ABD’li yetkililer, İran’la hazırlanan mutabakat metninin, Tahran’ın bunu kendi kamuoyuna sunabilmesini kolaylaştırmak için son derece muğlak tutulduğunu söyledi. Yetkililere göre metin, siyasi bir çerçeve olarak kurgulandı.
Yetkililer, belgede yaptırımların kaldırılacağı, bir nükleer anlaşma yapılacağı ve dondurulmuş fonların serbest bırakılacağına dair ifadeler bulunduğunu aktardı. Ancak yaptırımların ne zaman kaldırılacağına ilişkin bir takvim verilmediği, sürecin ilerlemesine bağlandığı belirtildi.
Metni gören bir kaynağın aktardığına göre mutabakat, İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokuna ilişkin somut taahhütler içermiyor. Buna karşın metinde, İran’ın nükleer silah üretmeyeceğini teyit ettiği ifadesinin yer aldığı ileri sürüldü.
ABD’li yetkililer, metinde açıkça yazmasa da İran’ın arka kanallar üzerinden Washington’un istediği tavizleri sunacağını öne sürdü. Aynı yetkililer, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı koordinasyonuyla zenginleştirilmiş malzemelerin imhasında ABD’nin de rol üstlenebileceğini savundu.
Yetkililere göre mutabakat, İran’ın yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mali kolaylıkların da önünü açıyor. Bu çerçevede Tahran’ın ileride 300 milyar dolarlık bir kalkınma fonundan yararlanabileceği ifade edildi.
Dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması konusunda ise metnin daha da belirsiz bırakıldığı aktarıldı. Yetkililer, bu varlıkların ileriki müzakere turlarında kaydedilecek ilerlemeye göre serbest kalabileceğini, ancak herhangi bir tarihin yer almadığını söyledi.
Yetkililere göre metin, İran’ın imzanın hemen ardından petrol ve petrokimya ürünleri satabilmesine de kapı aralıyor. ABD’nin bu satışlara yönelik yaptırım muafiyetleri tanıyabileceği de dile getirildi.
ABD’li yetkililer, İran lideri Mücteba Hamaney’in mutabakatı zımni olarak onayladığını da öne sürdü. Cuma günü başlayacak ve 60 gün sürecek müzakerelerin ise İran’ın taahhütlerine ne ölçüde bağlı kalacağını ve nükleer alanda hangi tavizlere hazır olduğunu göstereceği belirtildi.