Haftar'ın Sudan dosyasındaki etkisini sınırlayacağını ve Hızlı Destek Kuvvetleri'ne verilen desteği azaltacağını öne sürdü. Mısırlı uzman, Türk varlığının, görüşleri ve çıkarları Mısır'ınkiyle örtüşmeyen başka bir bölgesel aktörün doldurabileceği boşlukları kapatacağını da sözlerine ekledi.
Deniz yetki alanı anlaşması boyutu
Al Jazeera'nın özel kaynaklara dayandırdığı bir diğer iddia ise Türkiye'nin doğu Libya'ya açılımının ardında, 2019'da eski Ulusal Mutabakat Hükümeti ile imzalanan deniz yetki alanı sınırlandırma anlaşmasının onaylanmasını kolaylaştırma isteğinin yattığı yönünde. Buna göre Ankara, doğu Libya'daki etkili taraflarla iletişim kanallarını genişleterek anlaşmanın önünü açmayı hedefliyor. Ancak bu bilgi ne Türk hükümeti ne de Libya Temsilciler Meclisi tarafından doğrulandı.
Mısır'dan "koordinasyon" vurgusu
Mısır-Türkiye ilişkilerine yakın bir Mısırlı kaynak ise Al Jazeera'ya yaptığı açıklamada, "Türkiye şu anda Libya'da Mısır'la önceden koordinasyon olmadan hiçbir adım atmıyor" diyerek, bu tür hareketler karşısında Mısır'ın endişe duyduğu yönündeki söylemlerin kapısını kapattı.
Uluslararası ilişkiler uzmanı İlyas Baruni de Türkiye'nin doğu Libya'ya açılımını bir "stratejik yeniden konumlanma" olarak nitelendirdi. Baruni'ye göre bu adım, siyasi sürecin sonucu ne olursa olsun Türk nüfuzunu korumayı amaçlıyor ve ekonomik çıkarların korunması, güç dengelerindeki değişime uyum sağlama ve olası bir siyasi çözüme hazırlıkla bağlantılı.
Uzmanlar, Libya dosyasının katı ittifaklar döneminden esnek ortaklıklar dönemine geçtiğini, bu yakınlaşmanın geleceğinin ise işbirliğinin sınırlarına ve taktiksel eşgüdümden uzun vadeli ortaklığa dönüşüp dönüşmemesine bağlı olduğunu belirtiyor.